leonardo da vinci

tam adı leonardo di ser piero da vinci olan mucit, idealist, dahi bir aydındır.
italyandır. dünya ve italya rönesansına çok yönlü dehalığı sayesinde yön vermiştir.

venedik'te eserlerinin yer aldığı bir müze vardır ki, kendisini gerçekten tanıma imkanı bulabilirsiniz.

dan brown, the da vinci code isminde bir roman yazmıştır ve bu roman 2006'da film olarak karşımıza çıkmıştır.
ayrıca 2013 da vinci's demons adında 3 sezonluk bir dizi çekilmiştir.

500t

sözlüğe hızlı giriş yapıp, betimleri coşturan yeni yazarımızdır. hoş geldiniz, enerji verdiniz.

solucan deliği

zaman-mekan arası yolculuklarda kullanılması teorik olarak kanıtlanan delik-tünel.
basit anlatalım; einstein'in görecelilik kuramının bir farklı bakışıdır. teorem uzayda farklı mekan ve zamanda bulunan iki noktayı birleştiren aralık.
uzayı uzay boşluğu olarak düşünmeyin. şu an için yaşadığımız ortam da aslında uzay.

biraz komik olacak ama basit ve anlaşılır olması için bu örnek cuk olur diye düşünüyorum.

mesela sevgilinizle akşam nereye gidileceği konusunda konuşurken konu bir anda sizin 3 sene öncesi sinemaya gittiğinizde yanınızda oturan kıza mısır patlağı vermenize geliyorsa solucan deliğinden geçip o zamana ve mekana gitmişsinizdir. burada aslında o mekana ve zamana gidilip orada o olayı yaşamaya devam ediyorsunuz ama hala bu mekanda akşam nereye gideceğinizi konuşuyorsunuz. olan şey ise zaman ve mekan algısı kırılıyor ve sizi başka bir mekan ve zamana götürüyor demektir.

teoriye göre siz solucan deliğinden geçerken farklı elektromanyetik alanlardan geçebilir ve burada farklı ani çöküşleri, yüksek radyasyonu ve egzotik madde ile tehlikeli karşılaşmaları da beraberinde getirir.

solucan deliği teorisi; 1935 yılında, fizikçiler albert einstein venathan rosen, genel görelilik kuramını kullanarak uzay-zaman içerisinde köprülerin var olduğu önermesinde bulundu. uzay-zamanda iki farklı noktayı birbirine bağlayan ve teorik olarak kısa geçişler oluşturarak mesafe ve yolculuk süresini azaltabilen bu -kısa- yolları, einstein-rosen ikilisi köprüler ya da solucan delikleri olarak isimlendirdi.
aslında uzayda bir yerlerde olduğunu tahmin eden ikili zaman-uzay gözlemi yaparken teoremi geliştirdi.

her ne kadar bilim kurgu dizileri bu gibi bir çok şeyi göstermesine rağmen bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey yok .

yalnız kuantsal olarak baktığınızda olay aslında tayyi mekan; dolayısıyla zaman kavramının olmadığı ve beyinde oluşan bir görüntü-mekan atlaması olarak düşünülebilir.
hani sevgililer kendini yalnız hissettiğinde beni düşün beni hayal et derler ya bu tamamen tayyi mekan olayıdır. beyni bir kuantsal potansiyelde bir decoder olarak düşünürseniz aslında beyin mekan ve zaman atlaması yapıyordur. siz bu dünyada olduğunuz halde (bu çok göreceli bir durum) zihniniz aslında başka bir mekan ve zamanda bulunuyor demektir.
görecelilik burada başlıyor. siz burada olsanız da eğer zihnen başka bir yerde iseniz aslında oradaki mekana göre siz buradasınızdır ve arada bir solucan deliğiyle bağlantı kurulmuştur.
 spoiler!
kızım dersi dinle yine gittin bir yerlere der ya hani öğretmenler


sonuç olarak beyin aslında zaman ve mekan kavramı olmayan bir kuantum yapıdır. et beyin yani başımızın üstünde durduğunu hayal ettiğimiz beyin ise bu kuantum yapı içinde decoder görevi yapıp bize mekan ve zaman algısı oluşturur.
reenkarnasyon ve benzeri durumlar kısmen beyindeki zamansız ve mekansız olan yayının kırılması ve sizi orada olduğunuzu sandırmasında ibarettir.
burada bir gerçek daha var ki o da aslında sizin bir beyninizin olduğu yanılsamasıdır. aslında beynin bir sizi vardır.

