confessions

dinazorus bülentus

2. nesil Yazar

  1. toplam giri 4209
  2. takipçi 0
  3. puan 16746

bir kadının en güzel yeri

dinazorus bülentus
hatunlarımızın beğenilesi noktaları hakkındadır.

henüz kırılmamışsa kalbidir.
kırılmışsa, ıslak bakan gözleri...
artık ağlayamıyorsa, dudağının yanına, yerleşmiş hüznü.
hüznü bile hissetmiyorsa artık, buz tutmuş parmakları.
isınmıyorsa, konuşmuyorsa ve artık hiç gülmüyorsa...
anılarda kalmış çocukluğudur.
ama muhakkak tatlı bir yeri vardır kadının.
yeter ki ona,severek bakan bir çift göz olsun üstünde…

fıkra

dinazorus bülentus
sabah sabah moral ihtiyacı duyduğunuzda gerekli olan söz sinsilesi.
mesela bu satırlar gibi;

casinoda iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde barbut
masasında dikiliyorlarmış...
derken içeri fıstık gibi bir sarışın girmiş, masaya 10 bin dolar
koymuş veee;
baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama, ben çıplakken kendimi
daha şanslı hissediyorum'' diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş...
sonra elindeki zara öpücük kondurmuş ve;
'haydi tatlım, bana yeni kıyafetler lazım'' diye,
zarı fırlatmış... ve,
''evet!.. evet!.., kazandım!..'' diye,
sevinç çığlıkları atarak iki adama sarılıp öpmüş,
kıyafetlerini toplamış,
masadaki bütün paraları almış ve koşa koşa gitmiş...
iki adam da bakakalmışlar...
biri ''vaovv'' demiş, ''ne kadındı be... peki kaç atmıştı?''
öteki cevap vermiş; ''bilmeem...''
(bütün sarışınlar aptal değildir, ama bütün erkekler erkektir)

şimdi sen ölüyorsun libyalı çocuk

dinazorus bülentus
ortadoğu üzerinde son dönemde gelişen olaylarda mağdur olan çocuklar için söylenen söz.

şimdi sen ölüyorsun libyalı çocuk
senden on sene önce öldü iraklı çocuk,
senden kırk sene önce vietnam'da nepal'de yandı bir çocuk,
senden altmış altı sene önce hiroşima'da şeker yiyemeden öldü bir çocuk,
senden doksan sene önce öldü anadolu'da beşikte bir çocuk...
şimdi sen ölüyorsun libyalı çocuk,
keşke! ama keşke parayı hiç bulmasaydı lidyalı çocuk.

dinazorus bülentus

dinazorus bülentus
tüm sözlük dostlarına sevgiler, selamlar sunan hepinizi çok özleyen ihtiyar ve emekli yazardır.

geçerken uğrayayım dediğim.
bu satırlara kısa bir süre sonra eskisi gibi emek vermeye başlayacağım.
sizleri çok seviyorum ve çok özledim.
sağlıklar diliyorum.

aşk

dinazorus bülentus
"yaşanmazsa yaşanmamış" olunacak insanlık gerçeğine denir.

yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci;
sahneye fırlayıp romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır.
sonunda geminin batacağı bilindiği halde titanic defalarca izlenmiştir.
bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamzsın.
çünkü: romeo ölmeli, titanic batmalı ama aşk herşeye rağmen yaşanmalı

evlilik

dinazorus bülentus
birbirleri ile yaşamak isteyen çiftlerin bu isteklerine verilen isimdir.

çok zor olan evlililk konusunda üretilmiş geyik muhabbetleri de takip etmeye değerdir.

‎1- bir adam gazeteye ilan vermiş: ''eş arıyorum''.
ertesi gün yüzlerce mektup almış. hepsi aynı şeyi söylüyormuş.
''benimkini alabilirsin.''
2- bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz.
''ya arabası yenidir ya da karısı.''
3- bir genç babasına sorar; ''baba evlenmek kaça mal olur?''
baba cevap verir: ''bilmiyorum oğlum, ben hala ödüyorum.''
4- evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
istediğin yemeği sipariş edersin, sonra yanındakinin istediği yemeği görüp
''keşke onu isteseydim'' dersin.
5- evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
ikinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler.
6- bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır:
''seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım.''
adam cevap verir: ''evet aşıktım, fark edemedim.''
7- bir davette bir kadın arkadaşına sorar; ''alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?'' diğer hanım cevap verir;
''evet yanlış adamla evliyim de ondan".

14 temmuz 2011 diyarbakır pkk saldırısı

dinazorus bülentus
yurt savunmasındaki askerlerin teröristlerce öldürülmesini bildiren yeni duyuru.

diyarbakir’ın silvan ve kulp ilçeleri arasında bugün öğle saatlerinde arama yapan askerler pusuya düşürüldü;
3’ü uzman erbaş, 10’u er olmak üzere 13 asker şehit oldu.
2’si ağır 7 askerin yaralandığı çatışmada 5 pkk’lı terörist ölü ele geçirildi.

can alarak nemalanan kan içici vampirler.
insan öldürerek hangi dava kazanılmış.
hangi kutsal değerler yaşatılmış.
önemli olan "can" kazanmaktır,"can"almak değil.
davanıza saygınız varsa kendinizi ifade edin, silahı değil.
şehitlerimize rahmet,yurduma sabır diliyorum.


ukdeci:dinazorus bülentus

14 mayıs 2011 manimo'da kahvaltı zirvesi

dinazorus bülentus
bir teklif götüreceğim yazarlarımızın toplantısıdır.

aynı tarihte, ancak akşam üzerinden itibaren (14 mayıs saat 18.00)manisa saruhanlı,isak beyli beldesinde bir çiftlikte arkadaşlarımızla,
oğlak çevirme ve rakı toplantısı yapıyor olacağız.
izmir manisa arasının çok yakın olacağı hesabı ile içkisini koltuk altına alıp gelecek olan yazarlarımızla zirveyi çiftlik ortamında yapabiliriz.
çıkacak manzara, enfes bir doğa ve 50 yaş üstündeki asker arkadaşların geleneksel toplantısında benzerini göremeyeceğiniz keyife ortak olmadır.davetim ciddidir.

kazım koyuncu

dinazorus bülentus
aramızdan ayrılışının 6. yılında özlemle, rahmetle andığımız müzisyen dostumuz.

"ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim ". demişti.
kazım koyuncu yıldızı hiç sönmesin.

istanbul

dinazorus bülentus
istanbul bir kitapır,sayfaları binlerce
hangi satırında gezersen gez bir değer olan,
istanbul bir kadındır,nasıl bakarsan bak hangi açıdan görürsen gör,
hep vericidir,
erotiktir,
gizemlidir,
cimridir,
seksidir,
frijittir,
erkeğini seçer,
istanbul bir erkektir,nasıl bakarsan bak,hangi açıdan görürsen gör,
hep ister,
hep egemendir,
açıktır,
bulutludur,
sarhoştur,
uyurgezerdir...
istanbul hayattır...hayat biziz,hayat sizsiniz..
istanbul bizleriz...
bizler kimiz????

kadında orgazm

dinazorus bülentus
cinsel ilişki veya cinsel düşünme sırasında kadının cinsel zirve yapması anlamına gelir.
kadınlarımızın %80 inin bilmediği bu beyinsel ve fiziksel oluşum, nedense hep erkeğe göre endekslenir.erkek cinsel ilişki işlemini bitiririr ve olay finalize olur. böyle olduğunu düşünen kadın, partnerinin mutluluğunu sadece gözler. veya kendisine yapılan işkenceye tahammül etmeye çalışır.
zamanla orgazmı tanıyan kadın %20 lik grubun içindedir. bu kadınlar keşfedilen güzelliğin farkındadırlar ve partnerleri ile uyum içinde cinselliklerini yaşarlar. bu mutlu %20 lik grubun kendi arasında %30 u kadının erkeğe oranla daha çok ve defalarca orgazm olabileceğini öğrenmiş grupturlar.
bu grup kadında orgazm olgusunu erkek parntlerin olaya hakimiyetleri ile en üst seviyede tutan grupturlar.
bilinenin aksine erkekte orgazm sayısının yüksekliği erkek tarafından makbul görülmez, fiziksel olarakda çok mümkün değildir. oysa kadın orgazm sayısı "n" sayıdadır ve sınırı yoktur. her seferindede kadının duyguları artarak yükselir.orgazm kadına daha keyifli gelir.
kadında orgazm güzelliğini, ilişkideki erkek, tao felsefesi, padişah - harem mantığı gibi bazı beyinsel ve fiziksel kavramlarla düzenler.
bu düzenlemedeki amaç kadının orgazm bolluğu yaşaması, erkeğin sabretmesi esasına dayılıdr. kadında orgazm sayısı aynı cinsel birleşmede yüzlerle sayılabilecek sayıya ulaşabilir. çok önemli olan kadında orgazm konusu, yaşadığımız zaman içinde erkek egemen toplum olma nedenimizden dolayı sulandırılmış bir konudur. her gündeme gelişinde orgazmı bilmeyen kadınlar kompleks yaptığı için,erkeklerde fazla gayret göstermeleri gerektiği için kadınların bu hayati öneme haiz konusuna önem vermemektedirler.

günün geyiği

dinazorus bülentus
"an itibarı ile " sonu belli olmayacak şekilde sürüp giden muhabbet.



çok iyi giyimli bir bey çok uluslu bir firmada iş görüşmesinde.

işe başvuran =ib

insan kaynakları müdürü = ik



ib - ben ayda 10 000 dolar maaş isterim

ik - biz çalışanlarımıza zaten en az 15 000 dolar veriyoruz

ib - şirket aracı olarak bmw istiyorum

ik - biz çalışanlarımıza cherokee jeep veriyoruz

ib - saat 10 da gelirim 15 te çıkarım

ik - bizim çalışanlarımız evden çalışır

ib - yılda 1 ay tatil isterim

ik - biz çalışanlarımıza 2 ay veriyoruz

ib - antalya'da tatilimi geçirebileceğim bir yazlık

ik - biz çalışanlarımızı hawai'ye gönderiyoruz

ib - şaka yapıyorsunuz

ik - ama önce siz başlattınız ...

konuşan vibratör

dinazorus bülentus
inşaatlarda dökülen betonun yerleşmesini sağlayan, inşaatçıların kamış ibaresi ile tanımladığı ağır iş makinasının çıkardığı sesten dolayı aldığı isimdir.
gürültü yaparak çalışan alet, beton kalıbına çarptığı zaman çıkardığı titreşim, ağzında laf geveleyen insan konuşmasını andırdığından benzetme yapılarak söylenmiş sözdür.
fantazi yıldızı burçlarının yükseleni olan cinsel dürtü sahiplerinin duymak istediği sesi amaç ederek, düzenlenmesi olası delik tıkacı aletin sesini duyan 5-7 cm.lik kanalın damarları tarafından kendi aralarında taktıkları isimdir.

ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül

dinazorus bülentus
ünlü şairimiz yahya kemal beyatlı'ya ait sözlerin yine ünü bestekar münir nurettin selçuk tarafından segâh makamında bestelenen,
"dönülmez akşamın ufkundayım" adlı unutulmaz şarkının en vurucu mısralarındandır.
şarkının sözleri;

ahhhh . . .
dönülmez akşamın ufkundayım
vakit çok geç
bu son fasıldır ey ömrüm
nasıl geçersen geç
cihana birdaha gelmek hayal edilse bile
avunmak istemeyiz
böyle bir teselliyle

ahhhh . . .
geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan . . . büyük kapıdan
geçince başlayacak
bitmeyen sükunlu gece
gruba karşı bu son bahçede keyfince . . . aaaahh
ya şevk içinde harab ol
ya aşk içinde gönül
ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül

ahhhh . . .
dönülmez akşamın ufkundayım
vakit çok geç

ukdeci: dinazorus bülentus

sol ne demek

dinazorus bülentus
iki yanımızın genelde az kullanılan yönünü gösteren ifadeyi sorgulayan soru cümlesidir.

