kopya olarak yaşamak

neredeyse her kişinin gelmiş olduğu nokta.
ah sözlük bilemezsin neler çektiğimi?

herkes mi kes yapıştır olur herkes mi birbirinin kop-yazı olur. bu kadar kişiliksiz bu kadar tıntın insancıkların ortada dolaşması sizi de sıkıştırmıyor mu?

kendini adamdan sayan kadın erkek herkese bakın hep başka başka kişilikler yaratmaya çalışıp bir de bunu satmaya çalışmıyorlar mı? hafakanlar basıyor. bu ne ya kişilik tüccarları. başka yerden haah bu kişilik bana uyar deyip oymuş gibi davranıp sonrada bunu neden kabul etmiyor musun? diye sormuyorlar mı buyur gel buradan yak.

uzak durun derim . bunu bilir bunu söylerim.

hababam sınıfı

sinema ve tiyatroya uyarlanan, rıfat ılgaz romanı.

tunaqua

kurucu adam. aklımdaki sorulara derhal cevap vermesi gereken kişi; eski betimlerimiz nerede?

öğrenilmiş kadınlık

saçını süpürge eden kadın

yaptığı fedakarlığı pazarlık konusu haline getirendir.
ne demek saçının süpürge etmek. seven sevdiğinde kaybolur. evine , eşine, çocuğuna yaptığı şeyleri sonradan pazarlık konusu etmek ne demek?

seviyorsan seviyorsun, eğer seviyorsan da dile bile gelmez böyle şeyler.

elbet insan zaman zaman bunalabilir veya hayat zorlayabilir. eğer sen sevdiğinle bu gibi şeyleri paylaşamıyorsan kusura bakma arkadaşım sorun karşında değil sende. hele bu betimde hiç değil .

kerameti kendinden menkul

çok büyük işler yaptığını belirtiyor ama bunu doğrulayacak ne kanıt ne de kimse var ortalıkta manasında kullanılan deyim. nedense son zamanlarda çok sık karşılaşıyorum bu tip insanlarla. önceleri olsa hemen ortamdan uzaklaşırdım ama şimdi garip bir eğlenme hissi doğuyor içime. dinliyorum dikkatle, tebessümle.

(bkz:havaya sıkmak)

parkinson

nörodejeneratif bir beyin hastalığıdır. hastalık adını ilk kez 1817'de titremeli felç olarak tarifleyen james parkinson'dan almıştır. hastalığın görülme sıklığı 60 yaş ve üzerinde alzheimer'dan sonra 2. sıradadır.

" normal olarak insan beyninde belli bölgelerde dopamin üreten beyin hücreleri (nöronlar) bulunur. bu hücreler beynin substabsiya nigra adı verilen belli bir alanında yoğunlaşmış halde bulunurlar. dopamin substansiya nigra ile vücut hareketlerini kontrol eden diğer beyin bölgeleri arasında mesajlar ileten bir kimyasaldır. dopamin insanların akıcı ve koordine hareketler yapmalarını sağlar. dopamin üreten hücrelerin %60 ila %80’i kayba uğradığında yeterli miktarda dopamine üretilemez ve parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar. " ( kaynak : parkinsonderneği.org)
yani dopaminin artık üretilmemesi, az üretilmesi beyindeki sinir ağları arasında ki iletişimi sekteye uğratıp hareket kabileyetini kısıtlar, bununla birlikte titreme gibi kontrolsüz hareketlere yol açar.

hastalığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte çeşitli tetikleyicileri olduğu belirtiliyor. bunlar,

" ileri yaş
ailede parkinson hastalığı öyküsü bulunması
kırsal yaşam, çiftlik ve kuyu suyu kullanımı
tarım ilaçları
erkek cinsiyet
kafa travması
demir, manganezin diyetle yüksek miktarda alınması
beyaz ırk
besinlerle alınan hayvansal yağlar
obezite
fiziksel ve duygusal stres "

parkinsonda koruyucu faktörler :
sigara kullanımı*
kahve ve kafein tüketimi
nonsteroid antienflamatuar ilaç kullanımı
antihipertansif ilaç kullanımı
alkol
fazla fiziksel aktivite "

kaynak ( medicalpark.com)

tüm hastalıklarda olduğu gibi parkinsonda da hastalığının erken teşhisi büyük önem taşıyor. ancak erken dönem belirtileri kolayca gözden kaçabilecek türden belirtilerdir. bunlar; uykusuzluk, kabızlık, koku duyusunda yitim, ve çok belirgin olmayan duruş bozuklukları, sık olmamakla birlikte denge kaybı ve düşme.

