sibel ünli

ailesinin yüce devletimiz özetli konuşma metnini dinledikten sonra farklı şehirlerde evleri ve aylık onbin tl gelirleri olduğunu öğrendiğimiz major depresyon tanisiyla tamamen psikolojik bir sebepten intihar ettiği vurgulanan genç kızımız. sibelin annesi ile yasadigi soyleniyor fakat aciklamalar baba ve abiden.
ailenin doğru söyleme ihtimali ile satın alınmış olma ihtimalinin eşit olduğunu düşünüyorum.

naruto

masashi kishimoto tarafından oluşturulmuş ve sonradan animeye de uyarlanmış bir manga serisidir. diğer insanlar tarafından kabul görmek isteyen naruto uzumaki'nin maceralarını anlatır.

külçe altın

hayatın boyunca sadece google görsel de göreceğin bir parça !

organik pamuklu kumaş

aslında kumaş halinde fiyatı uygundur fakat bebek ürünü haline getirildiğinde tüm bebek ve çocuklara yönelik ürünler gibi ederinin en az beş, on katı ile fiyatlandırılır.

ceren damar şenel

pırıl pırıl bir akademisyen. öldürüldü. çankaya üniversitesi hukuk fakültesinde kopya çeken bir öğrenci tarafından diyorlar ama "öğrenci" yazmaya benim elim varmıyor.
hukuk öğrencisi, mezun olunca, adalet dağıtacak! öyle mi?
ceren'e saldırıyor, bıçaklıyor, ateş ediyor! ne bitmek bilmez bir öfke?
kopya çekerken, hocası kağıdını almış, tutanak tutmuş! o da hocasının canını aldı...
nasıl bir psikolojik travma içindeyiz toplum olarak?
çok üzgünüm, çok kırgınım, çok ümitsizim.

laissez faire

bırakınız yapsınlar anlamında fransızca deyim. genelde ekonomik olarak bilinir. borsada veya pazarlarda işlem yapan oyuncuların istediği gibi oynayıp nasıl bir etki çıkaracağını anlamaya çalışan ekonomi yönetiminin izleme sözü.

istediğin gibi olsun demek

zaar

herhalde anlamında. nasıl evrimleşti bilmem ama kayserili olarak bizimkilerde "hazaar" derler.

cuma

haftanın en sevdiğim günü. hafta sonunun başlangıcı.
çocukken ödev yapmadığım tek gün.

patron

ömrü maaş ödemekle geçen insan.

abazan kadın

bunun kadını erkeği yok tabiki...

enaniyet

bencillik.
ene niyet aslında. ene ben demek.

aldatan sevgiliye geri dönmek

sevgiye aşırı muhtaç insanların aldatıldıktan sonra kendilerini sevecek ve değer verecek kimse bulamamaları üzerine "aldattı ama en azından bana ilgi gösteriyor ve sevilme ihtiyacımı gideriyordu" gibi çaresiz bir düşünceye kapılıp verdikleri karardır.
ancak bir kez aldatılmanın verdiği güvensizlik artık ömür boyu beynini kemirir durur.

çamaşır suyu

kızım olana kadar temizliklerimin vazgeçilmez maddesi.

karadut

ağacı beyaz dut'a göre daha bodurdur. yaprakları ise daha kalın ve geniş. taneleri daha iri daha iç içe, meyvesi daha uzun ve geniştir. önce yeşilden harika bir kırmızıya bürünür meyveler. kırmızıyken sert ve çok ekşidir ama yine de çekicidir tadı. rengi koyulaşıp karadut halini alınca da yumuşak ve tatlı olur, kokusu aroması muhteşemdir.

teknik üniversitede kız olmak

bir çok erkeğin içinde makinenin nasıl çalıştığını öğrenmek, bir sürü galiz küfür öğrenmek, hepsinden daha baskın olmaktır.

ağıza alınmayacak küfür ve kelimeleri bir çırpıda söyler geçersiniz. hala bu öğrencilik hayatı meslek lisesinden geliyorsa, kaavede pişpirikten tut, toplanıp yan sınıfı dövmeye gitmeye kadar her şeyi barındırır.

kadınlar için söylenen sözler

"bir kadına doğru ayakkabıları verirseniz dünyayı bile fethedebilir." demiş marilyn monroe. sıklıkla doğa yürüyüşü yaptığım şu günlerde doğru ayakkabıyla tüm dünyayı yürüyebilecekmişim gibi hissettiğim doğrudur.

çay

çernobil sonrası yıllarca içemediğim içecek. oysa bakanın teki tv'lerde çocuk kandırır gibi "bak radyasyon felan yok, bak içiyorum demişti" de içmişti. anarşist miydik biz? niye içmemiştik? tembellik işte. su koy, çay koy demle. sıcak tut. bir sürü uğraş.

su

" canlı hücresinin büyük bir kısmını oluşturan hayatî inorganik maddedir "

dağlık yerlerde, köylerde büyüyenler bilir, torağa dokunca su fışkırırdı eskiden. göller, göletler, dereler vardı. suyun olduğu yerde hayat da vardı tabi, sayısız kuş çeşidi, sayısız ağaç türleri, yabani bitkiler, yaban hayvanları. sadece 30 yıl içinde bahsettiğim bu çeşitliliğin olduğu bölgeler tamamen betonlaştı. dereler kurudu yada yolları barajlara çevrildi, bazı su kaynakları özel şirketlere devredildi, ki bu büyük şirketler şu anda türkiye'nin her yerinde su kaynağı arayışında ve bulamamaları muhtemel olduğundan 20 litrelik bir damacana sudan elde edecekleri geliri 200 ml bir içecekle sağlayabilme peşinde yeni ürünler sürüp duruyorlar piyasaya. çünkü halihazırda ellerinde olan kaynakların uzun yıllar dayanamayacağını biliyorlar.

büyük şehirler içme suyu için barajda biriken yağmur sularına muhtaç fakat iklim değişiyor. bundan da kötüsü hızlı bir nüfus artışı var. göçlerin arkası kesilmiyor. sadece içme veya temizlik için kullanılan su değil kaynakları hızla yok eden, betonlaşma ve tüketim en büyük sorun. aklımıza gelebilecek her ürünün hazırlanmasında aklımızın alamayacağı kadar çok su tüketiliyor.


ama kürsel ısınma diyen, iklim değişiyor diyen, çevre doğa diyen herkes sinir bozucu, işe yaramaz, boş konuşan, dilenci, felaket tellalı, ortalık karıştırıcı oluyor. her yeri betona çevirmeye son hız devam, nüfusu arttırın çoğalın, tüketin diyenler alkışlanıyor.

şimdilerde kamu spotları yayınlanıyor su tüketiminde dikkatli olunması için fakat musluğu kısarak alınacak önlemler devede kulak bile değil artık.

edit: imla

diyet su

su içsem yarıyor diyenler için üretilmiş endüstriyel bişey bişeysi.
diyet su mu olur ? kıçımdan ürün uydurdum satıyorum demenin diğer hali.

beşik kertmesi

ferhan şensoy'un en iyi filmlerinden biri olan pardon'da beşik kertmesi ile ilgili şahane bir replik geçer.



beşik kertmesi durumuna ters yapan görüş ise; (bkz:süt kardeşlik) 'tir.