rakı ansiklopedisi

birilerinin inatla yok etmeye çalıştığı rakı kültürünü anlatan yeni çıkmış ansiklopedi.
(u: dinazorus bülentus )
-----

(tanıtım bülteninden)

ansiklopediler tarih boyunca kültürel gelişimin dinamosu olmuştur. hangi dilde, hangi konuda olursa olsun, her ansiklopedi insanlığın ortak kültür mirasına yeni değerler katar, bilgi birikimini derinleştirir. bugüne kadar hazırlanan ilk rakı ansiklopedisi de öncelikle bu evrensel amacı taşıyor. yaşayan rakı kültürünün bütün yönleriyle kavranmasını sağlayacak bilgileri derleyen sistematik başvuru kaynağı olarak kütüphane raflarındaki yerini alıyor. her sayfasına anason kokusu sinmiş bu ansiklopedi, 500 yılı aşkın bir zaman diliminin izini sürüyor. rakı kültürünün ayrılmaz parçası, üç temel kavram olan rakı, meyhane ve çilingir sofrası, bu 500 yılı aşan tarihsel süreçte mercek altına alınıyor. tarih, edebiyat, mizah, sanat, müzik, sinema, folklor, kent kültürü, eğlence kültürü gibi alanlardan derlenen maddeler, rakı jargonundan seçilmiş 600'ü aşkın sözlük maddesiyle ve rakının çevresinde oluşturduğu toplumsal ve kültürel olguları değerlendiren incelemelerle harmanlanıyor. bu anlamda rakı ansiklopedisi'ni, "rakı" temasına odaklanan bir "popüler kültür tarihi ansiklopedisi" olarak değerlendirmek de mümkün. yedi kişilik danışma kurulunun değerli katkılarıyla, 55 yazarın kaleme aldığı 1755 maddelik rakı ansiklopedisi, kütüphanelerden çıkıp rakı sofralarına ve bu sofraların vazgeçilmezi olan muhabbete konu olmayı bekliyor.

-----
milli içkimizin nası bir kültüre sahip olduğunu gösteren, kitapevlerine yeni gelmeye başlayan edebi hazinenin adıdır.
fiyatı 2 adet 70'lik rakı'nın üzerinde olan ansiklopedidir. (80 tl)
aydın boysan. o eşsiz ve sevimli anlatımıyla, adam canlı rakı ansiklopedisi gibi. bir de " rakının mezesi muhabbettir" der ki, o muhabbetle ne şişeler devrilir de bana mısın demez bünye.
459.sayfasında yer almaktan onur duyduğum ansiklopedinin adıdır.
milli içkinin felsefe kitabıdır.
yaşayan rakı kültürünün üç temel unsuru olan rakı, meyhane ve çilingir sofrası olgularını 500 yılı aşan tarihsel oluşum sürecinde mercek altına alan “rakı ansiklopedisi” son günlerde elime aldığım en harika kitap.

akıntı çağanozu, asorlu, bulut, dalga, deveye binmiş, dut, esrik, evliya, fitil, hay, istim tutmuş, jilet olmuş, jüt olmuş, kadehkıran, kandil gibi, kelle, kelle kebap, kırba, kirişli kafa, kozmonot, kör kandil, küfelik, leyla, lodos yemiş, matiz, mestane, mest, metizmenos, moz, nal gibi, olgun, paşa, pestil, pilot, robot, taş gibi, tatlı, tekel bayii, tinton, tıpa, torba yoğurdu, trip, turşu, tütsülü, uçak, uçuk, vapur, vayb, vilispit, yüklü, zurna, zom...

bunların hepsi aynı anlama geliyor. elime yeni rakı'nın “rakı ansiklopedisi”ni aldığımda içkili veya sarhoş birini tarif etmek için yukarıdakiler gibi onlarca sözcük olduğunu öğrendim. erdir zat'ın yayın yönetmenliğini yaptığı, overteam yayınları işbirliğiyle hazırlanan ansiklopediyi elimden düşüremiyorum.

yayın danışmanı çağatay anadol, ansiklopedi dediğimiz şey hiçbir zaman bitmediği için “ilk ansiklopediler talihsizdir” dese de, bunun içinde yok yok. rakı jargonundan tutun da mezelere, meyhaneler, gazinolar, pavyonlar ve otellere, şairlere, yazarlara, şarkıcılara, padişahlara, randevuevi patroniçelerine, semtlere kadar rakı kültürünün kalbine dokunan, ona değen veya teğet geçen ne varsa bu ansiklopedide yer bulmuş. rakı içen, içmeyen veya içemeyen, her ne olursanız olun... bu ansiklopediye mutlaka kütüphanenizde yer açın.

