bir varmış bir yokmuş

bir varmış bir yokmuş ile başlayan masallar gökten düşen 3 elmayla biterler.
ilham gencer in şarkısına konu olmuş tekerleme... şarkıdan bir bölüm bak bir varmış bir yokmuş, eski günlerde tatlı bir kız yaşarmış, boğaziçi'nde işte bir sabah erken, masal böyle başlamış delikanlı genç kıza, iskelede rastlamış bakışmışlar göz göze, gören kimse olmamış fakat denizde dalga, oynamaya başlamış
halk edebiyatının kaybolmakta olan değerlerinden bir örnektir. (b: bir varmış bir yokmuş) evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve tellal iken, pire berber iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken anam düştü beşikten, yardı başını eşikten babam kaptı sopayı, anam kaptı maşayı dört döndüler odayı ben de kaçtım gittim az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek soğuk sular içerek, bir yaz üç de güz gittim bir de döndüm ardıma baktım ki gide gide bir arpa boyu yol gitmişim
ironinin başladığı yerdir.
feridun düzağaç'ın son albümünden gene leziz bir şarkı. çok feriduncu oldum ben hayrolsun.

şarkılar yetmedi sen yetmedin ben yetmedim
ah; ne rüyaymış
sonsuza sürermiş, bir aşk masalıymış..
hepsinden farklıymış hepsi güyaymış

bir kadın tanıdım her kime dokunsa
dün yarın fark etmez beni aldatırdı
uykuma girerdi rüyalarımdaydı
alır karşısına aşkı anlatırdı

mevsimler geçiyor dönüyor dünyam
içimde aşkın ateşi sönüyor
bir yangın yeriydi eskiden kalbim
sular altında can çekişiyor

bir kadın tanıdım
adımı anınca içimde kuşlarım dansa başlardı
uykusuzdu geceler yıldızlar altında
başım hızla döner aklım yavaşlardı

"(i: bir varmış bir yokmuş)
(i: ama bir tek'miş)
(i: yerine yokmuş)"
bir ile eksi bir arasındaki oyundur. bir vardır, ama eksi bir de vardır. hep karşılaşırlar bu durumda bir vardır, bir yoktur. sıfır aslında eldedir.
--- cemal süreya ---

aslında annem seni anlatır dururmuş çocukluğumda, meğer her masala seni anlatarak başlarmış. 'bir varmış, bir yokmuş'.

--- cemal süreya ---
(bkz: ama bir tekmiş yerine yokmuş)

(http://www.youtube.com/watch?v=oef6hrj5xay)
varlığını hissettirdiği anda kaybolan kişi.

o zaman; sokarım öyle varlığa!
bir de böyle eski bir şarkı vardı.

bak bir varmış bir yokmuş, eski günlerde
tatlı bir kız yaşarmış, boğaziçi'nde
işte bir sabah erken, masal böyle başlamış
delikanlı genç kıza, iskelede rastlamış
bakışmışlar göz göze, gören kimse olmamış
fakat denizde dalga, oynamaya başlamış
bak bir varmış bir yokmuş, eski günlerde
tatlı bir kız yaşarmış, boğaziçi'nde
delikanlı yaklaşmış, ne kadar güzelsiniz
güzel kız uzaklaşmış, fakat siz de kimsinizben bir erkek
meleğim, bırak yanına geleyimellerimi sürmeden, gözlerimle
seveyimbak bir varmış bir yokmuş, eski günlerdetatlı bir
kız yaşarmış, boğaziçi'ndeolamaz hayır hayır, annem çok
kızar bunabeni kenara ayır, git takıl şuna, bunaşayet
istersen beni, bize yolla annenisöz veriyorum sana
olacağım gelinibak bir varmış bir yokmuş, eski
günlerdetatlı bir kız yaşarmış, boğaziçi'ndeyaşarmış boğaziçi'nde
"bana bir varmış de,

bir varmış, bir yokmuş

deme!

içime dokunuyor"

can yücel
"var" olmanın yanında, "yok" luğun gerçekliliği.