ışıl özgentürk'ün bir çocuğun annesine sorduğu "sol ne demek" sorusu, dilimizde çok yaygın olan sol ideolojinin mantığının sorgusudur.
anne soruyu soran çocuğunu bakın nasıl cevap vermiştir,
ışıl özgentürk'ün kaleminden cumhuriyet gazetesinin satırlarında (29 aralık 2008 - cumhuriyet);

sol ne demek?
küçük çocuk annesine sordu: “sol ne demek?” anne bir süre düşündükten sonra yanıtladı: “sol, sokakta seksek oynamak demek; korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek; gece yatağından gökyüzünü izleyip gözüne kestirdiğin bir yıldızla sır paylaşmak demek; küçük fokları gaddarca öldüren fok katillerini hiç unutmamak ve kürk giymiş bir bayanın üstüne ‘yaşasın foklar’ diyerek kalıcı boya atmak demek; yunusların bazen bir insan olduğunu düşünmek ve onların o muhteşem özgürlüklerini kıskanmak demek; afrika’da bir ay sonra 700 bin yaşıtın çocuğun susuzluktan öleceğini öğrenip kumbaradaki parayı koşarak acil yardım kurumlarına götürmek ve bundan böyle diş fırçalarken musluğu kapalı tutmak demek; yemeğini bitirip geri kalanını üşenmeden bir torbaya koyup en yakın havyan barınağına götürmek demek; köpeğini gezdirirken bir poşete onun bıraktıklarını almak ve çöp kutusuna atmak demek. kesilen her ağaç, yanan her orman için ne yapıp edip mutlaka ve mutlaka ağaç dikmek demek.. kimselerin ‘bu orada ne yapıyor’ demesine aldırmadan insanların kumsalda bıraktığı çöpleri toplamak demek; çok meraklı olmak demek; şu yaşadığımız dünyada kaç dil konuşuluyor, farklı kaç renk insan var, neden çinliler sütle yapılmış yiyecekleri yiyemezler.. güney ve kuzey kutbuna kaç kişi gitmiştir?

onların bu yolculuklarda başına neler gelmiştir? şu bizim oturduğumuz kentin kaç kapısı var, şu bizim oturduğumuz kentte kaç müze var? yazıyı ilk bulan kavim sümerler’in kaç tanrısı varmış, hititler’in kaç tanrısı, hint mitolojisiyle, yunan mitolojisindeki tanrılar birbirine ne kadar benzer? güçlülerin tanrısı apollon’un da, hint tanrılarından en sevilen insan başlı fil tanrı gadeş’in de yardımcıları neden faredir? bir karınca bir kilometreyi ne kadar zamanda alır, sesten hızlı giden uçakların hızı saatte kaç kilometredir? neden erik ağaçları erken açar? dünyada kaç çeşit kurbağa vardır, insanın en yakın akrabası gerçekten su sineği midir? freud neden herkesin bildiği bir bilim adamıdır? karpuz neden soğuk suya bırakılır, dünyada parfüm yapılan kaç çeşit çiçek vardır, çöllerde kum fırtınaları neden hâlâ insanların korktuğu bir doğa olayıdır, kırlık alanlarda neden ay ve yıldızlar daha parlaktır? aşk nedir, bu neden başımıza gelir, kalbimiz sık sık neden kırılır, vicdan nedir, neden yalan söylerken yüzümüz kızarır...”

küçük çocuk “anne dur biraz” dedi, “kafam karıştı.” “elbette karışacak” dedi annesi, “dünyanın en zor sorusunu sordun, devamı var. sol demek, her yaptığın işin neye yarayacağını bilmek demek; okuduğun her kitabı, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek demek; bir ormanda pusula olmadan kutupyıldızı’na bakıp yolunu bulmak demek; herkes birinin karşısında mum gibi dururken, kendin gibi durmak demek.. geceden ölesiye korkmak, ama geceyi sevmek demek; gün batımlarını sevmek demek, ormandaki tüm sesleri sevmek demektir.. kendin için dans etmek demek, ağız dolusu gülmek demek, her yenilgiden sonra şöyle bir silkinip kendi küllerinden yeniden doğmak demek...”

küçük çocuk birden bağırdı: “şimdi anladım” dedi, “sol demek hiç durmadan düş kurmak demek!”

bu yazıyı 30 nisan 2006’da yazmışım, birden aklıma düştü, yeniden okudum, sizlerin de okumasını istedim. ama eklemek istediğim bir şey var: sol, 2008 yılında karlı bir moskova sabahında, nâzım hikmet’in mezarı başında, onu hâlâ anadolu’da bir çınar altında yatıramadığımız için utanmak demek. özür dilemek demek. bu özrü hepimiz adına diledim.
[email protected]
29 aralık 2008 - cumhuriyet

8 mart dünya emekçi kadınlar günü

dinazorus bülentus
kadınlarımızın hatırlanmasına vesile olan, 365 gün olması gerekirken sadece 1 gün ile sınırlandırılan, her ne kadar çalışanlarımız için planlanmışsa bile tüm kadınlarımızı hatırlatan gün.
yarın çeşitli şekilllerde anılacak olan 8 mart, mesai günününe gelmesi sebebi ile 5 mart cumartesi gününden beri çeşitli etkinlikler ile kutlanmaktadır.
dünya emekçi kadınlar günü, çalışan çalışmayan tüm kadınlarımız için kutlu olsun.
ezilmedikleri, köle sayılmadıkları, eksik etek tabirinin kullanılmadığı, sadece doğurganlıkları ile anılmadıkları, 2. 3. 4. kadın olmalarını gerektiren ezilmişliklerinin ortadan kalktığı, hamilelik ve süt izinlerinden tüm doğallıklarına kadar özelliklerinin korunduğu günlerin özleminin çabuk bitmesini dilediğim dünyanın en güzel canlılarına sevgiler,selamlar olsun.

tunaqua

dinazorus bülentus
mutluluğu,sağlığı, sevgiyi, umudu, huzuru, yaşam sevincini, geleceği kısacası hayatı bütünleyen en büyük sevinci yakalamış,
baba olmuş yazar dostumuz.

mutluluklarının, umut yeşeren yeni yıllarda kat kat daha artmasını temenni ettiğimiz güzel insan.

