best seller

türkçe de “en iyi satan” olarak kullanılması gereken ingilizce tanımdır.

sardunya

2018 temmuz'da setteki elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan ve ocak 2019'da yaşam mücadelesini kaybeden uygar can çetinkaya'nın ışık asistanlığını yaptığı filmin adıdır.
kazada ihmal durumunun söz konusu olduğu ve setin kolorwork film şirketine ait olduğu söylenmektedir.

uygar can ne yazık ki "uzun ömürlü" olamadı...

(bkz:uygar can çetinkaya)

eleştiri

yapıcı ve yıkıcı olmak üzere iki çeşittir. yapıcı eleştiri yapmak herkesin harcı değildir. yıkıcı eleştiri yapmak da eleştiri başlığı altında beğenilmeyen her şeyin söylenebilmesi olarak algılanmaktadır.

oud kokusu, hindistan, endonezya, filipinler ve di?er güneydo?u asya ülkelerinde yeti?en agar a?ac?ndan elde edilen esansiyel ya??n karakteristik kokusudur. agar a?ac?n?n odunu, do?al olarak ortaya ç?kan bir mantar enfeksiyonu sonras?nda üretti?i reçine gibi bir madde olan agarwood'u üretir. bu reçine, farkl? i?lemlerle, özellikle de buhar distilasyonu veya hidrodistilasyon yöntemleri kullan?larak ya?a dönü?türülür. oud esansiyel ya??, son derece yo?un ve karma??k bir kokuya sahiptir.
oud kokusu, baharatl?, odunsu ve hafif tatl? bir koku olarak tan?mlan?r. oud ya??, safran, paçuli, vetiver, gül, biberiye, sedir a?ac? ve di?er do?al aromalarla kar??t?r?larak birçok farkl? koku profili olu?turmak için kullan?labilir. ayr?ca, birçok lüks parfüm markas? da oud kokusunu parfümlerinin ana notalar?ndan biri olarak kullanmaktad?r.
oud kokusu, orta do?u, asya ve avrupa'da popülerdir ve pahal? bir koku olarak kabul edilir. bunun nedeni, agar a?ac?n?n nadir ve pahal? bir a?aç türü olmas?d?r. ayr?ca, oud ya?? üretimi oldukça zahmetli bir i?lemdir ve uzun y?llar sürebilir, bu da maliyetleri art?r?r. ancak, oud kokusu, yo?unlu?u ve karakteristik kokusu nedeniyle birçok ki?i taraf?ndan benzersiz ve lüks bir koku olarak kabul edilir.
https://www.mojparfum.com/

pazartesi

resmi tatillerin pazartesi gününe denk gelmesini beklemek! sendromsuz pazartesiler

ölüm

annenin çocuğuna öğütleri

güzel yüzlü olmakla değil, iyi kalpli olmakla anıl. anne olunca daha iyi anladım. kalbi iyilik dolu çocuklarımın olması beyaz tenlerinden ya da renkli gözlerinden çok çok daha önemliymiş.

ses bulaşması

ağlama sesi duyan bir bebeğin, ağlama sesi duyduktan kısa bir süre sonra kendisinin de ağlamaya başlamasıdır. özellikle uçakta deneyimlemeyen yoktur sanırım.
bebekle çok sık uçak yolculuğu yapmak zorunda kaldığım için yanıma çeşitli müziklerden oluşmuş mp3 alır ağlayan bir bebek olduğunda kulaklığı kızımın kulağına yaklaştırırım ki taklit yeteneğini oracıkta sergilemeye kalkmasın.

komple ağda

kuaför salonlarında mevcut ağda havuzuna atlanarak yapılan işlemdir.

11 ekim kız çocukları günü

dünyada kız çocuklarının önemini anlaşılması için gibi sözlerle anlatılabilecek bir gün olmasının yanında bir tanım yapılmasına bile gerek olmayan gün.

bir baba olarak kız çocuğu olan babalara naçizane bir kaç tavsiyede bulunmak istiyorum.

her şeyden önce üç prensibi benimsemelisiniz. sev, samimi ol ve güven.

