Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
daha fazla bilgi
mehmetçik için en iyisini umarak, sonucunu bekleyeceğimiz harekat.
sosyal medya esiyor, yağıyor gürlüyor maşallah! bir ara dantelli perdelere, masa örtülerine sarılıp, "kefenimizi giydik, afrine gidelim" diyen kahramanlar vardı. bedelli çıkınca önden koşmuşlardı bankalara.
şimdi klavye kahramanları da, çay sigara muhabbet eşliğinde savaş çığırtkanlığıyla sarhoşlar. kahramanlık destanlarından alıntılar yapıyorlar.
cephedeki her bir evladımız için ayrı ayrı dua edeceğim. sevdiklerinize en kısa zamanda kavuşmanız dileklerimizle.
her daim başınıza gelebilecek olay. eğer muzip gününüzdeyseniz sessiz sakin davranıp önce neler yazışıyor diye bakarsınız. sonra gelsin troller. araya olmadık şeyler atıp, hayırlı cumalar kutlayarak, insanların arasındaki ilşkilere yeni bir anlayış getirerek, hayatınıza ve tanımadığınız kişilerin hayatlara farklı heyecanlar getirirsiniz.
hala yazıştığım iki grup var.
biri fenerlilerin olduğu maç tayfası grubu
üniversitelilerin mezuniyetlerinden sonra kurduğu grup.
beni ekleyen kişileri de bilmiyorum. ya bir yerde telefonlaştık ya da iş için teklif istedi, öyle bir şey
kesinlikle kadın olarak kullanılması gerekiyor. ilk duyduğum zamanlar ben de buna takılan insanlara tepki göstermiştim.
üzerinde ciddi anlamda uzun bir süre düşündükten sonra haklı oldukları kanısına vardım.
önemli olan ne maksatla kullanıldığı, ne anlamda kullanıldığı... diye düşünüyodum doğal olarak çünkü önemli olan hep anlamdı benim için. ancak nedenleri sorgulamaya başlayınca insan şoka uğruyor. mesela neden erkeklere 'bay' diye hitap edilmiyor?
bayan kelimesinin niçin kullanılmaya başlandığını bilmiyorum. ancak kadın kelimesinin, kadınların bekareti hakkında yargı bildiren bir kelimeye dönüşmüş olması incelenmeli.
mesela bir çocuğun erkekliğe ilk adımının sünnet olmak olması(!), ki bu çok saçmadır, kadınların kadınlığa ilk adımının cinsel ilişkiye girmiş ve bekaretini kaybetmiş olması(!) olarak düşünülmüş olsa gerek ki kadın kelimesi, bir kızın(!) bekaretini kaybettikten sonra(!) kazandığı bir ünvan haline gelmiş.
"kadın kelimesi çok kaba, o yüzden kibar olmak için bayan kelimesini kullanıyorum." diyen bir insan, kadın kelimesinin niçin kaba bir kelime olduğunu açıklamak zorundadır. açıklayabilir mi? hayır. dönüp dolaşıp varacağı yer kızlık mevzusudur.
bu konu şöyle dursun. bir cinsiyet belirten kadın kelimesi bir hitap sözü olan "bayan" kelimesi ile ikame edilmeye çalışılıyor. bu neresinden baksanız saçmadır. hitap şekli olarak birisine "bay" demiyorsanız "bayan" da demeyiniz. "bayım" kelimesi bile sayılmaz çünkü hiçkimsenin "bayanım" dediğini duymadım.
bayan; kendi başına zararlı bir kelime değil, hakaret içermez, baymak kökünden türemez. kullanım biçimi ve hangi anlamda kullanıldığı ise zarar verici ve yıpratıcıdır. bir cinsiyeti baskılamaya ve yok etmeye çalışır. zararlı olabilir.
hepsinin ötesinde dil, çok önemli bir toplumsal kültür aracıdır. bir toplumun diline bazı kelimeleri ekleyerek ya da dilinden bazı kelimeleri çıkararak o toplumun kültürünü, hayata bakışını değiştirebilirsiniz. george orwell'in 1984 aldı romanını tavsiye ederim.
tarihte belli mecralarda kullanımı yasaklanan ve kullanılmayan kelimelere, onların yerine sonradan üretilen ya da başka dillerden devşirilen kelimelere bakın ne demek istediğimi anlayacaksınızdır.
eğer bir toplumu baskılamak istiyorsan onların jargonunu ortadan kaldırmaya çabalamak iyi bir başlangıç olacaktır. kadın kimliğini baskılamak için uydurulan "bayan" kelimesine karşıyım.
sığırın dişisine inek derken kaba olmuyorsak, insanın dişisine kadın derken de kaba olmuyoruzdur. insan türünün dişisine kadın denir. eğer bayan denilseydi çocuklarınız dünyaya kız olarak değil bayan olarak gelebilirdi çünkü bayan kelimesi yaş, bekaret, vb kavramlar içermeyen gayet kibar bir kelime değil mi?
bir çocuk doğduğunda, oğlan ya da kız denilebilir. insan yavrusunun isimleri olabilir bunlar gayet tabii. eğer birine erkek, diğerine kız diyorsanız yanlış yoldasınız demektir. o erkekse, öteki de kadındır.
