Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
daha fazla bilgi
eskişehir'i eskişehir yapan, kampüsüyle adeta baş döndüren, gelmiş geçmiş en aktif kulüp faaliyetlerinin düzenlendiği ve öğrenci dostu etkinliklere ev sahipliği yapan üniversite. öğrenci dostu diyorum çünkü okulun bünyesinde bulanan sinema ve tiyatroya giriş 4-5 tl civarıydı. bahar aylarında yüzüklerin efendisi gibi film serilerinin maratonu oluyormuş. henüz nasip olmadı o ayrı.
sosyal etkinlikler açısından çok gelişmesinin yanı sıra akademik olarak ''mehh'' dedirtiyor ne yazık ki. çoğu devlet üniversitesi gibi içten içe çürümekte. iki kelimeyi bir araya zor getiren, kafası karışık profesörlerden ders aldığım da oluyor, çatır çatır ders anlatan öğretim görevlilerinden de. bir de bunun üstüne ders seçimi zamanında tüm derslerin kontenjanları doluyor ve belki biri o dersi bırakır umuduyla kayıt yenileme haftası boyunca köşe kapmaca oynanıyor. neden mi? üst dönemdeki dangalakların sistemi diğerlerine göre daha erken açılıyor ve alttan seçmeli ders alıp kontenjanları dolduruyorlar. sıra 1.-2. sınıf öğrencilerine sıra gelince de mal gibi kalıyorlar doğal olarak. kalmasınlar da ne yapsınlar sevgili sözlük? yüksek yarıyıldakiler 40 kredi toplarken bu yavrucaklar(ben) 23 krediyi zor buluyor. sonra vay efendim okul uzadı! uzar tabii.
an itibariyle 2 milyardan fazla kullanıcısı olan sosyal medya sitesi. dijital pazarlamada iki önemli oyuncudan biri.
google ve facebook dünyayı kontrol etmek üzere kurulmuş iki yapıdır . web sitesi demiyorum yapı diyorum.
facebook bütün demografik bilgileriniz alır ve ona göre reklam ve içerik gösterir. sizi ikna eder, devletler arası kriz çıkarır, sizi onu kullanıyorum sanarsınız o sizi kullanır.
tunç başaran filmidir.
siyasi mahkum inci ile annesiyle birlikte hapis yatan, hapishanede büyüyen barış'ın büyük sevgisini, kadın mahkumları ve ülkenin o zaman içinde bulunduğu durumu anlatan yalın, sade, duygusal filmdir.
nur sürer başrolü çocuk oyuncu ( o zaman çocuk tabii ki) ozan bilen' le paylaşmıştır.
uçurtma, bu filmdeki kadar hiç yakışmamıştır özgürlüğü anlatmaya...
bahar ışığıdır. bulunduğu ortama renk ve enerji katar.
müzik öğretmeni olmak ile birlikte ikinci el eşyaları ihtiyaç sahiplerine ulaştırma üzerine bir sosyal sorumluluk projesi vardır.
kalın yün bir kumaş çeşidi. en çok kullanıldığı kıyafet okul pantolonları ve etekleriydi. günümüzde çok kullanılmıyor. bence hiçte üzücü değil. severek kullanmıyordum. kullananlarında severek kullandığını zannetmiyorum.
anne, babaları dolandırmanın yasal eşyalarından biri.
- sizin çocuğun el kasları çok zayıf.
- napcaz?
- buyrun bir adet el hamuru. sıkcak, sıkcak el kasları güçlenecek.
özellikle de güneşli ve tatlı bir günde sabah kahvaltısını hazırlarken dinlemeye bayıldığım şarkıdır. insanın içini kıpır kıpır ediyor, dans etmekten kendini alamıyorsun.
sırpların 1995 yılının 11 temmuzunda bosna hersek'in doğusunda kalan srebrenitsa'daki insanlara yapmış olduğu bir soy-kırımdır.
can dündar'ın katliamı yaşayanlardan biri olan hasan nuhanoviç'in anlattıklarını yazdığı bir yazı vardır ki her okuyuşumda dağılırım, toparlanamam...
böyle bir dünyada yaşamak, hele hele çocuk doğurmak; delilik.
''yine bir 11 temmuz'du.
sıcaktı.
hasan panik halinde birleşmiş milletler'in bosna'daki askeri karargâh binasına girdi.
hollandalı binbaşı franken'in odasına daldı.
elindeki listeyi binbaşı'ya verdi.
binbaşı, listeyi önüne çekip incelemeye başladı.
bu, srebrenica'daki potoçari kampında görevli personelin listesiydi.
kampı kuşatan sırplar içeri sığınan boşnak mültecilerin kendilerine teslimini istiyorlardı. 'sadece kamp görevlileri içeride kalabilecek, aksi takdirde kamp bombalanacak'tı.
hollandalı komutan bu baskıya direnememiş ve hemen personelin bir listesinin hazırlanmasını istemişti.
listedekiler kalacak, diğerleri sırplara teslim edilecekti.
kamptaki 25 bin mülteci arasında hasan'ın annesi, babası ve kardeşi de vardı. hasan kampta tercüman olarak çalışmaya başlayınca onları da kampa aldırmıştı.
burada güvende olduklarını düşünüyorlardı.
ama şimdi hollandalı komutan onları sırplara teslime karar vermişti. kararı mültecilere bildirme işi de hasan'a kalmıştı.
hasan, 'sizi teslim edecekler' deyince mültecilerden feryatlar yükseldi. kimi isyan ediyor, kimi sırplara verilmektense ölmeyi tercih edeceğini söylüyordu.
ama, hollandalı komutan kararlıydı.