mutluluk sancıları sonucu dünyanın en güzel varlığına sahip olan genç annenin yakışıklı eşi.

umutlarının tavan yapacağı yıllar dilediğimiz arkadaşımız.

baba hakkı

dinazorus bülentus
beşiktaş futbol takımının, futbolcularının ve taraftarlarının babasıdır.

hayatı
1yaşında iken ailesi istanbul'da beşiktaş semtine yerleşti. babası binbaşı mahmut nedim bey 1914'de i. dünya savaşı'nda şehit düşünce o da asker olmaya karar verdi. 5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren hakkı yeten askeri okula yazıldı. bu dönemde beşiktaş muradiye semtinde futbola başladı. maltepe, halıcıoğlu ve kuleli askeri takımlarında oynadı. beşiktaş futbol şubesi’nin kurucusu şeref bey tarafından siyah-beyazlı renklere kazandırıldı. bu arada askerlik mesleğini bırakarak 1937 yılında hukuk fakültesi'ni bitirdi ve avukat oldu
futbol kariyeri
karagümrük'de oynadığı dönemde; bozkurt kulübü, karagümrükle bir maç almıştı. bozkurt takımı devrin kuvvetli kulüplerinin futbolcularıyla takviye edilmişti. rakip kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden; harbiyeli paşa sırrı koruyordu. maç halıcıoğlu sahası'nda yapılacaktı. maç günü takımlar karşılıklı dizildiği zaman, baba hakkı 'nın olmadığı farkedildi. maç başladıktan az sonra hakkı yeten, balat istikametinden gelen bir sandal içinde göründü. taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı. maça geç kaldığını anlamış olacak ki; sandalda soyunuyordu. o sahile çıktı, idareciler da takım kaptanı sebahattine geldiğini haber verdi. fakat kaptan hakkı 'nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı. maçın ikinci yarısında hakkı'nın oynaması için idareciler, sabahattin'i ikna ettiler. kaptan da verdiği cezayı yeterli görerek hakkı yeten 'i oyuna dahil etti. o gün yarım devre oynayan hakkı yeten, bozkurt takımına 6 gol attı.
1931 yılında hakkı karagümrük'te oynarken şeref beyfenerbahçelizeki rıza sporel'den daha atik davranarak beşiktaş'a maletti. 17 yıl boyunca beşiktaş formasını giydi ve bu dönemde takım kaptanlığı yaptı.
beşiktaş forvetinde özellikle sağ açık olarak yer aldı. otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “baba” lakabını aldı. saha dışında da tam bir beyefendi olan hakkı yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi. askerliği yüzünden ankara demirspor'da oynadığı 1 sezon hariç hep beşiktaş'ta oynadı.
beşiktaş formasıyla gol kralı da oldu. ingilizarsenal'den teklif aldığı ancak kabul etmediği söylenir. oynadığı 439 maçta 382 gol kaydederek beşiktaş 'ın en golcü futbolcusu olmuştur. derbilerde de en çok gol atan futbolculardandır. hem fenerbahçe'ye hem galatasaray'a 30 gol atarak çok zor kırılacak bir rekora sahiptir.
1948 yılında (38 yaşında) bir maçta taraftarın onu ıslıklamasından sonra
“"bu formayı bana taraftar giydirdi. şimdi onlar isteyince de çıkarırım"”
diyerek futbolu o maçta bırakmıştır.
otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlar gerçekten bugünkü profesyonel futbolda zor inanılacak olaylardır. bu anılara örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce baba hakkı 'ya dönerek, "çıkayım mı?" diye sorması ve o "evet" deyince çıkması veya harp okulu ile ankara'da oynanan ve ilk yarısı 3-0 yenik kapanan maçın devre arasında soyunma odasında
“"dönüş biletleriniz yırtarım, yürüyerek istanbul'a dönersiniz"”
tehditi sonucu maçın ikinci yarısında beşiktaş'ın 6 gol atarak maçı 6-3 kazanması verilebilir.
ne kadar amatör ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir. fenerbahçe ile şeref stadı'nın çamurlu ortamında oynanan maçta beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. maçın ortasında beşiktaş atakları ardarda devam ederken orta sahada fenerbahçe kaptanının yanına gelen hakkı yeten şöyle der:
“"arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz."”

başarıları takım

•istanbul lig şampiyonluğu
•1933-1934beşiktaş j.k.

•1938-1939beşiktaş j.k.

•1939-1940beşiktaş j.k.

•1940-1941beşiktaş j.k.

•1941-1942beşiktaş j.k.

•1942-1943beşiktaş j.k.

•1944-1945beşiktaş j.k.

•1945-1946beşiktaş j.k. (8 yılda 7 kez.)



•istanbul şilt kupası şampiyonluğu
•1934-1935beşiktaş j.k.

•izmir uluslararası fuar kupası şampiyonluğu
•1943beşiktaş j.k.
•milli lig (türkiye ligi) şampiyonluğu
•1940-1941beşiktaş j.k.
•1943-1944beşiktaş j.k.
•1946-1947beşiktaş j.k.
•istanbul kupası şampiyonluğu
•1943 beşiktaş j.k.
•1945 beşiktaş j.k.
•başbakanlık kupası şampiyonluğu
•1944 beşiktaş j.k.
•1947 beşiktaş j.k.

•kişisel


•istanbul lig gol kralı
•beşiktaş j.k.



milli takım kariyeri



ii. dünya savaşı nedeniyle türkiye a milli takım çok az sayıda maç yaptığından hakkı yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 eylül1931’de bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü baba hakkı atmıştı.

teknik direktörlük kariyeri iki defa, 1948-1949 ve 1950-1951 yılları arasında beşiktaş teknik direktörlüğü yapmıştır.


başkanlık kariyeri futbol federasyonu'nda asbaşkanlık görevi de yapan yeten, 3 kez beşiktaş başkanlığı yapmıştır. yönetimde olmasa da her zaman takım içinde söz sahibi olan hakkı yeten sert ve otoriter tutumunun ve hem kendi takımındaki hem de rakip takımdaki futbolculardaki ona karşı duyulan saygı nedeniyle baba hakkı unvaniyla anılmıştır.


