beşiktaş

çarşı ile özdeşleşmiş ilçe

açem

sen anlat karadeniz

yayına girmeden önceki tanıtımlarında kadına şiddeti eleştiren bir dizi olarak lanse edildiği için ilk 3 bölümünü izlemiş olduğum dizi.

daha ilk bölümde nasıl bir halt olacağının sinyallerini vermişti aslında. şöyle ki,
 spoiler!
kadın kendisine yıllardır işkence eden kocasından kaçmak için beklenmedik bir anda evlerine konuk olan karadenizli bir ailenin aracına saklanıyor, yanına oğlunu da alarak. bundan önce konuk ailenin genç oğlu kısa konukluk süresinde kadının şiddete uğradığına dair emareleri görüyor. yani kaçış başarıya ulaştığında genç adam kadının neden kaçtığınıda artık biliyor. dizinin bir sahnesinde şiddete uğrayan kadına yardım etmeye sonuna kadar hevesli olan o adam kadınla bir konuda ters düşüyor ve ilk tepkisi elini havaya kaldırmak oluyor. sürekli bir ben karadeniz çocuğum heyt höyt halleri üzerinde. yani 3 bölüm boyunca kadını kocasından kaçırdı korumak için ve her bölümde de bir nedenle ahkam kesip azarladı. ne hak ne adalet ne yasa ne hukuk hiç biri işlemiyor, yer yarılmış hepsi içine girmiş ( gerçekte de öyle değil mi? evet öyle ama öyle değilmiş gibi yapın bari, bir mesaj verin nasıl olması gerektiğine dair
ille bir adam mahvedecek herşeyi ve ille bir adam kahramanı olacak kadının. sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum ama herhalde aynı şekilde devam ediyordur aynı kısır döngü. )

yasemin can

avrupa kros şampiyonası'nda, 3.kez avrupa şampiyonu olmayı başarmış, 21 yaşında pırıl, pırıl bir türk kızıdır.
helal olsun sana yasemin. göğsümüzü kabarttın güzel kızım.

balkanlar

kadın ruhundan anlamak

iyi birşey mi, kötü birşeymi bilemedim. kendim anlıyor muyum onu da bilemedim. bu konuda başlık açmam da nasıl bir hareket belli değil. kadınların bizi aydınlatması daha doğru olabilir.

kız babası olmak

eşimin bu hayattan en çok istediği kız babası olmaktı. kızının gözünün içine bakan, onun mutluluğu için çabalayan harika bir baba oldu.

ölüm

eyt

sadizm

insanın kendine bir düşman yaratması için kendisi yeter ana fikrini savunan fikir akımı. insan kendini tanımlaması cinselliğiyle olur ve ilk tanımlama kadın ve erkek olmasıyladır.

bütün kurgu bu cinsiyet ayrımı iledir.
 spoiler!
yanlış hatırlamıyorsam bir deneyde kız ve erkek çocukları bir yaşa kadar cinsiyetsiz olarak yetiştiriyorlar. bir süre sonra cinsiyet rolleri ediniliyor ama asıl ilginç olanı cinsiyet kavramı olmadan aralarında hiç bir sorun olmadan yaşıyorlar

sadizm kendini tanımlamanın başladığı ve
kişi kendi özelliklerini tanımaya başladığında "görecelilik" içerisinde, bilincin kendine kendinden bir düşman yarattığını ve eziyet ettiğini savunur. bu cins ayrımıdır.

sadizm'in ana fikri ise kendine eziyeti bırakıp cinsiyet olmadan düşünüp yaşamak üzerinedir.
marquis de sade kitaplarında bu cinsiyetsizliği anlatırken eşcinsellik ve cinsellik konularını hikayeleştirerek anlatmış ve erotik yazar olarak tanımlanmış.

insandaki ruhsal sorunları cinsellikle tanımlamaya çalışan diğer kişi freud 'dur.
(bkz:salo ya da sodom un 120 günü)
(bkz:justine)

rahmet

patron mutlu son istiyor

2014 yılının en çok seyredilen filmlerinden biridir.
konusu: filmde, yapımcısının bir senaryo yazmak üzere ürgüp'e gönderdiği yazar sinan'ın (tolga çevik), otel işletmecisinin kızı eylül'e (ezgi mola) aşık olması ve eylül'ün nişanlısı faruk'la (murat başoğlu) evlilik hazırlıklarına başlaması üzerine gelişen olaylar anlatılmaktadır. ayrıca tolga çevik bu filmde hem sinan hem de isfendiyar karakterini canlandırmıştır.

oyuncular: tolga çevik, ezgi mola, erkan can, murat başoğlu, ersin korkut mustafa uzunyılmaz, saba tümer, ayşenur yazıcı
yönetmen: kıvanç baruönü
yapım şirketi: necati akpınar / bkm
senarist. yılmaz erdoğan
vizyon tarihi: 1 ocak 2014



yüksek seçim kurulu

değişik kararlara imza atarak, hepimizi dumurdan, dumura sürükleyen kurum.
"52 kişilik hane olur" buyurmuşlar, son kararlarında. paşa babanın konağında bile bu kadar kişi bir arada yaşamamıştır herhalde. hem de hepsi seçmen yaşında. değişik!cidden değişik bir karar! bilip, görüp, duyup, üç maymunluk daha da değişik!