çakırkeyif olmak ve kalmak esas

“rakı ansiklopedisi”nde bakın rakı adabı nasıl tarif ediliyor:
“eskilerin âdâb-ı işret dediği içki içme terbiyesi, rakı meclisleri sayesinde bugünlere kadar sürdürülmüştür. meclise veya meclisi paylaşan kişilere saygı göstermek, sohbeti kesmeden dinlemek, söyleyeceğini kırıcı olmadan söylemek, etrafı rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak, ona buna sarkıntılık etmemek gibi görgü kuralları rakı sofrasının temeline yerleşmiştir.”
adap çerçevesinde meyhane arkadaşlığının da kurulması ve korunması gereken bir bağ olduğu, ancak bunları yapabilmek için öncelikle kararında içmek gerektiği üzerinde duruluyor. esas olan sarhoş olmadan çakırkeyif hali uzun süre korumak.

ansiklopedide ahmet rasim'den anekdotlara sıkça yer verilmiş.
rakı içmede üstat olan rasim “gıdasını” iyi bilir, çok yavaş içer; “rakı kadehe konulur ama kadehle içilmez; yudum yudum içilir. her akşam gıdam bir şişedir. ancak kuralımı hiç bozmam” der.
ama mesela ansiklopedide bülent ersoy maddesinin altında sözü edilen diva hiç oralı değil: “ersoy, göz makyajından saç modeline, konuşurken bol bol kullandığı osmanlıca kelimelerden yarı-muhafazakâr yarı-liberal milliyetçilik anlayışına uzanan özgünlüğünü rakı içişinde de sergiler; dubleyi tek seferde içer, ekseriyetle kadehi yerde parçalar.”
bir tv programında “türk filmlerinde en iyi soyunan erkek?” sorusuna şöyle cevap vermiş ersoy: “kadir inanır. o soyunurken karşısında oturup iki şişe rakı içebilirsin.”

çilingir sofrasının desturu

kalenderlerin, rintlerin ve bektaşiler'in vakti kerahet geldiğinde içkiye başlamadan önce okudukları bir tür izin, bir ruhsat, bir rakı duası bu destur. şimdiki konjonktüre de uymuyor değil hani:

içelim ab-ı hayatı
neş'e verir bedene
ne mutlu bunu icat edene
bunu icat eden bir pir
akşamları iki
sabahleyin bir
artsın eksilmesin
taşsın dökülmesin
allah kimseyi
meyhanesiz memlekete düşürmesin

içinde yer aldığım sayfası ile ayrıca keyiflendiğim bu eser mutlaka rakı severlerin baş ucu kitabı olmalı.
her sayfasında anason kokusu iddiası ile gözümden düşmüş kitap. keşke adını "yeni rakı ansiklopedisi" koysalarmış. eğer sen anason'u rakının olmazsa olmazı kabul edersen başta boğma rakı, mastika, arak vb. yani kısacası tekel rakısı olmayan tüm rakıları (ki çoğu tekel rakısından daha köklü bir geçmişe ve kültüre sahiptir) devre dışı bırakmış olunur. eminim rakı deyince anason'dan başka şey bilmeyenleri kafalamak için böyle yazmışlardır ve içinde diğer rakı türlerinden hak ettikleri kadar bahsediyordur ama ansiklopedi iddiasında olan bir kitap böyle ucuz numaralara kaçmamalıydı.

tanıtımlarından gördüğüm kadarı ile rakıyı daha çok istanbul çerçevesinde ele almış, anadoluda rakı kültürünü, çeşitlerini ve yapımını es geçmiş gibi. tabi tanıtımlarda bahsetme gereği duyayıp (ne de olsa kim takar anadoluyu) daha ünlü istanbul rakı kültürünü ortaya çıkarmış ama kitabın içinde bahsetmiş olabilirler. bir de teknik olarak tam anlamıyla rakı sayılamayacak ama anason içerdiği için bu kitapda yer bulmuş içkiler de var. yani rakının tanımını daha çok damıtılmış meyve alkolü yerine anasonlu damıtılmış içki olarak yapmışlar (ki bu bizi rakı konusunda yanlışlara götürür.)

anadolu rakı kültürüne uzaklığı konusunda da mesela rakı-balık'tan bahsetmiş ama et-rakı'dan bahsetmemiş ki türk kültüründe et+içki, balık+içki'den daha köklü daha eskidir. türkler rakı balıkla tanışması rum ve yunan kültürünün etkisi ile başlamıştır. zaten kitapdaki çoğu meyhane de rum meyhanesidir dikkat edilirse. ama mesela bir çukurovalı olarak iyi et (fransızlar bon fillet der) + sek rakı'nın ne büyük bir saadet olduğunu gayet iyi bilirim ve rakı balığa her zaman tercih ederim (tabiki bu bir tercih ve zevk meselesidir ama rakı kültürü içerisinde ihmal edilmemeli.)

bir de benim icadım olan rakı-dondurma kombinasyonu var ki onu da ben buradan paylaşayım;
meşhur bir hikaye vardır bektaşi zürafayı gördüğünde "bu mübarek ne içiyordur ama" demiş. çünkü rakının en keyifli kısmı boğazdan geçerkenki aşaması olduğu kabul edilir. işte dondurma ve rakı birbirinin zıttı olarak rakının boğazda bıraktığı hissi her seferinde maksimumda tutma gibi bir özelliği var. bir yudum rakı aldınız, rakı soğuk olsa da bir sıcaklık hissi oldu, tadı da acımsı, arkasından bir lokma dondurma boğazı resetliyeyip yeniden ilk yudumdaki o hissi yaşamanıza imkan tanıyor. üstelik dondurma içinde bulundurduğu şeker ile rakı'daki alkol'ün daha rahat kana karışmasını sağlar rakının boş yere midede yer işgal etmesini önler (dondurma yoksa başka tatlı da olur) tevsiyem kahramanmaraş kesme dondurmasıdır. eriyip giden alalade bir dondurma rakı masasında pek hoş bir görüntü oluşturmayacağı hepimizin malumudur sanırım.