12 nisan 1989 da kaybettiğimiz hakki yeten'i ölümünün 23. yıl dönümü saygıyla ve rahmetle anıyoruz.
ukdeci: manimo

rus kızlarıyla türk kızları arasındaki farklar

dinazorus bülentus
kadının etnik veya millet olarak, köken farkını ifade eden cümledir.

oysa kadın insandır. karşı cinsi olan erkeklerde insanlık dersini almışlarsa kadına verecekleri değer nispetinden farkları ortaya çıkar.
bizde kadın çocuk doğurmak için, büyüklere hizmet etmek için, dayak yemek için, banyoda su ısıtılmasına vesile olması için vardır.
ve erkeğinden alamadığı insanlık değeri yüzünden kendini farklı yetiştirir. kadınlığını bilemeden "terk-i diyar eder" bu dünyadan.
yüzde sekseni böyle olan kadınlarımızın, erkeklerin bencilliğinden dolayı geldiği bu durum,
cinselliği ayrı bir boyuttan gören "diğer toplumların kadını " gibi, özellikle "rus kadınları" gibi diyebileceğimiz kavramları doğurur.
çünkü bizden olmayan bu kadınlarda cinsel baskı yoktur ve cinsel duygular özgürce yaşanır. ekonomileri bozuk olmasına rağmen kadın erkek ilişkilerinde keyif ve zevk ön plandadır.
bizlerde kadınlarımızı özgür kılacağımıza, değer vereceğimize ezmeye devam ettiğimizden, değişen bir şey olmayacak ve bizden olmayan kadınları sevmeye devam edeceğiz. kendi eşlerimize yapmadığımız hürmeti, saygıyı, sevgiyi, para harcamayı, rus kadınları için yapacağız.
çünkü onlar "çarşaf yırtmada daha hünerli" imişler.
kalitesizliğimizin farkını, türk - rus kadın farkı gibi göstereceğiz.

70'ler

dinazorus bülentus
"bir zamanlar "diye başladığım sözlerin tarih aralığıdır.

bir zamanlar;
yani 70 li yıllarda,
sokaklar taş idi, kaldırımlar arnavut, evler bahçe içinde idi. bahçelerinde dutlar, güller vardı.
dut silkeleme günü vardı, çarşaf serilir, dut silkelenir,toplu yenirdi.
akşam komşu kızı gelir," müsaitseniz çay içmeye gelicez denirdi". ve gelirlerdi biz kızlarla saklanbaç oynardık. saklanırdık, hiç çıkmazdık. çok güzel olurdu.
çukulata rengi ile bir kadının resimi vardı sakızın üstünde. zambo sakız derdik.
olimpos gazozu vardı. çamlıca gazozu henüz nuri alçonun eline geçmemişti.
ben delikanlı sayılırdım.lisede idim.
küçüklerin giydiği, okul önlüklerinin yakaları kola ile sertleştirilirdi,
büyüklerin gömleklerindeki yakalarda sertleştirici" balin " vardı.
bakkalda opon, gripin vardı baş ağrıları için.
balkonlarda küçük küçük bezler asarlardı, çamaşırların yanında, onların "orkid" in "anaanneleri" olduğunu çok sonra öğrenmiştik.
savaşma seviş denirdi, hippi denilen güzel insanlar vardı. çok severdim onları. onlardan kullanılmış blujean alırdım.
saçlar ensenin altına inecek kadar uzun, favoriler kulakların altına inmiş, pantolun kemerleri kalın, paçalar 40 cm. ispanyol paça idi.lümpen derdik onlara.
ama ben illede, haki renk parka giyerdim, koyu kahverengi ince fitilli dar paça pantolun, ayağımda bot veya postal olurdu.
üç adımda bir arkamıza ve çevremize şüpheli bakardık. takip edenimiz var mı diye.
sık sık okulda boykot yapadık. kimisi bize teşekkür ederdi boykot olduğu için, çünkü okey oynamaya gideceklerdi onlar.
dolmuşlar vardı, 8 kişilik amerikan arabalarından, kahyalar vardı duraklarda, "hade üsküdara 1 üsküdara 1 diye bağıran.
troleybüsler vardı, elektrikle çalışan otobüsler yani.
boynuz dediğimiz "troley" leri düşerdi arada bir. yollar kapanır, şoför onları tellere takıcam diye uğraşırdı.
"ne geçti ...magirus geçti" diye radyo reklamı vardı bir otobüs markası içindi.
"bak bak yüksek kaldırımda " diye elektrikli alet mağazası reklamı da "karaköy genelev sokağını" hatırlatırdı.
maç anlatanlar "dolmahçe stadyumundan merhaba " diye başlar, futbolcu mevkilerini söylerken, sağ bek sol bek, sağ haf, sol haf diye tanımlarlardı.
siyah beyaz televizyon 15 günde bir " itü " den yayın yapardı.
tv antenleri çatılarda çok yüksek yapılır, televizyonlara regülatör takılırdı,
kapatılan televizyon, içindeki lambaları soğusun diye 15 dakika açılmadan beklenirdi.
rakı içilirken kullanılan buzlar balıkçılardan büyük küp şeklinde alınır evde çekiçle kırılır ve kullanılırıdı. suya katılmaz, başka bir kap içinde suyun içine konur su dolaylı soğutulurdu. bu suya "aşlama" su denirdi.
yerli malı haftası kutlanır, fındığımız, çayımız, tütünümüz, buğdayımız anlatılırıdı. bize yeterdi, fazlasını avrupa'ya satardık.
beykoz'da ayakkabı, paşabahçe'de şişe cam ve rakı fabrikası, cibali'de tütün işleme fabrikası vardı.
istanbul boğazı beton yığını değil, "yem yeşildi".
haliç'de deniz girer, palamut balığı yakalanırdı.
o yıllarda cep telefonu, el bilgisayarı, flört, ayrı evde yaşama, 5 saniyede 100 km. ye çıkan 1000 lerce kanallı tv. ler,
reina,ortaköy ve tarabya geceleri belki yoktu.
ama yurdum tek parça, ezan dinleyene, cami gidene, okul okuyana, eşarp annelerimize aitti. kimsenin bunlarla uğraştığı yoktu.
çünkü;
70 li yıllarda dolmabahçe'den amerikan 6. filosu deniz dökülür, " bağımsız türkiye" denirdi.
bugünkü senaryolara gerek yoktu o günlerde.
biz bize yetiyor, kafamıza kimse çuval geçiremiyordu.
70 li yıllar, belki bugüne göre çok geri idi ama, insanlar umutsuz değildi.

