dibe vurmak

insanın görebileceği en alt seviyeleri görmesi durumuna karşılık söylenen kelime öbeğidir.

sağlam dağılma garantilidir ancak fırsata çevirilebilir. dipteki insanın kaybedecek bir şeyi yoktur ve bu nedenle risk alabilir. küllerinden doğması muhtemeldir.

(bkz: hayat devam ediyor)
(bkz: dibi görmek)

cahil insanların ortak özellikleri

lügatlarında 'bilmiyorum' ya da 'bu konuda fikrim yok' olmamasıdır.

pelesenk

dile dolanmış sözcük veya şarkı. hani eskilerden bir şey gelir aklına diline dolanır, eski sevgilinle yaptığın bir şey espri , beyninde dönüp durur ya işte öyle bir şey.

naim

cennetin bolluğu bereketi anlamındadır. cennet yaşamında düşünülen her şey var olmuş kabul edilir ve cennetin bolluğu ve bereketini oluşturur. onun için cennet ehlinin her düşündüğü veya istediği olur denilir. herkes bunu maddi olarak düşündüğü için olayı sadece maddi zenginlik, bolluk vs olarak değerlendirir.

(bkz:huriler ve nuriler)
(bkz:huri)
(bkz:nuri)

olsun bizimde uefa kupamız var

uefa kupası alamayıp da avunamayan diğer takımların sözde dalga konusudur.

bu biraz üniversitede derece alıp iş bulamayan kişiyle, baba parası ile okuyup da iş bulamayan kişinin eğlenmesi gibi oluyor. sonuç aynı olsa da önemli olan çabadır ve evet büyük başarılar asla unutulmaz.

iyi ki artık takım tutmuyorum diyorum, tutsaymışım ne yazacakmışım.

(bkz:galatasaray)

kifayetsiz muhteris

bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlara söylenen yakıştırma olmakla birlikte, kullanırken içimin yağlarının eridiği pek sevdiğim bir yerme sözüdür.

bu familyaya bağlı olan kişiler gün geçtikçe artmakta olup, bazen ağızlarının ortasına tokatı haketmektedirler. (bkz: dilin kemiği olsa )

garaj

amerikalıların dünyaya pek bir sevdirdiği başarı hikayelerin geçtiği mekan. bir çok buluş, şimdi dünya devi olmuş bir çok şirket güya bu amerikan evlerinin garajlarında başlamıştır hikayesine. biz niye eğitimde 98.ciyiz? (yazı ile doksansekiz) evlerimizde garaj yok garaj.

enfarktüs

geçen hafta çarşamba günü benzer bir olayı yaşadım.

iş çıkışı halısaha maçına giderken, kalbime giren ani ve çok şiddetli bir ağrı ile kitlendim kaldım resmen. öyle derin nefes alınca bıçak saplanmasına benzer bir şey olur ya ara sıra, onun gibi değil daha çok ani bi kramp gibiydi, ayaktaydım fakat hareket edemedim ve 3-4 saniye sonra sanki kalbim sol kolumun altından göğüs kafesime çarpmış gibi bi his oldu. aslında kalp oraya çok da yakın sayılmaz ama his öyle bir şeydi sanki birisi içerden kaburgama parmağıyla vurmuş gibi bir his. sonra devam ettim işte, halısahaya gittik ilk 10-15 dk hafif ağrı hissettim kalbimde sonra geçti. henüz doktora görünmedim.