ve son olarak bir çukurovalı olarak rakı şalgam'ı kesinlikle tavsiye etmiyorum. şalgamın iyisi keskin olanıdır, keskin şalgam da rakı içerken alacağınız hissi azaltır. gerçi insanlar zaten bunun için şalgamla içiyorlar ya. rakıya su koy, yanında su iç, içine buz koy, arkasından şalgam iç, oldu olacak diş doktorundan lokal anestezi yaptır da hiç hissetme rakıyı. rakı içmek bu mudur? malesef daha çok rakı içip bir şeyleri ispatlamaya çalışan kişiler rakı içme hissini minimuma indirip içtikleri rakı miktarını maksimuma çıkarmaya çalışıyorlar. halbuki 20'lik iç ama tadını alarak iç. tadı içerken oluşan o his sana göre değilse de içme, herkes rakı içmeli, herkes rakıyı sevmeli diye bir kural yok. olduğunu iddia edenler var, onlar rakı şaklabanıdır, bir şeyleri ispatlamak için rakı içiyor olmayı kullanır.

bu arada kitap idefix.com'da %30 indirimli satılıyormuş.
bu kitap, rakı denen buzdağının gözüken kısmı olduğunun farkında olarak zevkle okunabilir diye düşünüyorum.
(kitabı okumadım tanıtımlarından vardığım sonuçlar bunlar, tanıtımlarında verdikleri intiba üzerine yorum yaptım. kitabın içi daha başarılı olabilir.)


ek:
tanıtımlarını okumaya devam ederken şöyle bir şeyle karşılaştım hoşuma gitti, paylaşayım dedim;
(yukarı anlattığım rakı-dondurma olayıyla cuk oturmuş)

- fıdda nine; hayatını 1900-2010 arasında antakya'nın yukarıdöver köyü'nde geçiren fıdda nine, 90 yıl boyunca her gün boğma rakı içermiş. bu yönüyle basında sağlık mucizesi türünden haberlere konu edilmiş. birlikte tarla dönüşü evde bir çay bardağı rakı içtiği kocasını 1995'te kaybedince miktarı artırmış. meze olarak tatlı yiyormuş. köy ahalisi onun sarhoş olduğunu ya da taşkın hareketlerde bulunduğunu hiç görmemiş. 109 yaşında gözünde katarakt çıktığı için rakıyı bırakmasından bir yıl sonra hayata veda etmiş.
alkol içme ile rakı içme arasındaki farkı, 500 yıllık kültürü ile anlatan, ansiklopedik olarak türünün ilk kitabı olan ansiklopedidir.

5 asırı geçen rakı kültürüne ait günümüze dek yazılmış bu kadar büyük bir araştırma ve yazar kadrosuna sahip hiç bir ansiklopedi olmamıştır.
50 sayfalık minik bir ölçüde şiir kitabı yazmak için bile sponsor gerekli olan günümüzde;
600 sayfalık, 1755 maddelik, 55 yazarın 8 danışmanın, 1200 den fazla görsel belge üzerinden, 3 yılda hazırladıkları öncü bir çalışma,
ancak benzerlerinin sayısı arttğında farklar gözetilerek daha ağır eleştirler alabilir tabii.

ben bu değerli eser için aşağıdaki makaleyi eklemek istiyorum. umarım detaylar hakkında bakış açıları verebilir.
(bkz:http://www.buyukkeyif.com/readarticle.jsp?objectid=7000000000066375)

ayrıca kitap ile ilgili çok ufak bir listede, konu hakkında yazanlar için vermiş olayım.

•doğan hızlan: akşamcının başucu kitabı
•kanat atkaya: iki yudum arası 5 dakika
•ahmet örs: milli içkimiz yeterince bilinmiyor
•yekta kopan: rakı, lakerda, kırmızı soğan!
•tan morgül: rakı kitabında balık olsam
•mehmet tezkan: 500 yıllık muhabbet
•oğul türkkan: rakıya neler oluyor?
•ece emre: birer kadeh "parlatmak"
•melis alphan: rakıya dair ne varsa
•cumhuriyet: rakı kültürünün a,b,c'si
•radikal: beş asırdır süren bir muhabbet
•cumartesi sabah: milli içkimizin ansiklopedisi
•ntvmsnbc: anason kokulu ansiklopedi
•eyüp tatlıpınar: 500 yıllık keyfin ansiklopedisi
•banu güven'le artı programı
17. uluslararası gurme kitapları ödülleri'nde, ''şarap dışında alkollü içecekler'' dalında birincilik ödülü almış.
eser sahibi olarak ödül alan erdir zat'ı ve emeği geçen herkesi kutluyoruz.