kalp

vücuda kan pompalanması sağlayan hayati organ.
devamlı kırılan organ..
aslında kadın kalçasının sembolüdür.
temiz kalması mucize olan organ. çünkü o sadece bir organ değil insanın özü...
a harfini inceltmeden okursak -sahte , işe yaramaz- anlamına gelir.
2 check valf, 2 vakum, 2 kompresyon pompasının et-kastan yapılmışı. (çoğunlukla) bir ömür sekmeden hatasız çalışabiliyor olması hayranlık uyandırıcı organ.
arada bir insan bünyesine ağır gelen organ.
kendi özgü bir otomasyon sistemi bulunur. bu nedenle istemli çalışan çizgili kaslarla örülü olmasına rağmen biz istemeden de çalışır.
herkesin kendi yumruğu kadar boyutu olduğu söylenen organımız. (u: söylentiymiş)
ilk başlarda sevdiğiniz için attığını sandığınız, sonra ''meğer kan pompalıyormuş bu, aşk için değil bildiğin biyolojik nedenlerden yaşıyormuşuz'' diyip bozulduğum organ.
"kalbim etten bir organ sadece
kalbim yüreğim olur sen gelince"
(bkz: yılmaz erdoğan)
normalde p ile bitmesine rağmen, karşı karşıya gelince yumuşayan, duygusallaşan organ.
(bkz: kalp kalbe karşıdır)
alt + numpad 3 tuşlarından çıkan ifadedir. ♥
beynin, kan pompalamadığı sürece bir hiç olan organ,et parçası.
dostların, sevdiklerin, sevdiğin için atan seni hayata bağlayan organ.
aritmi hastalığının ev sahibidir. genetik etkileri bir yana bırakırsak, ona iyi bakmadığınız zaman ya hiddetlenircesine hızlı atar ya da küser ve adeta atmayı unutur, tekler. diğer organlardan farklı olarak, hastalığı da bir tuhaftır. insanı kıvrandırıp, söyletmez. aksine kalp hastalarında bariz bir durgunluk ve moral bozukluğu seyredilebilir. doktor kontrolünde olmak kaydıyla, kalp ritmini düzene sokacak ilaçlarlar ve düzenli, olabildiğince stresten uzak bir yaşam tarzıyla kalbinizle aranızı düzeltebilirsiniz.
kadın - erkek ilişkileri futbol maçına benzetilirse; defansı beynime kaptıran, aman incinip kırılmasın diye ilk 11 ime giremeyip yedek kulübede beklemek zorunda kalandır.
ıssız adamdan nasibini almış yalnız kadın' kardeşimin futbol oyunlarıyla betimlediği organımız. kapıya da benzeten varmış kalbi.

18.yy ingiltere’ sinin ünlü ressamlarından william holman hunt’ın bir tablosu londra kraliyet akademisinde sergileniyordu. bir bahçeyi tasvir eden bu tablosuna, hunt “kâinatın işığı” adını vermişti. tablo geceleyin elindeki fenerle bir bahçede duran bilge görünümlü bir adamı resmediyordu. adam serbest kalan eliyle bir kapıya vuruyor ve içeriden bir cevap bekler halde duruyordu.

tabloyu inceleyen sanat eleştirmenlerinden biri:

“güzel bir tablo doğrusu” demişti hunt’a. “ama anlamını bir türlü kavrayamadım. adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da...”

ressam hunt bilge bir edayla gülümsedi. tam da bu soruyu bekler gibiydi:

“adam alelâde bir kapıya vurmuyor” dedi. “bahçedeki bu kapı, insanın kalbini temsil ediyor. ancak içeriden açılabildiği için de, kalbin dışarıdan tokmağa ihtiyacı yoktur.”

(http://mycclub.org/wp-content/uploads/2009/07/kainatin-isigi-hunt.jpeg)
  • /
  • 2