parkinsonun önleyici bir tedavisi yok. teşhis konuşduktan sonra seyrini yavaşlatmaya, yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik ilaç tedavisi uygulanır. her ne kadar zor bir hastalık olsa da çok korkulacak bir hastalık da değildir. görülme sıklığı genel olarak 60 yaş ve üzeridir. bu anlamda da yaşamı kısaltan bir hastalık değildir. eğer hasta 80 yaşına kadar yaşayacaksa bu hastalıkla birlikte aynı ömrü geçirecektir. ( en azından doktorların genel bildirimi bu yönde )


geçen yıl kız kardeşim annemin yürürken sol kolununun serbeste hareket etmemesinden şüphelenmiş ve kendince çaktırmadan takibe almaya başlamış. sonra annemin parmaklarında kendisinin bile farketmediği minik seğirmeler olduğunu da gözleyince, bize açtı konuyu. biz de yok canım dedik, bomba aynı yere iki defa düşmez. annem eşini kaybedeli 3 yıl olmuştu ve eşi agresif seyreden parkinsondan muzdaripti. 20 yıla yakın bu hastalıkla yaşamıştı. ama hayatını kaybetmesi tamamen parkinsondan kaynaklanan komplikasyonlardan değildi. son zamanlarında demans ile birlikte seyretmişti hastalığı. annemin eşiyle akrabalık bağı yoktu, ailede parkinson öyküsü yoktu. neyse bir uzmana gittik, gerekli kontorller, testler, emar vs yapıldı ve parkinson bulgusuna rastlanmadı. ama takip hastası olarak gözlemeye karar verildi. 3 ay önceki kontrollerde parkinson teşhisi konuldu ve ilaç tedavisine başlandı. şimdi eşiyle yaşadığı tecrübeden dolayı oldukça korkuyor, " ben de öyle mi olacağım " diyor. ama biz eminiz ki öyle olmayacak, çünkü tecrübelerimize ve gözlemlerimize dayanarak diyebilirim ki bu hastalık da pek çok hastalıkda olduğu gibi kişinin karakteri ile çok organize. zor bir karakterseniz, elbette hastalıkla birlikte x2 zor hale geliyorsunuz. ve bu devam ettikçe hastalığınız sizden daha güçlü bir hale geliyor ve çevrenizdekiler artık size ulaşıp size yardımcı olamaz hale gelebiliyor. tabi ki bu demek değil, melek gibi iyi çok pozitif bir insansanız parkinson size hiç bir şey yapmaz.


hastalığın seyrine göre ilaç dozları zamanla arttırılır ve bu da fazla ilaç kullanımından kaynaklanan yan etkilere neden olur, o yan etkiler için farklı ilaçlar almak gerekir ve bazı yan etkiler ilaçlarla da önlenemeyebilir. bu yan etiker halüsünatif haller, uykudan bağırark uyanmalar, istemsiz kasılmalar, unutkanlık, ani duygu değişimleri vb. olabilir. bu hastalıktan muzdarip bir yakınınız varsa bu tepkilerinin hiç birinin sizinle ilgili olmadığını bilerek, sabırla hareket etmelisiniz.


salı günü kontrol randevusunda sıra beklerken aynı nedenle orada olan kişilerden bir kaçınada yeni teşhis konulmuştu ve o kadar üzgündüler öyle endişeliydiller ki, olumlu ne söylense pek algılayabilir değillerdi. bu durumda hasta yakınlarına çok büyük iş düşüyor, onlar ne kadar az endişelenirse hastanın bunu kabul sürecide o kadar kolay oluyor. yani bu hastalık bir anda ilerleyip insanın hayatını elinden aniden alan bir hastalık değil. bu korku ve endişeye kapılmamalı teşhis konulmuş kimseler. çok ama çok uzun süre ilaç desteği ile kendi normal yaşamlarını devam ettirebiliyor, kendi işlerini görebiliyorlar. sonrasında ise diyelim 60 yaşında hastalığa yakalandı ve 75, 80 yaşında ne kadar iş görebilirse yine o derecelerde kendi yaşamını idame edebiliyor. son olarak hasta ve hasta yakınları benim tavsiyem, her anın tadını çıkarın birlikte. daha kaliteli zaman geçirin beraber. aceleniz olduğundan falan değil, bir musibet bin nasihatten evladır mantığından hareketle.

