kişilik testi

insanları hayatımıza almadan hemen önce yapmamız gereken sınav.

sen daha iyilerine layıksın

yengeç burcu anaçlığı ile sevgilisinden ayrılan arkadaşlarıma sırf kendini iyi hissetsin diye kurduğum klişe kalıp.
teselli sırasında işe yarıyor ancak tekrar barışırlarsa kabağın size patlaması işten bile değil. siz siz olun, önce kendinizi düşünün.

hariciye

dış işleri bakanlığının eski dilde ve hala kendi aralarında söyleniş şekli.

(bkz:dahiliye)

ninja

online oyunlarda boss veya grup görevlerinde düşen eşyalara, ihtiyacı olmadığı halde bana gerekli bu (oyun jargonunda need) diyen tiplere verilen genel ad.

türk filmi

hiç başarılı olacağını düşünmediğim sektör.

14 şubat sevgililer günü

mağazaların, kafeteryaların, restorantların kırmızı süslerle bezendiği, her yerden kalp ve kalpcik süslemelerin üzerimize atladığı, bir vakitler bir aziz, evlenmeleri yasak romalı askerleri evlendirdi diye, şimdi kendimizi parçalayarak, paralayarak kutladığımız özel gündür.
günler öncesinden reklam bombardımanı başlar, seda bilmemkim süzülür, dudaklarını büzer, "sevdiğinize pırlanta alın" filan taksitle.
bir başka reklam "fırın alın" diğeri "gümüş" alın, öbürü "evin eşyalarını yenileyin. sizi daha çok sevsin".
özel günler güzeldir, hediyeler de güzeldir ama ölçüsünde.
sevdiğinizi her gün sevin genç hanımlar, genç beyler. doğal olun, net olun, açık olun. saygılı olun birbirinize. inanın sevginiz daha güzelleşir, daha uzun ömürlü olur.
minik hediyelerle hediyeleşin. hiç bir şeye gücünüz yetmiyorsa bir çay ya da kahve için birlikte. en samimi sözler eşliğinde.
işte o an ve anlar, sevginin ve sevgilinin günü anlamını taşır. pakete konup, duygusuzca verilen bir pırlanta inanın bu anlar yanında çok değersiz kalacaktır.

kara murat

fatih sultan mehmet han'ın fedaisi olarak biliniyor. tarihte bir çok kara murat var. hangisi doğru hangisi hangisi efsane bilmek mümkün değil ama gerçek şu ki kara murat olarak dusunulebilecek yakın fedaileri mutlaka olmuştur.

bir de uzun dönem takip ettiğim çizgi romandır.

sivrisinek ısırığı

onemli olan isirmadan once onlem almak aslinda. biz buyukler icin bir cok markanin eczanede sinek kovucu spreyleri olmasina karsin, bunlari bebek ve cocuklara kullanmaktan yana olmadigim icin dogal yontemleri tercih etmeye calisiyorum.
- cay agaci yagi
- lavanta yagi
kullandigim dogal yontemlerden ikisi.

gölge kişilik

her ihtiyacı ebeveyn tarafından karşılanan; hep neyi, nerede, nasıl yapacağı kendisine hatırlatılan; yanlış yaptığında fazla tepki gösterilip sindirilen; kendine güveni gelişmeyen çocuklarda görebileceğimiz kişilik tipi.

hıncal uluç

güzellik yarışmalarının banko jürisi, spor eleştirmeni, sıkı galatasaraylı, sabah gazetesinde köşesi olan türk gazeteci.
yazıları genel olarak birleştirici, bütünleyici. bazen sevilmese de genel olarak herkesin kalbine dokunacak bir yol bulmuştur.

pişmanlık

pek fazla hissetmediğim duygu. hatta aklıma gelen bir pişmanlığım yok. insanlar genelde yaptıkları ya da yapmadıkları şeylerin bir hata olduğunu düşünerek pişmanlık duyarlar. oysa ki yaptığı hatalar insanın en değerli hazinesidir. hatalar ders almak ve bir şeyler öğrenmek için bulunmaz bir fırsat. eğer hatanızın sonucunda hala hayattaysanız bundan çok fazla şey çıkarabilirsiniz. birini isteyerek ya da istemeden öldürmüş bile olsanız önemli olan o andan itibaren pişmanlık duymanız değil eğer bunun bir hatadan kaynaklandığı noktasına gelebilmişseniz, o hatanın nedenlerini bulup o nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmaktır.
pişman olarak vakit kaybedeceğinize kendinizi bu konuda birkaç adım ileriye taşıyabilir ve hatta başka insanların aynı hataları yaşamadan farketmesini sağlayabilirsiniz. bu, elbette birini hata yaptığına ikna etmeye çalışarak olmaz. insanlar bildiklerini okurlar fakat birilerini hata yapmaması konusunda manipüle edebilirsiniz.

kolay görünen ama zor olan şeyler

zor dediğin zor, kolay dediğin daha zordur. zor dediğine kolay dersen yaparsın.

ne demişti şair, erkeklik bu değil sıkıysa ayakta işe...

ahmed hulusi sevmek

sevmek
kişi sevdiğiyle olmak ister!

sevdiğinin hâliyle hâllenir... sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!

sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız...