ukdeci: karadut

on'a doğru

dinazorus bülentus
cemal süreyya'nın sevgisini anlatmak içi saat benzetmesi yaptığı söz.
"her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. kim sorarsa saat kaç diye, cevabım hep aynı;"
"o’na doğru"
demiş cemal süreyya...
ukdeci:dinazorus bülentus

sözlükte düğün var

dinazorus bülentus
grubumuzdaki dostlarımızın evlilik haberidir.
xplod ve karokiz bir yuvaya konmak üzere uçuyorlar.
çiftlerimize bir ömür boyu mutluluk diler, nice bir yastıklar eskitmelerini temenni ederim.
sağlıklı, başarılı, mutlu gönüllerince bir gelecek onların olsun.

ukdeci:tunaqua

sol ne demek

dinazorus bülentus
ışıl özgentürk'ün kaleminden çıkan çok vurucu cümleler ile dolu ironik yazısıdır.

aynı forrmatta soru soran çocuk bu sefer "sağ nedir anne" demiştir, ışıl özgentürk aynı yazısındaki bu soruya şu satırlar ile yanıt vermiştir;
30.04 2006 cumhuriyet..ışıl özgentürk..

sağ ne demek?
küçük çocuk annesine sordu: “anne sağ ne demek?” anne bir süre düşündü ve yanıt verdi:
“sağ” dedi, “öncelikle hiçbir şeyi merak etmeden sana verilen bilgiyle yetinmektir. sana sus denildiğinde susmak, konuş denildiğinde konuşmaktır.
sürekli kendini yetersiz hissetmektir. kendini sürekli başkalarının peşinden giden biri kılmaktır. geceleri sırlarını paylaşacak bir yıldızın varlığından habersiz olmaktır.
toplama kamplarının bacası sürekli tüterken, bizim o kamplarda yaşananlardan haberimiz yoktu’ demek ikiyüzlülüğünü göstermektir. sokakta kocaman bir adam küçücük bir çocuğu döverken hiç ses çıkarmadan oradan koşarak uzaklaşmak demektir.
büyük alışveriş merkezlerinde özürlüler için ayrılmış otopark alanına büyük bir pişkinlikle park etmek, neden oraya park ediyorsun, orası özürlüler için diye soran birine de, ben de kafadan sakatım diye gülerek yanıt vermektir.
kahve sohbetlerinde, memleket durumları konuşulurken, kardeşim bu memlekette üç beş kişiyi asacaksın, bak o zaman her şey nasıl şak diye biter’ yollu fikir yürütmektir. 18 yaşından küçük çocukların yaşlarının büyütülüp idam edilmesine neden olan askeri darbe başkanının yaptığı resimleri hâlâ yalakalık olsun diye almak demektir.
grev yapan işçiler için, canım bunlar da çok oluyor artık, dünyanın parasını alır gene de doymazlar cinsinden düşünce üretmektir. mangal keyfi için orman içinde ateş yakmak ve yangın çıkartmaktır. evinin içini tertemiz yapıp, kapının önünün b... götürmesini önemsememek; hastanelerde ameliyattan yeni çıkmış bir hastanın yanında fosur fosur sigara içmektir. kadınların saçı uzun aklı kısadır sözünü pek bir sevmektir...”
küçük çocuk ansızın sordu: “anne.. insanların büyük çoğunluğu bu dediklerini yapıyor...” çocuğun bu sorusu karşısında anne gülümsedi ve yanıt verdi:
“bekle, daha bitmedi.. devam ediyorum; sağ demek, süt yerine meşrubat içmenin daha doğru olduğunu söylemek ve bunun yaygınlaşması için dünya kadar reklam parası vermektir. tüketimi destekleyen yüzlerce reklam sloganı yazıp ardından, bu dünya düzeni şöyle değişir diye ahkâm kesmektir.
en pespaye dizilerde oynayıp ben en devrimciyim demektir. oy kullanmak yerine o gün pikniğe gitmektir. körlerin, spastik özürlülerin, sakatların sokaklarda görünüp de moral bozmamaları için yolları, parkları, tuvaletleri sadece ve sadece normallere (!) göre yapmak demektir.
zehirli atıklarını toprağa gömen ya da denize bırakan büyük işyerlerine komik miktarlarda para cezası verilmesini uygun görmektir. tarihi ören yerlerindeki mermerleri yasağa rağmen kesip kesip inşaatta kullanmaktır. denizleri, ırmakları, toprağı kirletmek ve bundan adeta büyük bir keyif almaktır.
açık havada öpüşen, koklaşan çiftleri koşa koşa gidip polise ispiyon etmektir. işlenen suçlar için iki rekât namaz kılıp allahı kandırdığını sanmaktır.
arkadaşın bir haksızlığa uğradığında onu savunmamaktır.
büyük derbilerden sonra aşka gelip gelişigüzel ateş etmek ve seken bir kurşunla evlerinin balkonunda oyun oynayan dört yaşındaki çocuğu öldürmektir.
sinemaya giden kız kardeşini sokak ortasında bıçaklayıp, zafer işareti yapmak demektir. bilgiyle, sabırla, vicdan duygusuyla, ahlakla, etik değerlerle dalga geçmek ve bu dağları ben yarattım dercesine kurum kurum kurumlanmaktır.”
küçük çocuğun bu kez gerçekten kafası karışmıştı. “anne” dedi, “bu sağ ne kadar çok yerdeymiş, ben korkmaya başladım.”
“hayır, korkma” dedi annesi. “daha pek azını duydun. kim dedi sana bunları merak et, artık öyle korkuyorum, vazgeçtim demek yok. geç kaldın.”
anne yeniden başladı, “sağ demek...”

anne sözünün sonunu getiremedi, çocuk koşarak karyolanın altına saklandı.

ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül

dinazorus bülentus
nisanın son haftasından, mayısın ilk haftasına girerken haftanın kötü betimleri listesine girmiş satırlar.
neden kötülenmiş acaba diye meraklanmadım değil. ama dostlarımın bir bildiği ve bizim bilmediklerimiz varmış diyerek büyüklere saygı gösterdiğim satırlardır. ancak doğrusunu yazmalarını hatta öğretmelerini beklliyorum. öğrenmenin yaşı olmadığı düşüncesi ile, ayrıca saygılar sunuyorum.

1 mayıs 2011

dinazorus bülentus
1977 katliamında yitirilenlerin isimleri okunur iken tüm alanın "burada" diye haykırması ile, "grup yorumun "en büyük hayalleri olan, taksim meydanında
"cemo" yu okumaları ile duygu seline boğulan, göz yaşlarının coşkuya geçtiği, rakipsiz bayramlaşma günüdür.

bu günü öcü, kötü, tu kaka gibi gösterenleri ve o hale gelmesi için ellerinden gelen tüm kötülükleri yapanları kınıyor,
77 katliamının sorumlularının bir an önce yargılanacağı gerçek "ileri demokrasi" döneminin gelmesini bekliyorum.
1 mayıs emeğin bayramıdır, her geçen gün daha kalabalık ve özgürce kutlayacağımız nice 1 mayıslarda, 1 mayıs alanında buluşma diliyorum.
1 mayıs 2011 katılımcı zenginliği ile bu adımı atmıştır. emeği geçen tüm görevlilere ve katılımcılara ve benimle ile birlikte sabahın erken saatlerinden itibaren yola çıkan aileme teşekkür ediyorum.
"yaşasın 1 mayıs"

kadın ve şeytan

dinazorus bülentus
en zeki iki varlığın adıdır.

birinin varlığından, birinin yokluğundan korusun tanrı.
kadınlarımızı bizden eksik etmesin.
işte size ilginç bir hikaye ve şeytan...

insanlığın ilk var olduğu dönemde, adamın biri şeytanı yakalamaya karar vermiş.
ancak bunun için 40 yıl tanrı'ya ibadet etmesi gerekiyormuş. karısıyla, dostlarıyla ve bütün dünyayla ilişkisini kesmiş, kendisini ibadete adamış.
40 yıl sora tanrı, ibadetinin karşılığı olarak ona, ağzı kapalı bir şişenin içinde şeytanı sunmuş.

artık özgürmüş adam. dünyada neler olup bittiğini görmek, nelerin değiştiğini öğrenmek için sabırsızlanıyormuş.
şişeyi karısına teslim etmiş, ona iyi sahip olmasını söylemiş ve dışarıya çıkmış.

kadıncağız şeytanı çok merak ediyormuş.ve merakına yenilip şişenin ağzını açıvermiş.

açar açmaz da şeytan şişeden fırlayıp çıkmış ve gülmeye başlamış.
"merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emeğini boşa çıkardın" diye alay etmiş kadınla.
"yok canim" demiş kadın. "sen hiç o şişenin içinde olmadın ki".
"nasıl olur?" diye haykırmış şeytan. "sen de gördün. şişeden çıktım ben!"
"hiç o şişenin içinde değildin, inanmıyorum buna. nasıl küçücük şişeye girebilirsin ki?"
kafası atmış şeytanin . "gireyim de gör!" demiş ve yeniden şişenin içine girivermiş. "işte böyle."

adamın şeytanı hapsetmesi 40 yılını, kadının ise yalnızca 5 dakikasını almış.
şeytan da söyle isyan etmiş tanrı'ya:
"tanrım, madem kadını yaratacaktın, o zaman beni neden yarattın?"

ukdeci: dinazorus bülentus

sözlüğün enleri

dinazorus bülentus
satırlarımızın liderleridir.

bu sözlükte yer alıp yazar ünvanı taşıyanların hepsi konusunda"en ..." yazarlardır.
doğrusunu isterseniz ben hiç birini ayıramıyorum.
muhakkak kendilerinii öne çıkaran bir özellikler var.
bu nedenle burada bir aradayız.

türkiye

dinazorus bülentus
yaşadığımızın toprakların adıdır.
içindeki yurdum insanlarının uğruna öldüğü kara parçasıdır,
kıtaları birleştirir iken kıtalar arasında ezilen,
denizleri birleştirir iken denizinde boğulan,
çağları değiştirir iken, çağa uyamayan,
16 kere kuruluşundan övünç çıkarıp,
neden yıkıldığını sorgulamayan halkımın tekrar bu sıkıntıyı görmeden yaşamak istediği,
içinde iken kahrettiğimiz, sınırları geçince özlediğimiz,
sayfalarını okuduğumuzda nobel ödüllü kitap,
kitaptakileri görünce patagonyadamıyız kardeşim dedirten,
boğazında rakı balık masası ve dünyanın en şanslı insanı,
boğaz trafiğinde bu nasıl cehennem kardeşim dediğimiz,
tarihi şehirler ve yerleşim alanı olsun diye takla atan ülkeler varken,bu değerleri fazlaymış gibi suların altına gömdüğümüz,
yer altı zenginlikleri için savaşlar çıkaran komşularımızın hemen yanıbaşındaki topraklarımızdaki değerleri yok saydığımız,
su için millet birbirini vurur iken, akar sularını sattığımız,
matematik dehalarına şapka çıkartan iktisat yöntemleri ile geçinen vatandaşlarımızın yaşadığı,
hırsızların, soruşturulamayanların kahraman,
vergisini ödeyen, düşünen, yazan insanların vatan haini olduğu,
tek önderinin atatürk olduğunu söyleyen yurdum insanlarının dinsiz kafir,
etek öpüp kulluğunu ilan edenlerin en seçkin insan olduğu,
ölümü kınalı kurban,
açlığı ibadet,
yoksulluğu ve depremi kader sayan ,
oysa bulsa kaderi dört yol ağzında bacaklarını ayırarak parçalayacak insanların yaşamaya çalıştığı 780.576 kilometre karelik
üç tarafı deniz ile çevrili iken, denizi bilmeyenlerin,
her tarafı dağlık iken dağa çıkamamış insanların,
her tarafı otomobil iken, araç sahibi olmayı ütopya sayanların yaşadığı
bu satırları artırmanın çok kolay olduğu,
haritada herkesin gördüğü,
tüm savaşlarda aslan denilerek sırtı sıvazlanıp en öne gönderilen,
bizede sizdeki zenginlikten pay verin dediğimizde, "bizden değilsiniz" denilenlerin yaşadığı,
aslında çok sevdiğimiz her şeye rağmen uğruna ölmeye devam edeceğimiz,
canımız, tek varlığımız olan ülkenin adıdır türkiye.