edit: imla

kadın hakkı

kadının önce kendini tanıması sonra da bunu yaşama geçirmesiyle olabilecek bir hal, durum, yaşayış hali. verilen veya alınan bir şey değildir.

eşitlik veya haklı olmak savunulması gereken bir şey değil yaşanası bir şeydir.

kadın hakkı savunucusu olmak veya kadın hakları için yürüyüş vs gibi şeyler -hobi olarak yine yap - kadın hakkını kadına istediğikadar veren, tepkileri ölçen ve ona göre kendince hak dağıtanların ekmeğine yağ sürer. sonuç olarak yaşamadığı şeyi savunamaz insan.

kendi hakkını kendine tam teslim eden bireyin birilerinden hak talep etmesi gibi bir durum olamaz. zaten kendine saygı duydurur. demedi deme bak yazıyorum buraya

oryantasyon

günümüzde pek çok kurum oryantasyon adı altında sizin emeğinizi aylarca sömürüp sonra da o işe uygun olmadığınıza kanaat getirip sizi rahatlıkla kapı önüne koyabilmektedir. bunun herhangi bir suç niteliği ise bulunmamaktadır. özellikle yeni mezunları bedava çalışan olarak gören bu kurumlara dikkat etmek gerekir.

evi terk etmek

sinirsel durum.terk edilirken mutlu, isabetli sonuçlar olunacağını düşünmek..zannediyorum hiç bir zaman olunmadı..

sarı bez

liseye giderken yazları çalıştığım şirketin mutfağında ocak tipi tost makinesiyle tost yaptıktan sonra tezgahta olduğunu görmeyip tost makinesi üstüne koyduğum temizlik aracı. tost makinesine yapışarak ömrünü erken zamanta tamamlamıştır.

güzel kızların çirkin erkeklerden hoşlanması

quasimodo sendromu. bize ise armut'un iyisini ayılar yer şeklinde açıklanabilir.
gerçekten güzel kızlar hep ayılarla veya öküz dedikleri kişilerle beraber oluyor en azından izlenimim öyle.
sanırım artı ve eksi kutuplar birbirini çekiyor.

hallak

osmanlıca'da berber anlamına gelen kelime. şimdilerde kadıköy yeldeğirmeni'nde bir berber dükkanı adı. hiç gitmedim, gidenlerden yorum bekleriz efendim.

sivrisinek ısırığı

çocukların tabanında morluk, çocukta huysuzluk annede uykusuzluk yaratan mikrop dolu bir hadise.

kızlık soyadı

uzunluğu sebebiyle kimliğimden çıkan ancak hayatımdan çıkaramadığım soyadı.

zengin erkekle sevgili olmak

kadın kişisinin kendisine yapmış olduğu saygısızlıktır.
ha sevdiği kişi zenginse ona laf yok.

mastit

memede süt birikmesi.
eskiden annelerimiz zamanında süt sağma makinesi olmadığından piknik tüp yakılır, üzerine tencere içine su konur, tencerenin üzerine eğilerek kaynayan suyun buharı yardımıyla meme yumuşatılır ve elle sıkarak boşaltılırmış.

(bkz:cennet anaların ayaklarının altındadır)

ukd

yükseltmek için binbir turnuvada 2 gün harab olunan ulusal kuvvet derecesidir :))

patron

cds

credit default swap ( kredi temerrüt takası) deyinini kısaltılmış halidir kredi risk primi olarak ta adlandırılır. bir ülkenin veya şirketin cds primi ne kadar yüksekse borçlanma maliyeti de o kadar yüksek demektir. bireysel kredilerde kredi kalite puanı gibi.