Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
daha fazla bilgi
insanın kendi sınırlarını kendinin yarattığını anlatan ve bunu yine kendiyle dövüşerek yenen tyler durden'ın hikayesi.
sözlüğü biraz da bu filme benzetiyorum ben işim değilim, ben giydiğim elbise tuttuğum takım veya bana yaftalanan bir kimlik değilim.
sadece benim.
izlemeyenler varsa çok şey kaçırmadan bulup izleyin .
bence bu mobbing sadece çocuklu anneler de?il, direkt kad?nlara yönelik bir durum. temelde yatan kad?na kar?? kontrol etme iste?i (!) kapsam?nda daha i?e girmeden sorduklar? ilk sorular 'evlenecek misin, çocuk yapacak m?s?n?' ?eklinde oluyor. üstelik sektör fark etmeksizin! as?l sorun ?u, kaç i?veren bu soruyu erkeklere soruyor? neredeyse hiç :) çözüm peki nerede? kesinlikle kad?na yüklenen bunca a??r toplumsal, sosyal kimlik yarg?lar?n?n y?k?lmas?. zira kad?n olmak bir suç olmad??? gibi erkeklerle e?it ko?ullarda e?it sorumluluklara sahip. önce e?itlik kavram?n? topluma kabul ettirmek gerekiyor zor da olsa malesef..
eğitim, bilgi, kültür, kendinde güven; bunlar kadını daha kadın erkeği daha erkek yapmaz. bunlar insana değer katan unsurlardır cinsiyeti güçlendiren değerler olarak sınıflandırılamaz. birikimlerimiz bizi daha yetkin, daha iyi insanlar yapar daha üstün kadın daha üstün erkek yapmaz.
geçenler googleda tanınmış bir isim hakkında bilgi ararken ünlü bir sözlüğe yönledirildim, entryleri okurken bir bknz'ı tıklayp " bilemem nereli kadınlar " başlığına geldim, onlarıda okudum ve merak edip oralı, buralı, şuralı kadınlar ve kadın konulu başlıklara da girip kimi zaman beynime kan hücumları kimi zaman kalp çarpıntıları (olumsuz anlamda) kimi zaman gözlerim büyüyerek okudum entryleri. çoğu bir yada üç cümlelik pespaye zihin ve kişilik ilanları aslında. örnekse: " vajinan etrafında ki et yığınına kadın denir " evet, işte o odak noktasından bu kişi dünyaya geldi ve etrafındaki et yığınına da anne dedi. o anne, onun bu tespiti yapan kişilik olmasına imkan verdiği için aslında bunu daha farklı tarif edemezdi. ona verilen buydu bu kadar oldu o yüzden. fakat gerçek şu ki dünyanın bütün kadınları birleşip bu ve bunun gibileri küçük zerreler halinde doğrup bir araya getirmedi. tabi bunu idrak edip genellememesini beklemek işten değil. oysa, birey olmayı başardıktan sonra anne olmayı kendi tercihi ile seçmiş, akıl fikir, vicdan sahibi, sağlam karakterli bir kadının erkek çocuğu kadınlarla bireysel ilişkilerinde incitilmiş dahi olsa hiç bir kadını böyle cümlelerle tarif etmez, aklına dahi gelmez.
peki kadınlar dünyaya başka bir kadın getirdiğinde daha iyi bir iş mi çıkarıyor ? aksine, daha kötüsünü yapıyor tamamen kendini kopyalıyor. sürekli kadın olduğu hatırlatıldığı için bu artık cinsiyet ayrımını ifade eden bir sözcük olmaktan çıkıyor üzerine bir yaşam inşaa edilecek temele dönüşüyor. bu nedenle anne olmak bu kadar kıymetli ve çok ayırıcı bir nitelik haline geliyor, bu nedenle aslında bunu kendisine verebilecek güce sahipken bir çocuk gibi hep özen bekliyor karşı cinsten.
