aybebek

bursa'da ebebek'in bir nevi rakibi. daha çok eski ve tanınmış markaları bir arada toplamışlar. yaşasın kapalı çarşı esnafı.

suruç katliamı

20 temmuz 2015'de şanlıurfa'nın suruç ilçesinde işıd tarafından gerçekleştirilen ve 33 düş yolcusu'nu bizlerden ayıran bombalı intihar saldırısı. 4 yıl geçmiş üzerinden, 4 koca sene geçmiş olmasına rağmen sözcükleri toplayıp cümle haline getiremiyorum. haberi aldığımda çalışıyordum. bi süre konuşamadım düşünemedim derin bir sessizlikte kaldım sadece. okuldan, eylemlerden tanıdığım bir sürü isim. travmalar dizisinin başlangıcıydı aslında suruç katliamı... anladık ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık. olmadı da zaten. şimdi o düş yolcuları kendileri gibi devlet dersinde öldürülen çocukların yanında o gün yapmak istedikleri gibi oyuncakları ile beraber.
anıları mücadelemizde yaşayacak!

grimm kardeşler

anne olduktan sonra hangi kafaya sahip oldukları konusunda bayağı akıl yorduğum yazarlardır.

kitapların çoğunda birinin acı çektiği, şiddet gördüğü ya da öldüğü gibi sağlam kesitler var. mesela kırmızı başlıklı kız. ananesine yardım etmek isterken kurdun midesine düşmesi akıl alır şey mi. el kadar çocuğa bunu nasıl anlatacaksın?
şiddeti, kötülüğü, güvensizliği belki de masal sandığımız bu bilinçaltından aldık da farkında değiliz.
bu bir manipülasyon değil de nedir?

en iyi biyografi filmleri

yazarların beğendiği tavsiye edeceği filmlerdir.

(bkz:umudunu kaybetme)
(bkz:zafere hücum)
(bkz:rush)
(bkz:the theory of everything)
(bkz:bohemian rhapsody)

makine mi makina mı

meyva mi meyve mi sorunsalının endüstriyel hali.

90'larda çocuk olmak

bugünkü aklım olsa olmayacağım çocukluk. evet daha naifti, daha sade ve özdü ama hiç bir şey yoktu. bu aklımla o zamana ışınlanma olacaksa ne ala, o zaman kabul.

deliler kahvehanesi

inanılmaz bir hayat öyküsü var ali bey'in. kendisiyle tanışmak ve cafesinde gönüllü olarak bir günde olsa çalışmayı çok istiyorum.

sivrisinek ısırığı

sivri sineğin gıcıklık seviyesini hissettiren olay. kimisi ısırdımı sarı sarı olur günlerce kaşınır. kimisi az kaşınır. sivri sineğin kişiliği ile mi ilgili yoksa tükettiği besinlerle ilgili mi bilemedim.

begonvil

lüks ve butik seyahat gemisi. son iki senedir turlarına türkiye ayağını da ekledi.

https://en.ponant.com/le-bougainville-eg-2

homoseksüelliği övmeyi modernlik sanmak

övmek değil kabul etmek modernlik değil anlamak...
tecavüz edilen bebeklerin, hayvanların; infaz edilen kadınların, boğazı kesilen insanların yaşadığı bir dünya da insanların cinsel eğilimleri kimseyi ilgilendirmez. çünkü onlarınki tercih değil. diğerleri tercihen yapılan şeyler.

500t

sözlüğe hızlı giriş yapıp, betimleri coşturan yeni yazarımızdır. hoş geldiniz, enerji verdiniz.

hilkat

yaradılış ve fıtrat anlamındaki kelime. bol kullanıp az bildiklerimizden.
(bkz:hilkat garibesi)

rahşan arda

fifa tarafından tescillenmiş, dünyanın ilk kadın futbol hakemi.
edirne'lidir. haber, edirne belediye başkanı recep gürkan'ın resmi hesabında yayınlanmıştır.

kabak tatlısı

tahin ve ceviz sosu ile harikalar yaratan tatlı.
bundan bir kaç yıl öncesine kadar yemediğim şeyler listesinde olan "kabak" için zayi olan bir ömür diyorum şimdi.

ülkeyi terk etmek

ne buraya, ne oraya aitsindir.

ahmed hulusi sevmek

sevmek
kişi sevdiğiyle olmak ister!

sevdiğinin hâliyle hâllenir... sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!

sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız...

“beğeni”, yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!

bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...

bu tüm mahlûkatta çok yaygın bir duygudur!

kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler... her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

“sevmek” ise bundan çok farklıdır...

sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!

kişi sevdiğiyle olmak ister! sevdiğinin hâliyle hâllenir...

yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!.. yakınlık bile uzak gelir sana!..

sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!

onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın! gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!

her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!.. bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!

sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

beğenen sahip olmak ister...

seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!

bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır! ama sevdiği uğruna, fedakârlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!

parasından kopamaz... mevkînden kopamaz... yakınlarından kopamaz... içinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... “etraf”tan kopamaz!

derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde... eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar... bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar... sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları! bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur! beğeniyi, sevgi sanmıştır!

uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana, bir bu yana sürüklenir durur; terk edilmişliğin, uzaklaşmanın, lâyık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!

oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır! cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkî-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir...

sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca!

seven ise göze almıştır kopmayı... dışlanmayı... paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı...

fıtratından gelir sevgi! kulluğu sevmek üzeredir! onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu yaratan... o yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

seven, karşılıksız sever!..

beğenen karşılığını ister!

benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!

onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu! ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... ama pervane gibi sevemez! atamaz kendini ateşe!

sevgi sonunda yanmayı getirir!

beğeni ise sonunda kaçmayı!

beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür! anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! ve “delillik bu” derler...

beğenme bir tür “hobi”dir!.. bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen birkaç ay!

sevgi bir ömür boyudur!.. bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!

içinde, özünde hissedilip açığa çıkaramadığını karşısındakinde bulduğun anda onu sevmeye başlarsın... özünde sevgin kadardır karşısındakine aşkın!

çoğunlukla karşısındakinden, ondakinin yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!

bazen de özünden gösterir yüzünü o!.. o zaman onlar için derler ki, “allâh’a âşık oldu”!

“kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!.. özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!..

hünerlerini sergilemek için yaratmıştır her şeyi...

sevmek için yaratmıştır sevilenleri!

gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!

avam anlamaz ve bilmez bu aşkı! bunun aşk olduğunu!

oysa gerçek “aşk”, o’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını o’nda yitirip; o’nun “bâkî”liğini yaşattıklarıdır gerçek “âşık”lar!

özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “âşık” olmak için! yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler! parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır dünya için! “allâh de ötesinde bırak onları hevâlarıyla oyalansınlar” hitabına maruz kalmıştır programları; ve hücrelerine nüfuz etmiştir bu hitap!

gerçek anlamıyla onlar “yaşarlar aşkı”; “yaşar onlarda aşkı”; sever, acır, merhamet eder onlarda kullarına; çünkü bu sıfatlar için yaratmıştır onları!

var gel dostum, biz dönelim dünyamıza; bu masal gibi gelen sözler yeteri kadar ıslattı bizi!.. şimdi kurulanmak zamanı!

dönelim dünyamıza, koşalım, çalışalım, didinelim; insanları sevindirmek için onlara bir şeyler verelim; ve gönüllerini hoş etmek için güllâbicilik eyleyelim!

sonra da, bunları hep “tanrı -pardon allâh- için yapıyoruz!” diyerek vicdanlarımızı tatmin edelim!

gönül “aşk” için yaratılmamışsa, neye yarar bunca demek!..

iyisi mi, “hobi” kabilinden “dinle ilgilenip”, günümüzü gün eylemek!

(bkz:ahmed hulusi)

2.8.1998

new jersey - usa
https://www.ahmedhulusi.org/

dinlemek isteyenler için de linki burada: https://www.ahmedhulusi.org/tr/sohbet/sevmek

kız öğrenciye hakaret eden profesör

yer. istanbul üniversitesi. kişi. istanbul aydın üniversitesi'nden profesör atilla girgin.
iletişim fakültesi'ne konuk tez jürisi olarak gelen bu şahıs, koridorda oturmakta olan mini etekli öğrenciye, "burası pavyon mu?" dan başlayarak, ağır hakaretlerde bulunuyor, yetmiyor. yanında bulunan arkadaşı, savunma yapmaya çalışınca çenesini sıkarak kapatıyor.
öğrencinin kıyafeti ne olursa, olsun bu beyin haddi midir? bu gençlere hakaret etmek, elle kolla müdahele de bulunmak. gençler çok sıra dışı bir giysi içindelerse keşke zarif bir dille uyarsaydınız. ünvanınıza bu yakışırdı.
üniversite'de konuksun. görevini yerine getir yeterli. ilkokul öğretmenim çok sık bir örnek verirdi bizlere : çingeneye beylik vermişler, önce babasını ayağına getirtmiş. babasına "bak bana sen adam olamazsın diyordun. bey oldum" demiş. zavallı baba, üzgün cevap vermiş : evladım ben sana bey olamazsın demedim, adam olamazsın, dedim.
profesörlük, yazık ki hangi kafaların üstüne olmamış giysi gibi emanet.

mahalle baskısı

bekaret

 spoiler!
buyurun buradan yakın

toplumun kız çocukları için ön gördüğü temizliği ve saflığı temsil ettiği var sayılan, bedensel durum.
bedensel durum diyorum daha önce hiç beraberlik yaşamamış ama marjinal o kadar kişi gördüm ki bilemezsiniz. yani buzlu badem olayı , hani marjinal bizdik

bekaretin sadece kızlık üzerine kurgulanması tamamen baskı ve mobbing.

ee naapsın! adem oğlu kızgın fırın havva kızı mercimek; bakıyorlar ki mercimek yapamıyorlar bu sefer kaymaklı hanım göbeği yapıyorlar.

eğer buysa saflık, temizlik veya başka bir şey bir ara konum atayım da zahmet olmazsa gelip bi anlatıvesin gari .

donald trump

amerikan tarihinde azledilen 3. başkan. donald'a koyar mı? koymaz elbet hala temsilciler meclisi elinde. seçimde de tekrar gelecek gibi duruyor.

he made america great again.