ayrı dünyaların insanı olmak

insanı çaresiz bırakan bir durumdur.

çok sevmek, aşık olmak ve yolların çok ayrı olduğunu görmektir, kabul etmeyerek.
uğraşmak, didinmek, ödün vermek, oldurmaya çalışmak, yapabileceğine inanmaktır.

onursuzlaşmak, bazen gurursuzlaşmak ve acınacak duruma düşmektir.
acı çeke çeke sevmek, özgürlük ve aşk arasında kalmak, korkmak, korkak davranmaktır.

gitmek isteyip gidememek, kalmak isteyip kalamamak, ne kendine ne de ona tam olarak ait olamamak ve hep arafta kalmaktır.

*

eli kolu bağlanır insanın, gözü görmez, eli tutmaz olur. göz göre göre biten bir sevda, avuçların arasından kayıp giden yaşanmışlıklar, yapılacak hiç bir şey, söylenecek hiç bir söz yok. tükenmiş çünkü laflar. ağızdan bir kez çıkmış ve belki onarılmaz yaralar açmış. artık ne söylense boş, anlamsız.

yürek yandığıyla, sevda bittiğiyle ve taraflar çektikleri acılarla kalakalır.

baştan beri bilinen ama asla söze dökülmeyen o an gelip çattığında, birbirlerine arkalarını dönüp, uzun zaman önce saptıkları tam zıt yollara yürümeye başlar aşıklar, her adımda biraz daha hızlanarak. kendi dünyalarının, kendi pencerelerinde başka başka heyecanlara yüreklerini açarak.
yeşilçam filmlerinde, aşık çiftin düştüğü olmazsa olmaz durumdur.

(bkz: bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı)
farkına vardıktan sonra sorun olmayacak durumdur.

(http://www.hergunkarikatur.com/ayri-dunyalarin-insanlarisiniz.html)