peki kadının nitelikli bir insan olmasında, erkeğin nitelikli bir insan olmasında babanın hiç mi rolü yok. şüphesiz ki çok var fakat şöyle de bir gerçek var, dünyada ki en kuvvetli bağlardan biri anne ile yavrusu arasında ki bağdır. aslında kıymetli olan dünyaya bir çocuk getirmek değil, dünyaya getirdiği çocuğun zihnini, kalbini bu bağ üzerinden iyilik ve doğrulukla beslemek.
entrynin başlığına gelirsek, evet kadınlık bedenden ibarettir tıpkı erkeklik gibi, bizi kadın ve erkek olarak ayıran bedenlerimizde ki bazı fiziksel farklılıklarımızdır çünkü. kadın, erkek bu iki sözcük sadece cinsiyet ayrımımızı ifade eden tanımlamalardır. kadın ve erkek özelliklerini fiziksel olarak taşır ve bu farklılıktan doğan bazı kimyasal farklılıkları da yansıtırız. geri kalan insan gibi davranmaktır.
ev yoğurdu denince aklıma ilk gelen, evin muhtelif yerlerinde battaniye veya havluya sarılı tencereler topluluğu. özellikle çocukken oyun oynarken çarptığımız zaman sağlam fırça yememize sebebiyet veren yapı. ama mayalanma olduğu zamanda tadı damağında kalır insanın.
mircan kayanın dahil olduğu, bugünkü güney kafkasya ve batı gürcistanda yaşayan halkın adıdır. ülkemizde lazların hristiyan akrabaları diye bilinirler ancak bu bilgi sadece şehir efsanesidir. sınır komşusu olmaları sebebiyle şive benzerlikleri bulunsa bile, aynı dil grubunda dahi değildirler.
bir çok deneyim sonucunda başarısızlıkla karşılaşıp kabullenmek ve bunu hayatının doğrusu kabul etmek o kadar güçlü bir psikolojik etkidir ki kişiyi içinden çıkılamayacak bir yola sokar. ancak çok kuvvetli bir irade her şeyi gözden geçirip gerekli muhasebeyi yapabilirse işin içinden çıkabilir.
bir kişi başarısızlığın önündeki tüm engeller kalksa dahi başarısız olacağına olan kuvvetli inanç engelin kalkmış olduğunu fark bile edemez.
(bkz:öğrenilmiş kadınlık)
bir çok deneyle de kanıtlanmıştır.
deneyde yirmi dört tane köpek alınır ve onları üç gruba ayrılır. ilk gruba kaçış grubu denir ve bunlara düğmeye bastıklarında kesebilecekleri bir şok uygular.
ikinci gruba boyunduruk grubu dernir, bu köpekler düğmeye bassalar bile şok kesilmez.
üçüncü gruptaki köpekler ise kontrol grubudur ve herhangi bir şoka maruz kalmazlar.
yirmi dört saat sonra tüm köpekleri kısa bir çitle iki bölmeye ayrılmış kapalı bir alana götürür ve köpeklere şok verilir.
kaçış grubu ve kontrol grubu duvardan atlayıp şoktan kurtulmayı başarırken, boyunduruk grubu şoktan kurtulamaz. bu gözlemler bilişsel psikolojinin davranışçılığın yerini almasına neden olan bilimsel bir devrim başlatır. yani davranışlarımızı düşündüğümüz şeyler belirler, sadece görünür bir ödül veya ceza değil sadece hayatınızı düşünceni belirler.
bu ve bunun gibi deneyleri veya örnekleri çoğaltmak mümkün.
bir bilgi size ulaşmışsa neden o bilgiyi eski bilgiye uygun hale getirmek için uğraşır ki insan.
sen kadınsın yapamazsın… kadın bu… kadından bir şey olmaz… ya-pa-maz-sın!, yok, olmaz bu iş… burası türkiye! … bizden bi bok olmaz… japonlar yapmış’, yine bir kadın öldürülmüş, yine bir kadına tecavüz edilmiş? asla çözülmez bu durum, ben sana söyleyeyim… o iş yatar, hiç başlama… bizim hangi işimiz düzgün gitti ki bu gitsin! sen ne yaparsan yap, hiçbir önemi yok, hiçbir işe yaramayacak. çünkü sonuç daima aynı olacak! ve dahası…
çocukluktan sadece ergenliğe gelene kadar ortalama bir çocuk 500.000 olumsuz yönlendirme duyuyormuş. sonrasında da kimseye gerek duymadan hayatını kendi kendine yaşıyormuş.