13 temmuz günü kamp boşaltılmaya başlandı. boşnaklar, hollandalı askerlerin gözetiminde tek sıra halinde kamptan çıkarılıyor ve kapıda sırp askeri araçlarına bindirilip götürülüyorlardı. götürülenlerin hemen öldürüldüğü haberleri geliyordu.
hasan panikteydi.
kendisi görevli olduğu için kampta kalabilirdi, ama ailesi gidecekti.
hiç olmazsa kardeşini kurtarabilmek için bir formül düşündü. komutana götürdüğü personel listesinin sonuna 19 yaşındaki kardeşi muhammed nuhanoviç'in adını yazdı.
listeyi inceleyen hollandalı komutan parmağını listenin sonundaki bu isme basıp sordu:
'kim bu?'
'yeni alınan temizlikçi' dedi hasan, ,'iki hafta önce alınmıştı, ama sırp kuşatması nedeniyle işe giriş formaliteleri tamamlanamadı.'
'hayır. bizde böyle biri çalışmıyor' dedi komutan...
pembe bir kalem aldı ve listeden 'muhammed' ismini sildi.
bu kalem hareketiyle onu hayattan da silmiş oluyordu.
hasan kanı donmuş bir şekilde ayrıldı odadan...
çılgın gibi sağa sola koşturdu. bütün yetkililere yalvardı.
olmadı.
ailesiyle birlikte kamptan ayrılmaya karar verdi. ancak babası vazgeçirdi onu bundan:
'sen kalmalısın ve bu yaşananları tüm dünyaya anlatmalısın' dedi.
kucaklaştılar.
hasan, babasının, annesinin ve kardeşinin kamp çıkışında bir otobüse bindirildiğini gördü.
bu, onları son görüşü olacaktı.
hasan, babasının vasiyetine uyup ömrünü bosna katliamını dünyaya duyurmaya adadı.
sonunda başardı. ama çok geçti.
srebrenica katliamında, aralarında hasan'ın ailesinin de bulunduğu 8 bin boşnak katledilmişti.
katliama seyirci kalan hollanda hükümeti istifa etti.
kamptan alınanların kurşunlanıp gömüldüğü toplu mezarın olduğu yere yıllar sonra clinton tarafından bir anıt dikildi.
hasan, katliamın 11. yıldönümü olan bugün, saraybosna'da halkının mücadelesine devam ediyor.
dünya, bosna'yı unuttu bile...
şimdi israil'in filistin'deki katliamını seyrediyor.''
40 kilo almadan önce karşısında bolca zaman geçirdiğim ama şimdi pek hoşlanmadığım görüntü yansıtıcı.
kendime tarkan’dan bir şarkı sözü armağan ediyorum o zaman: aynalara küsmüşsün kıl oldum abi...
" suriye'liler onu yaptı, suriye'liler bunu yaptı " kayıtlı rakamlarla 3,5 milyon suriye'lı sığınmacı alındı. türkiye sınırları içinde 500 bine yakın suriyeli bebek doğdu. 2 büyük şehir dolusu insan nüfusu. bu kadar insanın tek tip davranışlar sergilemesi beklenilemez.
taksim meydanında kendilerince yeni yıl kutlaması yapmalarına gelirsek, bir milli maçtan galip çıkmışlar gibi yaptıkları kutlama. yok öyle bir şey ama, o zaman bu belki sana bana göre sadece biraz saçma o kadar. türk erkeklerinin de çoğu zaman yaptığı gibi bir dolu erkek toplanmış kendi anlayışlarına göre eğleniyor. ne yapsınlar ? mağduruz mağdur deyip kaldırımlarda oturup bütün gün ağlasınlar mı? onu da yapmasınlar ama biraz uyum mu göstersinler ? ayak uyduracakları bir düzen var mı gerçekten ? biz zaten karmakarışığız, asıl canımızı sıkan da bu tam olarak. zaten sorunlu bir toplumuz ve bize çok benzeyen bir dolu insan daha geldi bu sorunların üstüne. işte tam burada ince bir çizgi var, toplumumuz içinde yeni bir düşman daha mı ilan edeceğiz yoksa sorunların çözümü için sorumlulardan talepte mi bulunacağız ? biraz daha mı geri gideceğiz yoksa ilerlemek için çaba mı harcayacağız ?
çok farklı boyut kazanmış teknolojik cihaz. özellikle pahalı modelleri bazı bilgisyarlardan bile güçlüdür. ama tam performans ile kullanan sayısı oldukca azdır. tamamen internet temelli bir hal almıştır.
bu işin can alıcı noktası yer seçimidir. daha doğrusu muhit. kafenin açılacağı muhitte hem insan sirkülasyonu olmalı hem de oturup kalkmasını bilen düzgün insanların dolaştığı bir bölge olmalı.
ikinci olarak konsept önemli. aynı yerde bulunabilecek diğer kafe ve benzeri işletmelerden farklı bir şeyler sunabilmeli.
sonra kafe personeli de çok önemli. özellikle bir yerin müdavimleri olacak insanlar için personelin servisi ve yaklaşımı çok çok önemlidir.
ve tabi menü seçimi, sunumu ve fiyatları da dikkat edilmesi gereken önemli şeylerden biri.