şarkılarının içerisindeki ankara melankolisini yalnızca ankara'da yaşamış olanların anlayabileceği, bilinirlikleri behzat ç. ile perçinlenen önemli müzik grubu.
ve bence türkiye'nin en iyi solistlerinden birine de sahipler. (bkz:cem kısmet)
kızım şarkısını dinlerdim ve bir kızım olmasını hayal ederdim, öyle oldu...
özlem tekin'in parçası. derin manalar içeriyor. gerçekten aşk her şeyi affeder mi yoksa her şey zaten aşktan olduğu için zaten hepsi aşk mı? gece gece nereden geldiyse.
sittin sene unutamayacağınız bir yüzün beyninize kazınması durumudur.
çünkü olay içinde keşke gafletini barındırır.
kişi ilk kritik dönemi atlatıp rahata erdiğinde unuttuğu yanılsamasına düşer ama bir yerde acısı hep taze kalır. he yaşanır mı, yaşanır. ama unutmak, zor.
bu bayan değil kadın zamazingosunun neden bu kadar abartıldığı konusunda en ufak bir fikrim yok. kesinlikle kimsenin görüşünü yargılayamam fakat bu durumun tamamen feminizm ile ilgili ortalıklarda çokça bilgi kirliliğinin bulunmasından ötürü feminizmin aslının ne olduğunu tam olarak kavrayamadan kendine "feministim ben" diye etiket yapıştıran bireylerden kaynaklandığını düşünüyorum.
yani yolda yürürken bir adamla çarpıştığınızı düşünün. adam size dönüp de "pardon kadın." derse sizin dönüp onun ağzına bir tane yapıştırmanız, bayan değil kadın savunmanıza edilen eleştiriye vereceğiniz tepkiden çok daha kısa sürecektir.
tarihimizin karanlık ötesi günleridir.
1955 yılında "atatürk 'ün evi bombalandı" yalan haberiyle, beyoğlu, istiklal caddesi, karaköy ve büyükada merkezli başlayan olaylar, polisin müdahelede geç kalmasıyla(!) kin ve nefret suçuna dönüşmüştür.
rum, ermeni vatandaşların evleri ve dükkanları yağmalanmış, insanlar saldırıya uğramış, kadınlara tecavüz edilmiştir.
vatandaşların bir kısmı, yetişebildikleri gayri müslim komşularını evlerinde saklamış, hatta evlerine türk bayrağı asarak korumaya çalışmışlardır.
fenerbahçe spor klübünün, ordinaryus lakaplı futbolcusu lefter'in röportajında okuduğum sözleri aklımdan hiç çıkmaz.
"bir gün önce omuzlardaydım, ertesi gün taşlarla beni ve kızlarımı öldürmeye çalıştılar"
tarihimiz iç acıtıcı olaylarla dolu. bize yapılan, bizim yaptıklarımız.
sonucunda hep masumların canının yandığı
gelin olmak gelinliği giyip düğün salonunda dans edip nikah memurunun sorusuna evet yanıtını vermek değildir. uzun bir süreçtir. taa isteme merasiminden başlar ve bin çeşit ritüelle düğün günüde kadar sürer. bazıları için hayatlarının en beklenen zamanlarıdır, her anın tadını çıkarır en ince ayrıntıya kadar özenle ve istekle plan yaparlar. mutlu olur iyi hissederler. mutlulukları daim olsun bir yastıkta kocasınlar diyelim.
bazıları içinse berbat bir süreçtir. her anında " ben bu bokun içinde neden debelenip duruyorum " diye sorar " vazgeçtim " diyecek cesareti bulamadıkları içinde giderek batarlar. o yüzden bunu istiyor olduğundan şüphe etmeseniz bile kızınız, kardeşiniz, kuzeniniz, arkadaşınız gelin olurken gidin ve ona sorun " emin misin ? " diye sorun. çünkü bu soruya çok ihtiyacı olabilir.
seçim yapmakta zorlandığımda zihnimde seçilmek için bekleyen, kilo kontrolü ve karbonhidrat dengesi sebebi ile çok tüketmemeye çalıştığım ama ne yalan söyleyeyim sevdiğim hem de çok sevdiğim, hatta her soslusunu beğendiğim yemek.
insan günah gecesi diye çıkıp makarna yer mi? ben yerim. hem de doya doya.