-kızınızı öyle sevin ki sevgi boşluğunu sadece sevdiğini söyleyen biriyle doldurmasın. o kadar sevin ki başka birinin onu sevip sevmediğini sizin sevginize bakarak karar versin. eşini ailesini buna göre seçsin.

-kızınızla öyle samimi olun ki size anlatamayacağı veya sizden saklayacağı bir şey olmasın. erkek arkadaşı olduğunda veya bir hata yaptığında size gelebilsin, size hiç çekinmeden her şeyi anlatabilsin. sırdaşı olun.

kızınıza öyle güvenin ki hayatta dik dursun.kimse olmaya çalışmasın, kimse olmak zorunda kalmasın. sadece kendi olabileceği öz güveni sadece sizin ona olan güveninizden kazanabileceğini bilin.

bütün bunları oluşturmak için de; kızınızla mümkün olduğu kadar oyun oynayın, evcilik oynayın, zaman geçirin. aranızda kimsenin giremeyeceği bir alan olsun, kimsenin anlayamayacağı sadece ikinizin konuştuğu bir dil olsun mesela sadece ikinizin anlayacağı espriler felan.
bir bakışından içindeki mutluluğu da fırtınayı da anlayın. ona değer verdiğinizi, ne olursa olsun bileceği bir iletişiminiz olsun.

ben geç baba olanlardanım. insan kız babası olunca daha iyi anlıyor aslında kadının değerini.
ona yüklediği değerlerin aslında ne kadar samimi, candan, ve özden olması gerektiğini.
aslında kız çocuğu yetiştirmek demek koskoca bir aile yetiştirmek demek.

baklavacı aile

televizyonda tüylerim diken diken izlediğim iki kardeşin, genç bir çiftin (üstelik hanımefendi sorunlu bir hamilelik yaşıyormuş) arabalarını darp etme hadisesine karışan ailenin mensubu zorbalardır. sözlük formatını bozmamak adına firma adıyla girmek istemedim. zaten sosyal medyada boykot çağrıları yapıldı. tanıdık, bildik. ürünlerini almayın, aldırmayın efendim. yanlarına kar kalmamalı. buraların efesi biziz tavırlarını herkes bırakana kadar bu karşı tavrımız devam etmeli!

fırsatını bulan erkek aldatır

doğru önermedir. alda at dercesine davranışta bulunursan erkek tabi ki aldatır. sonra bizi neden aldatıyorlar. sen aldattırıyorsun haberin yok. hayatı paylaşmıyorsun ki adamla sadece kendini prenses olarak konumlandırıp öyle olmadığını bile bile öyleymişsin gibi davranılmasını bekliyorsun.

hani prenses olsak neyse, neredeyse hepimiz paçozun önde gideniyiz.

(kal?n:ki?iye özel üretim parfüm)

ki?iye özel üretim parfüm, ki?isel tercihlere ve beklentilere göre tasarlanm??, özel olarak üretilmi? bir parfümdür. bu tür parfümler, ki?isel tercihler, cildin tepkisi, terleme oran? ve di?er faktörlere göre formüle edilir ve yaln?zca o ki?i için üretilir.
ki?iye özel üretim parfüm, di?er parfümlerden daha özel ve benzersizdir, çünkü ki?inin beklentilerine ve tercihlerine tam olarak uygun bir koku sunar. ayr?ca, üretim süreci s?ras?nda kalite kontrol prosedürleri uygulan?r, bu da parfümün kalitesini ve dayanma süresini art?r?r.
ki?iye özel üretim parfüm, genellikle profesyonel bir parfüm ?irketi taraf?ndan üretilir ve tasar?m süreci, ki?inin beklentilerini ve tercihlerini belirlemek, parfüm notalar?n? seçmek ve formülasyonun denenmesi gibi ad?mlar? içerebilir.
ki?iye özel üretim parfüm, özel bir hediye olarak ya da kendine özel bir kokuya sahip olmak isteyen ki?iler için mükemmel bir seçenek olabilir.



