hayat van eck

onur saylak'ın yönetmenliğini yaptığı daha filminde gaza karakteri ile ismini duyurmuş genç oyuncu.
babası hollanda'lı annesi türk.

şimdilerde naim filmi ile esti gürledi. hatta sanki yaşamış ve naim olmuştu. çok yetenekli, şaşmamak lazım.

sevgi

kadir inanır ve türkan şorayın baş rollerini paylaştığı, her izlediğimde aynı duyguları yaşadığım, hayatımda da önemli bir misyona sahip olan selvi boylum al yazmalım filminde asya'nın sorguladığı şey.

sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti..
durursam bir daha kurtulamam..
ziyanı yok, gülüşü yeter bize..
yüreğim kaydıysa günah mı?..
çamura saplansam yardıma gelir misin?..
elini tuttum sıcacıktı, yüreği elindeymiş gibi..
elinden tutuversem benimle gelir mi?
seninim işte, alıp götürsene beni..
elveda asya, elveda selvi boylum al yazmalım, elveda..
bitmemiş türküm benim..

kazım koyuncu

şüphesiz ki karadeniz müziğinin yönünü değiştiren, karadeniz insanına ayna olan, laz kültürünü, dilini dünyaya yansıtan ve ne yazık ki hayatının baharında, henüz 33 yaşındayken (bkz:kanser)e yenik düşüp dünyaya gözlerini yuman müzisyendir.

çoğu insan (bkz:gülbeyaz) dizisiyle tanımıştır ancak bazılarımız için çok eski ve hala çok yenidir.
nurlar içinde uyu (bkz:şair ceketli çocuk), hep bizimlesin.

yüksek sesle konuşan insan

en küçük kardeşimdir.

çocukken her şeye ağlardı, su istemeden önce ağlar "niye ağlıyorsun " dendiğinde su istediğini belirtirdi. herhalde o zamanlarda açıldı ses telleri, genişledi, ciğer diyafram neyse artık bu yüksek sesin alameti farikası. düşünün gür, böyle kendinden ekolu, kalın bir ses. çıkıp bir yerde oturduğumuzda yirmi metre ötedeki masanın bizim masada hangi konuda konuşulduğunu bilmemesi mümkün değil. mütemadiyen şöyleyiz geri kalanlar " tatlım sessiz, yavaş, sesi alçalt, lütfen, lütfen, ya bağırmadan konuşsana " sonra bıkar ve şöyle bir tepki verir " bağırmıyoooooooom yaaaa bennn " . aile kabul etti, konu komşu alıştı hatta ve hatta iş arkadaşları bile pes edip kabul etti ki bu hanım kızımız kurumsal bir firmanın müşteri hizmetlerinde çalışmakta. günde bilmem kaç yüz defa " iyi günler ben x size nasıl yardımcı olabilirim " demekte. kızım diyorum ben olsam korkup telefonu kapatırım, yani diyor bazen bir sessizlik olmuyor değil, ama ben sesimin volümünü epey bir düşürdüğüm için idare ediyoruz. eh tabi akşam iş bitimi ipini koparmış deli dana gibi oluyor. neyse ki sesi gibi enerjisi de gür, yüksek, taşkın. sevdiriyor kendini, güldürüyor, eğlendiriyor. ama 3 dileklik sihirli bir değneğim olsa ilkini onun sesini normal bir düzey çekmek için kullanırdım.

dahiliye

iç hastalıkları olarak bilinen, pek çok hastalığın teşhis ve tedavisi ile ilgilenen tıp uzmanlığıdır.

paça çorbası

son zamanlarda her yerde duyduğumuz meşhur kolajenin en çok depo edildiği besin, paça çorbasıdır. yüksek ateşte pişen paçalar, sıcaklığın yüksekliği ile tüm kolajeni kaynadığı suya bırakır. işte bu sudan yapılan çorba tam bir ilaç niyetindedir.
hem gençlik iksiri yerine geçer, hem de hastalıklardan korur, bağışıklığı kuvvetlendirir. özellikle kolu bacağı kırılan kişilerin mutlaka tüketmesi gereken nadide yiyeceklerdendir.

hasan fehmi

ilk basın şehidi.
serbesti gazetesi başyazarıdır.
ittihat ve terakki karşıtıdır. ama padişah taraftarı da değildir. her iki tarafı da kıyasıya eleştirmekten çekinmez. bu cesaretinin bedelini canıyla öder.....
fikirleri öldüremeyenler, fikir sahibini öldürmekle çare bulacaklarını zannederler. günümüzde de biraz sivri dilli yazar ve gazetecilerin başına neler geldiğini hep beraber izliyoruz.

quş ağacı

eskilerden belli ki.
yeniler bilmiyor ama, yazıları güzel ve takip edilesi. daha çok yazsın istiyoruz. ailecek takip ediyoruz.

korkmuyorum çünkü kadınlar var

kadın kadının yurdudur.

gelin olmak

sen aşıksın arkadaş

aşık olduğunu arkadaşın dillendiriyor olması . ibrahim tatlıses'in parçasıdır allah yardımcın olsun derdine derman olsun.

erkeğin kafasının pipisi kadar çalışması

sadece hayal edilerek bile anlaşılabilecek tanım. o kadar işte . (bkz:çük)

adamperest

kişinin yeteneklerine ya da yaptıklarına göre değil kimlerden olduğuna göre muamele edilmesidir.