çarşamba veya perşembe günü gitmeyi düşünüyorum. içinizde doktor varsa tavsiyelerinizi alabilirim.

quş ağacı

maincraft oyununda elementlerden biri. geçenlerde oğlum mine craft oynarken quş ağacı yapacağım dedi ve direkt quş ağacıyla bağlantı kurdum. serbest çağrışım da olabilir.

nesin vakfı

nesin vakfı, eğitim olanaklarından yoksun çocukların topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla 1973 yılında yazar aziz nesin tarafından kurulan vakıf.
sonraki yıllarda nesin matematik köyü ile gönüllere taht kurmuştur.
https://www.nesinvakfi.org/

2x2:5 yapar burada...

gucci

ışıltılı saçlar, hokka burun, beyaz ten, uzun bacaklar, güzel bir fizik, mavi yeşil gözlerden armineye.
gucci alıştırıldığımız güzellik anlayışı devrelerimizle güzelce oynamış, reklamın da mükemmelini yapmış olmuş.
kızcağızın etnik kimliğinden girip, fiziğinden çıkanlar olmuş sosyal medyada. ben sevindim. minicik kızların barbie bebekle başlayan, dayatılmış güzelleşme çabalarına çok üzülüyordum.
bir estetik cerrah röportajında, "operasyon yaşı 13-14e kadar indi" diyordu.
yapmayın, etmeyin. olduğunuz gibi çok güzelsiniz.

black friday

amerika'da kölelik kaldırılmadan önce kurulan köle pazarında cuma gününe özel yapılan indirim günüdür.

geceye bir şarkı bırak

hatalı betim örnekleri

1.bkz. böcek

bu bkzlar gizli bkz olarak değil normal bkz olarak verilmelidir.

2.(bkmynz: euheuhe)

bu tür bkzlarla komikçilik yapmayın, hatalı.

(bkz: genel bakınız hatası)

köy yanar kahpe taranır

kavgada söylenmez laf. kızcağız açık açık söylemi beni niye takip ediyorsunuz bende bir şey yok beni boşlar takip eder diye.

organize işler sazan sarmalı

ılk filminin kesinlikle daha iyi olduğuna kanaat getirdiğim ve kıvanç tatlıtuğ'un oyunculuğuna hayran olduğum bir filmdi diyebilirim.

suma

alkol yapımında kullanılan alkol.

(bkz:metil alkol)

sözlük yazarlarından hikayeler

@denizece adlı yazarın ricasıyla yayınlıyorum.