https://mojparfum.com/

instagram

insanların okumayı değil genelde seyretmeyi tercih ettiklerini anlayan yapay zekanın ortaya çıkardığı sosyal medya şeysi.
bundan önce de instagram'a benzeyen mecralar ortaya çıkmış ama bu kadar etkili olmamıştı. elbette facebook'un bunda payı var ama bu yatırımı yaptıran şey yani facebook'un sadece video ve resim paylaşacağınız bir sosyal medya işine girmeinin sebebi; facebook verileri.
facebook verileri belli yaş gruplarının okuyucu yani veri üzerine gönderilerden hoşlandığını belli grupların da video ve görsel paylaştıkları ve bu kullanıcı gruplarının 5-10-15 sene sonraki davranışlarının ne olabileceğini hesaplayarak instagram'a yatırım yaptı.
bu görselleri bir sure sonra kendi görselleriyle veya içerikleri ile değiştirip sanki genel içerikmiş gibi yutturup insanların algısıyla oynamaya başlarlarsa hiç şaşırmam . bugün 18 yaşında olan biri 10 sene sonra instagram nereye derse oraya oy kullanacak hale gelecek ve bunu özgürlük, daha iyi yaşam ve geleceği için yaptığını sanacak.

okula yeni başlamış minik

eğer okulu ilk günden sevmemişse, tekrar gitmek istemiyorsa mazeretleri ve yakarışlarıyla insanı hem güldüren hem de içini sızlatan miniktir.

bizim ki önceki yıl okulun ilk günlerinden birinde sabahın köründe beni görüntülü aramıştı annesinin telefonundan. telefonu bir açtım karşımda iki karış açılmış bir ağız arkasından wöeeeeeöğğğğğ diye bir ağlama sesi , aklım çıkmıştı resmen. " lütfen beni kurtarır mısıııııınnn öeeeee " karnı çok ağrıyormuş, annesi onu zorla okula gönderiyormuş, gelip onu hastaneye götürebilir miymişim. sonraları işi daha da ilerletti, gece uyanıp alarm saatini gizlice değiştirmeler, okuldan bir öğretmeni ayartıp telefonunu kullanıp " hastayım gel beni al " diye aramalar. ah o ilk yıl ne parçaladı şu teyze kalbini benim mini minnoş çubuk krakerim! okula gitmemek için en efsane mazeretide şuydu " kızlar çok tatlısın çok tatlısın deyip öpüyolar beni hep bıktım artık "

okula yeni başlayan miniklere, ailelerine, öğretmenlerine sağlık, iyilik, neşe, uyum, sevgi, şevkat dolu mutlu bir öğretim yılı diliyorum bütün kalbimle.

çocuk yapmak

not: çocuk sahibi olanlar ya da düşünenler lütfen yanlış anlamasın. insan duygusal bir canlı. sadece mantık ile hareket etmiyoruz sonuçta.

mantıksız bulduğum eylem. inançlı ya da inançsız bireyler olmaksızın öldükten sonra gidebileceğiniz en az üç yer var.

1. cennet
2. cehennem
3. hiçlik (yok oluş)

henüz çocuk yapma fikrini aklından bile geçirmeyen müstakbel bir ebeveynin müstakbel çocuklarının şu an 3. seçenek olan hiçlikte olduğunu varsayalım. eğer çocuk yapma kararı ortaya çıkmazsa çocuk da var olmayacaktır.

diyelim ki karar verildi, çocuk yapıldı. çocuğu hiçlik konumundan alıp dünyaya getirdiniz. şimdi artık onun önünde, öldükten sonra gidebileceği 3 seçenek bulunuyor. her birinin ihtimalini eşit olarak düşünürsek ki belirsiz olduğu için abes bir yaklaşım olmayacaktır. elbette ki cennetlik çocuklar yetiştirmek sizin elinizde olabilir fakat o konuya daha sonra değineceğim.

