deniz misin liman mı

beyoğlu sokaklarında dolaşırken stencil ile yazılmış duvar yazısı. gel gör ki bütün düşünce yapınızı alt üst eder. tekrar sorarsınız kendinize (i: kimim) diye.
(http://www.denizmisinlimanmi.com/)
günün sorusu. herkes denizdir kendi içinde.kim liman olmak ister ki, ama herkes limanı hatta limanları olsun ister. ne deniz ne liman, akan bir su olmayı istiyorum, kendi halinde kendi yatağında bir nehir, akarsu. sürekli akan, temiz, berrak, sıkıntısını içinde tutmayan atan, düzlükte usul usul dinlenerek, tepelerden inerken güçlenip gürüldeyerek. nehirim ben, içindeki alabalık, kıyıda kenarda yosun tutmuş, ortasında mermer gibi parıldayan taşları, beklerim çocukları atlasınlar üstümden, güneş parlasın tepemde, sularım kıpırdansın renklensin ara ara o ışıklarda. şimşekler çaksın, gök gürlesin ben akmaya, yoluma devam edeyim, ay ışığı parlasın yüzeyimde ama kimseleri ani bir baskınla sel olup yutmayayım, çocuklar sevinsinler yamacımda oynasınlar, hayata tutunsunlar, boğulmasınlar.
insanları belirli bir kılıfa sokmak için sorulmuş ve insanları bu yönde yönlendirilmek için hazırlanmış binlerce aptallıktan sadece bir tanesi.

illa bir şey mi olmak zorunda insan? bugün öyle yarın başka olamaz mı?

"etiketler insanlar için değil, konserve kutuları içindir."

edit: düzenleme. uyarı için osmangazi'ye teşekkürler.
ne deniz ne de liman olmak için söz vereceğim durum.bazen liman olup denize kucak açarım bazen deniz olup limana sığınırım,bazen de vurmak için bir ada ararım.