şu an ne kadar olumsuzluklar içinde yaşadığınızı düşünün aslında bunu ya biz yarattıysak? bilinçli veya bilinçsiz olarak olumsuzluğu bir yaratıyorsak?
başarı da başarısızlık ta aslında öğrenilebilecek bir şey.
başarısızlık tamamen ders alınması gereken bir durumken kaderimiz haline geliyor olması vahim bir durum.
öğrenilmiş kadınlık ta bu şekilde bir bilinç altı durumunun ta kendisi. o kadar olumsuzluğa ağınız açıksa bir süre sonra o olumsuzluğun parçası oluyorsunuz ve direkt yaşamaya başlıyorsunuz. bilinciniz de kendinizi haklı gösterebilmek için bin türlü yalan uydurup sizi haklı kabul etmenizi sağlıyor.
çaresi yok mu var elbet! affetmek, kabul etmek ve uygulamak.
size bir bilgi gelmişse ve siz onu yaşayamıyorsanız o bilginin hamalısınız. o bilgi gelmişken neden yeni bilgiyi eski bilgiye uyarlamaya çalışayım ki? eski bilgiyi yeni bilgiye uyarlamaya çalışırım.
yenilen !
türk-iş sendikası genel başkanıdır.
hükümete yakınlığı ile bilinirdi. son sözleşme de açık mikrofon sayesinde, imza atmıştır bu yakınlığa.
binlerce işci, memur ve ailelerinin vebali boynundadır.
"bu yıl ki görüşmelerden işçiye 150 lira iyileştirme, tüm işçilere ise bu yılın ilk 6 ayı için yüzde 8, ikinci 6 ayı için yüzde 4 oranında zam kararı çıkmıştır"
alıntı sözcü gazetesi
insan gibi insan, dost gibi dost, çok ince, düşünceli, kişiliğin dibi, adamlık tanımının cinsiyeti olmayacağını gösterecek derecede, daha yazarda yazarım. ayrıca başarılı bir yazar. başarılı bir anne. her daim devam etsin nazar değmesin.
how all occasions do inform against me,
and spur my dull revenge! what is a man,
ıf his chief good and market of his time
be but to sleep and feed? a beast, no more.
sure, he that made us with such large discourse,
looking before and after, gave us not
that capability and god-like reason
to fust in us unused. now, whether it be
bestial oblivion, or some craven scruple
of thinking too precisely on the event,
a thought which, quarter'd, hath but one part wisdom
and ever three parts coward, ı do not know
why yet ı live to say 'this thing's to do;'
sith ı have cause and will and strength and means
to do't. examples gross as earth exhort me:
witness this army of such mass and charge
led by a delicate and tender prince,
whose spirit with divine ambition puff'd
makes mouths at the invisible event,
exposing what is mortal and unsure
to all that fortune, death and danger dare,
even for an egg-shell. rightly to be great
ıs not to stir without great argument,
but greatly to find quarrel in a straw
when honour's at the stake. how stand ı then,
that have a father kill'd, a mother stain'd,
excitements of my reason and my blood,
and let all sleep? while, to my shame, ı see
the imminent death of twenty thousand men,
that, for a fantasy and trick of fame,
go to their graves like beds, fight for a plot
whereon the numbers cannot try the cause,
which is not tomb enough and continent
to hide the slain? o, from this time forth,
my thoughts be bloody, or be nothing worth!