çocuğunuz 1/3 ihtimalle cennete yani daha önce bulunduğu yerden daha iyi bir yere gidebilme şansına sahip ki ortam şartları bu ihtimali hayli azaltıyor da olabilir. 1/3 ihtimal ile daha kötü bir yere gidecek. diğer 1/3 ise zaten çocuğun geldiği yere geri gitmesi ihtimali oluyor ki bu da çocuğun, hayatı ne olursa olsun yaşamaya değer bulacağını varsaymak ön kabulü ile mantıklı olabilir. yani düşünsenize, sırf hayat yaşanabilir diye çocuğu hiç ortada yokken cehennem tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış oluyorsunuz.

bir de kafama takılan bir ikilem var. bebekler öldüğünde cennete giderler inancına sahip insanların, bebekler öldüğünde üzülüyor olması. eğer gerçekten onların cennete gideceğine inanıyorsanız neden üzüyorsunuz diye sorasım geliyor. dünya zevklerini tadamadığı için mi yoksa aslında kendiniz için mi üzülüyorsunuz?

mesela kendi bebeğini öldüren bir adam/kadın aslında ona iyilik yapmış olmaz mı? yoksa öldükten sonra, hayatın kendisinden daha kötü şeylerle karşılaşması ihtimali de var mı? eğer çocuk doğrudan cennete gidecekse bu ona iyilik yapmak olurdu diye düşünüyorum. hatta ona yapılan bu iyilik karşılığında cehennemi göze alarak büyük bir fedakarlık da sayılır.

neredeyse hiçkimse, bu düşünce doğrultusunda hareket etmez. yani aslında mühim olan çocuğun akıbeti ya da ne olacağı değil, bizzat insanın kendisidir. çocuk yapmak, hayatta kalma ve yaşadığı ortama hükmetme dürtüsünden başka bir şey değildir.

hormonlar da evrimsel sürecimizin baharatı olsa gerek ki çocuk sahibi olmak tarifsiz duygular yaşatıyor insanlara. hatta onların başarıları ile gururlanmak...

tamamı şahsi görüşümdür tartışmaya açıktır.

edit: peki insan niçin çocuk yapar? aslında tamamen hayatta kalma içgüdüsü. genlerini sonraki nesle aktarmanın sizi hayatta tutacağına inanırsınız farkında olmadan. halbuki o çocuk sizin genlerinizle galaksinin diğer ucuna bile gitse oraya giden kişi siz olmayacaksınız. ancak içgüdüsel olarak, kendini hayatta tutmayı amaçlayan bir eylem olmuş oluyor neslini devam ettirmeye çalışmak. yani birden fazla hayvanın, herkese yetmeyeceği belli olan bir besin için birbiriyle kavga etmesi gibi pervasızca her şeyi göze alarak yaşamak için savaşmak. tıpkı hayatı tehlikeye giren her canlının verdiği savaş gibi. eğer sürüyü kovalayan bir aslan varsa, hiçbir ceylan sürüyü düşünmez. herkes kendi canının derdine düşer. çocukların hayatta kalması için kendini feda etmek ise, yine kendi neslini çocuğunun devam ettirme şansının daha yüksek olduğu inancından kaynaklandığını düşünüyorum. kendini ölüme, yok oluşa çocuğundan daha yakın hissediyorsan neslini devam ettirmek için önünde daha fazla fırsatı olan çocuğunun hayatta kalmasını tercih edersin. çünkü o senin neslini devam ettirecektir.

rabarba

reklam kuşaklarına izlediğiniz bir çok reklamı çeken, sunan medya ajansı. büyük işler çıkarırlar. iyi çalışırlar.
serdar erener'in sahibi olduğu ajanstır ayrıca.


http://www.rabarba.com/

flamingo köy

daha yakınına vardığımızdaki araç kuyduğu ve arabayı park etme sorunu üstüne bi de girişindeki kalabalığı görünce içeri girmeye vazgeçtiğimiz çatalca'da bir mekan.

erkeğin kafasının pipisi kadar çalışması

ne kadar ekmek o kadar köfte.

tvviks

yazılarını beğenerek takip ettiğim, bilgilendiğim zaman zaman da eğlendiğim yazar. başarılarının devamını dilerim.