zaman

ne olduğu tam olarak anlaşılamayan kavram. big bang ile başladığı düşünülüyor.

konuyla ilgili olmayan çoğu insanın kolundaki saat ile ölçebildiğini sandığı süreç.

zamanın hızının, referans noktanın hızına ve etkisinde bulunduğu yerçekimine göre değiştiği, zaman algısının ise kişinin içinde bulunduğu duruma göre değiştiği ispatlanmış bir gerçek. örneğin; dünyanın yörüngesinde bulunan gps servisi sağlayan uyduların saatleri dünya saatiyle senkronize edilmekte.

bu şu demek oluyor:
siz dünyanın yörüngesinde yaşıyor olsaydınız; zaman algınızda hiçbir değişiklik olmayacak yine bir saati bir saat olarak algılayacaktınız fakat aslında o bir saat dünyadaki bir saatten bir miktar daha uzun sürmüş olacaktı. dolayısıyla yörüngede bir saat geçirdiğinizde dünyadan sizi izleyen insanlar orada bir saatten daha uzun zaman geçirdiğinizi düşüneceklerdi. dünya'ya geldiğinizde kolunuzdaki saatin geri kalmış olduğunu farkedecektiniz.

tabi ki bu; dünyaya yakın bir yörüngede ve düşük hızlarda geçirilen kısa süreler için çok fark edilir olmayabilir ancak yine de gps sistemleri için hatırı sayılır bir sapma oluşturuyor.
örneğin; bir yol ayrımına 140km/h hızla yaklaştığınızı görüp kaç metre kala sizi uyarması gerektiğine karar veren hassas bir sistem bu sapmaları sürekli olarak hesaplayıp ortadan kaldırmak zorunda.

edit: betimdeki mantık hatasını düzelttim.

evde geri dönüşüm ile ilgili yapılabilecek seyler

kağıt havlu yerine bez kullanmak.
tek kullanımlık kağıt filtreler yerine bez kahve filtresi kullanmak.
hazır yiyecek kullanmak yerine konserve evde hazırlamak.
plastik mandal yerine tahta mandal kulanmak.
(bkz:plastiksiztemmuz)

31 mart 2019 yerel seçimleri

kimine göre beka kimine göre meta kimine göre ise gurur seçimi.

bahislerin ve anketlerin havada uçuştuğu mini genel seçim provası. doğrusunu söylemek gerekirse bu kadar yükün altına girmek için insan neden bu kadar çaba gösterir anlamıyorum.
yolsuzluk vs hepsi tamam anlarım ama çok büyük yük be.

edilgen

dil bilgisinde dolaylı olan özne kullanımı. etkisi dolaylı olan şey. hal bu ki eylemi yapan öznedir. etkin olan öznedir.

edilgen hep başkasının ne dediğine neden dediğine ve nasıl dediğine "göre" her şeyi planlar ve yaşar. kendi kararları yoktur. olsa bile dolaylıdır. yani şu olursa bu olur, bu olursa da bu olur gibi hep dolaylı düşünür yaşayıp gider.

teknopark istanbul

eşimin çalıştığı şirketin de içinde olduğu, pendik/kurtköy'de bulunan ve savunma sanayii müsteşarlığı'na ait 250 hektarlık alan üzerine kurulan iş geliştirme bölgesi.

aşk her şeyi affeder mi

aşkın neyi affedip neyi affetmeyeceğine kişinin aşkı tanımlama biçimi karar verir.

bana göre; herhangi bir şeyi affetmeye ihtiyacı yoktur.
sizin hissettiğiniz aşk, sevgi vb. duygular bu duyguları hissettiğiniz kişiye sorumluluklar yükleyemez. aşık olduğunuz kişi sizinle birlikte olmak, sizi sevmek zorunda değildir. birlikte olduğunuz kişiye karşı hissettiğiniz aşk da o kişinin size sadık olmasını gerektirmez.

duygular yalnızca hisseden kişiyi bağlar. dolayısıyla birinin sizi aldatması vb. durumlar sizi alakadar etmez. o aldatan kişinin problemidir. eğer duygularınızın ne olduğundan emin değilseniz ya da karşınızdaki kişinin davranışlarına göre duygularınız değişiyorsa bu da karşınızdaki kişiyi alakadar etmez. sonuçta birine aşık olarak o kişiye lütufta bulunmuyorsunuz. yani aldatan kişiyi terk etmek de elinizde affetmek de. bu kendi hayatınızla ilgili kendi seçiminizdir. neye dayanarak ya da hangi duygularla hareket ediyor oluşunuz da kimseyi ilgilendirmez.

şu kesinlikle anlaşılmalıdır: birini seviyor ya da ona aşıksınız diye onu size sadık olmaya zorlayamazsınız. o size zorla sokmadı o duyguları ve kendi duygularınızdan kendiniz sorumlusunuz.

yengeç burcu kadını

duygusal, anaç, sıkıcı ve kincidir yengeç kadını.