hikayenin adı:defneli
akşam güneşinin son huzmeleri odanın duvarlarında geziniyordu. en son çağlar’ın omzuna değdi, ardından bulanık bir gri ile doldu ev. koltukta kumanda ile sürekli kanal değiştiren kocasına umursamaz bir bakış fırlatıp, berjerden kalktı...
canım sıkıldı... bir kek yapayım. neli olsun dedi kendi kendine.
“sen en çok havuçlu tarçınlı seversin” dedi adam.
“sen de kakaolu” dedi kadın yarım bir gülümseme ile. “akşam yine halı saha maçı mı var?”
“biliyorsun işte bizim çocukları, gitmezsem burnumdan getirirler.”
“biliyorum.” mutfağa girip, buzdolabını açıp boş, boş bakıp, kapattı. tariflerin olduğu rafa yöneldi, eline çorba tariflerinin olduğu yemek kitabı geldi... “o çorba içmeyi sevmez” dedi, kenara attı. bir pasta kitabı buldu ama aradığı tarif bunda değildi. kitapları bırakıp, buzdolabına döndü.
“bu sefer hiç yapmadığım bir kek yapacağım”
“neli?” dedi, mutfağın kapısında dakikalarca onu sessizce izleyen adam. adama hiç bakmadı, cevap vermedi. kafasını dolaba gömmüş, sanki hiç olmayan bir şeyi arıyordu. işin komiği aradığı şeyin orada olmadığını biliyordu... çok başka bir kek yapacağım. belki kendi adımı veririm "defne keki"
“kulağa hoş geliyor” dedi adam hep takındığı alaycı gülümsemesi ile. dolabı tekrar açtı kadın. bu sefer kafasında tam oturtmuştu ne yapacağını. sebzelikten yeşil elmaları çıkardı, masaya koydu. üç yumurta ve sütü de masada elmaların yanına. erzak dolabından un, tarçın, şeker, kabartma tozu ve vanilyayı da diğer malzemelerin yanına koydu. elmaları soyup, küp, küp doğarken;
“ keşke adem o elmayı hiç koparmasaydı...”
“nereden çıktı bu?” dedi çağatay. masanın üzerinde duran elmalardan birini alıp, önce tşörtü ile silip, katır kutur yemeye başladı. bunu bilhassa yapıyordu.
“daha sessiz yer misin?” diye söylendi defne... ( çocuğuna kızmış da kırılmasın diye dişlerinin arasından tıslarmış gibi)
“ne olmuş ki, adem elmayı çalınca?”
“kadınlara yaranmak da imkansız diye güldü çağatay . “belki de adem, suçuna kılıf olarak kullandı havva’yı. belki de o elmayı adem yemek istedi. kesin öyledir, kadınlar hep haklıdır” dedi.
yanağından sulu, sulu öpüp, salona döndü. defne yanağını kolu ile sildi. tuhaf bir şekilde kızmıyordu ona. çok uzun yıllar evli olan insanlar kardeş gibi olurlar bir zaman sonra. yan yana geçinemezler ama uzaklaşınca canlarından bir parça kopuyormuş gibi acı duyarlar. şekerle yumurtaları çırptı ilk günlerde çağatay ile oldukları gibi köpük, köpük oldu kase. yavaş, yavaş sütü ekledi tıpkı birer, birer birbirlerine tanıştırdıkları arkadaşları gibi. sıvı yağı ekledi içine; bu da kabullendikleri, birbirlerinin kötü yanlarıydı. çağatay çok sigara içerdi. defne çok dağınıktı.
kabartma tozu ve vanilyayı ekledi. bunlar da diploma gibiydi olmazsa olmaz. çırpmayı bırakıp küp, küp doğradığı elmaları tarçın ve şeker ile tavada kavurmaya başladı. mutfağa yayılan enfes koku; ilk yıllarda yaşadıkları o muhteşem geceleri anımsattı. kek kalıbını özenle yağladı, tıpkı evini özenle döşediği gibi. en alta tarçınlı elma küplerini koydu. karıştırdığı kek hamurunu, özenle gezdirdi elmaların üzerinde. fırını 180 dereceye getirip, biraz bekledi. beklerken çağlar’ın askere gittiği günleri ve onu ne çok özlediğini anımsadı. keki fırına verdiğinde, rahatlama hissetti. tüm sorunları, o keki yapana kadardı sanki. fırının camından keki izlerken, ısıtıcının düğmesi açtı. çağlar'ın ona doğum gününde aldığı kupaya iki tatlı kaşığı kahve koydu, üzerine kaynayan suyu doldurunca, elmalı tarçınlı afrodizyak koku yerini keskin kahve kokusuna bıraktı. oldum olası, yalnızlığı anımsatırdı bu koku... kek daha fırındayken çağatay, eşofmanlarını giymişti bile...
“kekin pişmesini bekleseydin.”
“akşam dönünce bakarım tadına. neli oldu şimdi bu kek?”
“defneli.” defne, çağlar’ın yüzüne bakmayınca, çağlar da usulca kapıyı çekip, çıktı.
küçük bir stüdyo daire, yine duvarlarda yankılanan aşk seslerine şahit oluyordu. ara verdiklerinde, sarışın kadın duşa girdi. adam kumanda ile kanallar arasında gezinip, duruyordu. telefon çaldı. arayan sitenin güvenliği idi.
“alo buyurun” dedi adam
“efendim bir paketiniz var getirelim mi?”
“ne paketi?
“bilmem güzel bir kadın bıraktı, içinde kek olduğunu söyledi”
“ne keki?”
“defneli kek’miş” öyle söyledi...

kafe açmak isteyenlere tavsiyeler

kurumsal hayattan sıkılmış ve kafe açmak için kolları sıvamış olanlara tavsiyelerdir.

dolgu

son zamanlarda bayanların özellikle dudak bölgesinde tercih ettiği, dudağı olduğundan daha büyük göstermek için dudağın içerisine enjekte edilen, jel madde.
sokaktaki 5 kadından 2’sinin dudağı artık birbirinin aynı.