(bkz:nepotizm)
(bkz:liyakat)

kızımın adı ada

sağlıkla, sıhhatle gel minik ada. sen gel ve ailen yuva olmayı, gerçek mutluluğu tadıversin.

heyecanlı bekleyişler. önce sağlık diyerek, kolaylıklar diliyorum.
çıkın çıkın gelin yine de sözlüğe. burası da bir aile...

atilla

hunca da atacık demekmiş.

flamingo köy

çatalca’ya girmeden sağdaki gökçeali yolunu takip ediyorsunuz. yaklaşık 5 km sonra gökçeali köy’ü girişindeki gökçeali köprüsünü geçince hemen soldaki ilk yola girerek cevizlik sokak boyunca 250 metre gidiniz. flamingo köy solunuzda diye kendi yerlerini bildiren zamazingo yer.

flamingolar aslında göçmen kuşlar olmasına rağmen buradaki flamingolar uçmuyorlar. 7/24 hatta 12 ay buradalar sebebi ise kanatlarının kısaltılması ve uçamaz hale getirilmeleri.

kapitalizm böyle bir şey. para kazanmak için adamın boyunu da uzatırlar yerden yere de vururlar.
https://www.flamingokoy.com/

hatalı betim örnekleri

başlık: ak mı kara mı
betim: ak

başlık: ak mı kara mı
betim: (bkz: ak)

üstteki betim hatalıdır, soru başlığa cevap niteliğinde betimdir. betim silinir veya yazar çaylak olur.
alttaki legaldir, yeni başlığa yönlendirme yapmaktadır. yazar en kötü ihtimalle eksi oy alır.

150 parça eşya ile yaşamak

'mınımalısm' isimli belgesel geldi aklıma, sade yaşam.
aslında bunu yapmak isteyen herkes eşyalarını azaltmayla başlayabilir. 150 gibi rakamlar çok başarılı olmayabilir. herkesin kendi göre bir çember daraltma şekli vardır.

isminin baş harfi ile başlayan pozitif kelime

sözlük yazarlarından hikayeler

lise çağında hep erkeklerle takılmış biri olarak duyduğum, kızlarla kendi aramızda anlatıp hala güldüğümüz hikayelerdendir.
hemen en çok güldüklerimizden başlayım.

burada esas kızımız merve olsun. ana karakter de berke. ( neden taktıysam berke ismine.)

merve ile berke internet üzerinden tanışıyorlar. önce uzun uzun yazışmalar. sonra gülücükler emojiler felan, iş gelip tanışmaya ve buluşmaya dayanıyooor.
neyse uzatmayalım.
telefonlar veriliyor, yer belirleniyor ve taksimde buluşmaya karar veriyorlar.
berke de bekar kalıyor ve evleri soğuk ve yazık ki çok iyi beslenemiyor. hep dışarıdan ve abur cubur yediği için ve evin soğukluğunda bir ishal oluyor ki sormayın. su gibi. gülse veya hapşırsa fışş ta değil foş diye gidiyor alttan. napsın zavallım kızı da tavlaması gerek. soz de vermiş. ne karar ileri tarihe atmak istese de olmuyor ve buluşma saati gelip çatıyor.

bizimkiler buluşuyorlar ama berke ağzı açık ayran budalası gibi kıza baktığı için ve kızın her dediğine güldüğü için aşağıdan hafif hafif te kaçırıyor. e tabi kokular da gelmeye başlıyor.
bizim esas oğlan akıll ya! yoldan geçerken bir mağazaya giriyorlar.

emojili olarak merveee! aşkoom pantolon alacağım bana yardımcı olur musun' rengini ve modelini seçemiyorum diyor.
merve de kızcağız tabi diyor ve pantolonu alıp çıkıyorlar.

bir kafeye oturuyorlar. ama nasıl bir koku gelmeye başlıyor ki merve de burasi pis kokuyor demeye başlıyor.
neyse bizim esas oğlan yine aklını çalıştırıyor ve ben şu pantolonu üstüme giyeyim hem merak ettim hem de seninleyken, seçtiğin pantolon üstümde olsun felan deyip romantizme vuruyor olayı.

alel acele tuvalete gidiyor. gitmesiyle foşş ki ne foşşş . rahatlıyor temizleniyor. sonra çıkardığı pantolona bakıyor. yanına alsa kokacak aynı durum almasa bir türlü. neyse pantolonla vedalaşıyor ve tuvaletin penceresinden aşağı atıyor.

büyük bir keyifle pantolonun poşetini açıyor ve bir bakıyor ki içinde kazak var.
kasiyer torbaları karıştırmış .

sonrasını bilmiyorum nooldu ama berke ve merve görüşmüyorlar sanırım.

kıssadan hisse; olmuyorsa olmuyordur. kaybetmeyi göze almazsan kazanamazsın. ilk başta hasta olduğunu söylese merve ona çorba da kaynatırdı.