“beğeni”, yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!

bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...

bu tüm mahlûkatta çok yaygın bir duygudur!

kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler... her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

“sevmek” ise bundan çok farklıdır...

sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!

kişi sevdiğiyle olmak ister! sevdiğinin hâliyle hâllenir...

yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!.. yakınlık bile uzak gelir sana!..

sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!

onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın! gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!

her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!.. bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!

sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

beğenen sahip olmak ister...

seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!

bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır! ama sevdiği uğruna, fedakârlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!

parasından kopamaz... mevkînden kopamaz... yakınlarından kopamaz... içinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... “etraf”tan kopamaz!

derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde... eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar... bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar... sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları! bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur! beğeniyi, sevgi sanmıştır!

uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana, bir bu yana sürüklenir durur; terk edilmişliğin, uzaklaşmanın, lâyık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!

oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır! cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkî-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir...

sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca!

seven ise göze almıştır kopmayı... dışlanmayı... paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı...

fıtratından gelir sevgi! kulluğu sevmek üzeredir! onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu yaratan... o yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

seven, karşılıksız sever!..

beğenen karşılığını ister!

benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!

onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu! ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... ama pervane gibi sevemez! atamaz kendini ateşe!

sevgi sonunda yanmayı getirir!

beğeni ise sonunda kaçmayı!

beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür! anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! ve “delillik bu” derler...

beğenme bir tür “hobi”dir!.. bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen birkaç ay!

sevgi bir ömür boyudur!.. bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!

içinde, özünde hissedilip açığa çıkaramadığını karşısındakinde bulduğun anda onu sevmeye başlarsın... özünde sevgin kadardır karşısındakine aşkın!

çoğunlukla karşısındakinden, ondakinin yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!

bazen de özünden gösterir yüzünü o!.. o zaman onlar için derler ki, “allâh’a âşık oldu”!

“kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!.. özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!..

hünerlerini sergilemek için yaratmıştır her şeyi...

sevmek için yaratmıştır sevilenleri!

gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!

avam anlamaz ve bilmez bu aşkı! bunun aşk olduğunu!

oysa gerçek “aşk”, o’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını o’nda yitirip; o’nun “bâkî”liğini yaşattıklarıdır gerçek “âşık”lar!

özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “âşık” olmak için! yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler! parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır dünya için! “allâh de ötesinde bırak onları hevâlarıyla oyalansınlar” hitabına maruz kalmıştır programları; ve hücrelerine nüfuz etmiştir bu hitap!

gerçek anlamıyla onlar “yaşarlar aşkı”; “yaşar onlarda aşkı”; sever, acır, merhamet eder onlarda kullarına; çünkü bu sıfatlar için yaratmıştır onları!

var gel dostum, biz dönelim dünyamıza; bu masal gibi gelen sözler yeteri kadar ıslattı bizi!.. şimdi kurulanmak zamanı!

dönelim dünyamıza, koşalım, çalışalım, didinelim; insanları sevindirmek için onlara bir şeyler verelim; ve gönüllerini hoş etmek için güllâbicilik eyleyelim!

sonra da, bunları hep “tanrı -pardon allâh- için yapıyoruz!” diyerek vicdanlarımızı tatmin edelim!

gönül “aşk” için yaratılmamışsa, neye yarar bunca demek!..

iyisi mi, “hobi” kabilinden “dinle ilgilenip”, günümüzü gün eylemek!

(bkz:ahmed hulusi)

2.8.1998

new jersey - usa
https://www.ahmedhulusi.org/

dinlemek isteyenler için de linki burada: https://www.ahmedhulusi.org/tr/sohbet/sevmek

çakma atatürk

fikirlerime beyan olmuş betimdir.
bu tutum allah ile aldatmak tutumu ile birebir aynıdır.

(bkz: atatürk ile aldatmak)

evi terk etmek

çocuklar çıldırınca tek aklımdan geçen eylem

pazar yeri

pazarın kurulduğu alandır. adı pazar olsa da haftanın her gününde kurulabilmektedir.

assassin's creed

türkçeye "suikastçı'nın inancı" olarak çevirilen, fransız ubisoft firmasının geliştiriciliğini ve dağıtılıcığını yaptığı, özellikle ilk serileri efsane olan oyun. özellilkle tarihe olan ilginiz varsa, hiç oyun oynamadıysanız bile bir kere denemenizi tavsiye ederim. assassin's creed 2, brotherhood ve revelations oyunları tarihi güzellik ve hikaye akıcılığı ile başyapıt sayılabilir.

bankacı

banka alım satımı yapan kişiye denilebilecek olan ünvan.

kadın sözlüğü

ufuk açan, vizyon genişleten, bakış açısı kazandıran sözlük. gençliğim, emeğim (malum 9 yıl olmuş) , vazgeçemediğim, sevgilim gibi yıllardır dönmesini beklediğim... senden sonra çok şey değişti be sözlük. ama bak, ben burdayım hala...

biri bizi gözetliyor

muhtemelen türkiye'nin ilk reality yarışması.
kameralarla dolu bir evin içerisinde, birbirinden bağımsız insanların meziyetlerini göstererek, halka kendilerini sevdirmeye çalışmalarını ve bu sayede gelen oylarla vadedilen ödülü konu almaktaydı.
ilk bölümü 2001'de show tv'de yayınlanmıştı. farklı bir kanalda ev 24 saat yayındaydı.

melihçiler ve eraycılar vardı.
şimdi cool olmak adına "ay ben izlemedim" diyecek olabilirsin ama yemezler.

 spoiler!
eraycı görünen of deli gönül tarıkçı