mahir çayan

dinazorus bülentus
40 sene önceki koşullarda ülkesini canından çok sevdiği için, gelişmeleri beğenmediği için, geleceği gördüğü için,
fikri, düşüncesi ve en büyük sevdası olan halkın özgürlük mücadelesi için canını arkadaşları ile birlikte tereddütsüz veren devrimci önder.

emperyalizme karşı,ezilen, işgal edilen halka karşı, kazanılmış, başarılmış en büyük halk hareketinin lideri olan atatürk'ün manevi şahsına bile olsa yapılacak her türlü saldırının aslında devrime, devrimciye yapılan bir saldırı olduğunu anlamak için yıllarca okul okumaya, kitaplar yutmaya gerek olmadığı kanısında biri olarak, onlarca yıl önce ülkesinde ilerici bir büyük olarak atatürk'ün görülmesi çok yanlış değil aslında bire bir doğrudur.
tabbi ki marksist felsefe ile bağdaştırma ve farklı metodlar ile çizilmiş sosyalizme ulaşma yolları ile kıyaslanmamalı.
siyasi ideoloji olarak kemalizm ile özdeşleştirmek doğru olmasa bile 1966 yılında bir delikanlının çıkıp ben şu şu yoldan sosyalizme ulaşacağım demesi de çok mantıklı değildi. şartlar günümüzdeki gibi olgun değildi. bu yüzden sbf fikir kulübü gibi masum isimler altında idiler.

aslında tüm doğruların görüldüğü, ama zaman ve zemin ile birlikte eğitimi yetersiz ulusun,bunlara ilave olarak ayrıca sindirme ve cunta baskısı altında kalması, bazı hareketlerin amacını aşmasına yol açması bile, günümüze kadar yaşayan isimlerin, gelecek kuşaklarda da anılmasını engelleyemeyecektir.
bugün o ölüm noktasından tek sağ çıkan ertuğrul kürkçü'nün vekil adaylığı bile çok anlamlıdır. vekil olamayacaksa bile.
bu yüzden mahirlerin şuradanmış, buradanmış gibi ibareler yerine isimi tescillenmiş bir halk kahramanı olarak kalması çok doğaldır.
ve de bu tür insanları tüm ilerici demokrat insanların sahiplenmesi de çok doğaldır.

20'lik rakı

dinazorus bülentus
2 duble ölçüsüne gelecek pratik rakıdır.
rakı üstadlarının kerahat vaktinde oturup peynir, kavun, rakı üçüzleri ile yaptığı çilingir sofrasının adabına uygun ölçüsüdür.
rakı duayenleri akşamdan akşama içip, sabah işe giden grupta yer alanlara 2 duble rakı tavsiye eder.
20 lik şişeler, sahteciliği masada test etmek anlamında her içiciye bir şişe vermek mantığından imal edilmiştir.

uykutozu

dinazorus bülentus
çok lazımmış gibi kilometrelerce uzağa giden, gittiği yerde üşüyeceğini varsayarak 3 gün için bir kış sezonuna yetecek kalın giysilerini kuzey doğudaki dev bir şehire taşıyan, sarışın yazar.
12 saatte özlettin.

hakim bey babam öldü analığım bana düşer mi

dinazorus bülentus
bir mahkeme sırasında söylenen garip bir cümledir.
hikaye şudur.
çok küfür eden bir adam ağzının bozukluğu nedeni ile yargılanmaktadır.
duruşma sırasında aniden salon kapısı açılır bir delikanlı içeri girer.
mahkeme heyetinden özür dileyerek;
-"sayın hakim bey acil bir durum var, kusuruma bakmayın, babam öldü analığım bana düşer mi" ? der,
bu söz üzerine herkes şaşkın biribirine bakarken yargılanan küfürbaz hakime dönerek;
-"ben bunlara küfür ediyorum sizler beni yargılıyorsunuz" der.

sütyensiz gezen kız

dinazorus bülentus
göğüs kalitesini koruyan özel giysiyi giymeyen kızdır.
göğüs defarmasyonunu koruyan sütyenler bazı yörelerde ayıp karşılanmaktadır.
bu kültürle yetişen kızlardandır.
cinsel bir malzeme olarak tanınan sütyen aslında kadınların göğüslerini korumak amaçlıdır.
göğsünü korumak istemeyen kadınlar vardır.
arkadaki kopçalı, birleştirici lastikli parçaların yerini omuz hizalarında kullanan kızla ile sütyensiz gezen kızlar arasında tıbben bir fark yoktur.
vucudun arka tarafındaki birleştirici kısmın, sırtta bele yakın kısımda olması ve arkada omuzdan aşağıya inen askı lastikleri
aşağıya doğru gererek, göğüsü yukarıya taşıma misyonu vardır.
sarkmayı ve estetik görünümü sağlarken erotizmide kamçılayan sütyen,
her halukarda kadınların olmazsa olmaz giysilerinin ilk iki tanesinden biridir.
ukde kısaca,giysisini eksik giyen kızdır.

cikolotayi_erkege_tercihederim

dinazorus bülentus
cümle yazılışındaki işaretlerle farklı,tercih ederim fiilinin yazılışında 2 kelimenin birlikte yazılması ile, imla kılavuzlarının kendilerini imha etmesine sebep olması açısından iddialı bir cümledir.
yazarı tarafımdan nobel edebiyat ödülüne aday gösterilecektir. tabii ki, adaylık önerileri türkçe yazıldığı zaman.
yazdığım yazıların kontrol edilip hatalarının uyarısını yapan kişinin kendisine taktığı isimdir.