(bkz:ışınla beni scotty)

kuran kursunda tecavüz

simitçi bir sokak köşesinde tablasını açsa zabıta tepesine dikilir, gel gör ki yıllardır ruhsatsız işletilen sözde yatılı kuran kursuna hiç bir yetkili uğramamış, eh nede olsa dindar nesil yetişmesine katkı sunacak hayırlı bir işletme. adı yeter " kuran kursu " sorgulanacak değil ya.

tanım: islami kanunların teorik ve pratik uygulama çalışmalarının öğretilmesi amacıyla kurulmuş bir derneğin yatılı kursuna katılan öğrenci çocukların derneğin hocaları tarafından sapkınlıklarına kurban edilmesi.

başım ağrıyor

sevişmeyi istememen için çok geçerli bir nedenin olmak zorunda ve bu neden tamamen seninle ilgili olmak zorunda. direkt istemiyorum cümlesini erkek egosu kabul etmiyor çünkü. şu an bunu yapmak istemiyorum değil de seni istemiyorum, sen değilde bir başkası olsa belki isterim gibi algılıyor.

edit: imla

celal şengör

tam adı ali mehmet celâl şengör olan, türk jeolog. istanbul teknik üniversitesi, jeoloji mühendisliği bölümünde ( her ne kadar her önümüze gelen profesör ünvanına sahip diyerek profesör olarak anılmaktan hoşlanmasa da ) profesör unvânıyla görev yapmaktadır. bunun yanı sıra abd, rusya, avusturya bilimler akedimileri yabancı üyesi, acedemia europaea, leopolinda alman milli bilimler akedemsi ve istanbul bilim akedemisi üyesidir.

kendisini elit bir bilim insanı olarak tanımlar. alanında liderliği , bilgisi, birikimi tartışmasız olsa da özelde yansıttığı kişiliği hep tartışma konusudur. örnek vermek gerekirse, kendisi büyük bir ordu hayranıdır ve bir generalle telefonda konuşurken bile esas duruşa geçtiğini ve devlet yönetiminin ordunun elinde olması gerektiğine dair görüşlerini sıklıkla belirtir.

en son izlediğim bir videosunda " insanlara tepeden bakan bir kibir abidesi " eleştirisini çürütmek için yanına şoförünü çağırmış ve bu şahıs benim bilmem kaç yıllık şoförüm, katibim vs, soralım bakalım ben kibirli miyim, insanlara tepeden mi bakıyorum diyerek müthiş bir sağlama yapmıştır.

ezcümle kendisine oldukça hayrandır. bizlerin de hayran olduğu yanları olmakla beraber " lütfen susar mısın " dediğimiz zamanlar da az değildir.

tire tak tak kebabı

cino

bakkaların tezgah yanında durduğu için göre göre aldığım ama tadını çok beğenmediğim turuncu kaplı çikolata.

aldatan sevgiliye geri dönmek

eski sevgiliye dönmek bile çetrefilliyken, aldatan sevgiliye dönmek, normal değil.

banadura

mersin , adana , maraş bölgesinde yerel dilde bildiğiniz domates.

sözlük yazarlarından hikayeler

@denizece adlı yazarın ricasıyla yayınlıyorum.

dejavu


köprüye yaklaşırken önce paltosunu, sonra ceketini çıkardı. nefes almak için kravatını gevşetti. bir türlü üzerindeki ağırlıktan kurtulamıyor, hala kendini kokuşmuş bir çöp yığını gibi hissediyordu. köprünün ortasına geldiğinde bir süre denizi seyretti... birkaç tekne dışında, in cin top oynuyordu, kıpırtı bile yoktu. deniz, düz koyu gri bir çarşaf gibiydi... korkulukların diğer tarafına geçtiğinin farkında bile varmadı. rüzgar yüzüne vurup dengesini sarsınca, ne yapmakta olduğunu fark etti, tuhaf olan: korkmuyordu artık. az evvel önünden geçen martı gibi açtı kollarını gri maviliğe sarılmak için. gökyüzünden dökülen yağmur damlası gibi karıştı denize.
suya değince, kurşun gibi ilerlemeye devam etti bir sandığın içine girdiğini sandı. dört tarafını saran karanlığı, başka türlü anlamlandıramadı. nefesi kesilip, nefes almaya çalışınca, etrafına dokunmaya başladığında, bunun etten bir duvar olduğunun farkına vardı. boğazın tam ortasında balinaya yem olmak tamda ona göre bir durumdu. balina’nın midesi tıpkı pinokyo’da anlatıldığı gibiydi... yarısı su, yarısı hava. ne yapmaya çalışıyordu bu koca aptal onu yemeyecekse ne demeye yutmuştu? arada homurtusunu duyuyordu, hatta bazen kalp atışlarını. yumuşak bir yerde sadece yatabiliyor, sürekli dışarıyı dinliyordu. karanlıkta el yordamı ile yaşıyor, sadece dinleyerek beynini zinde tutmaya çalışıyordu. içinde bulunduğu karanlık onu soyutlaştırıyor geçmişin izini hızla siliyordu. bazen kendi kendine mırıldanıyor, ama kelimeleri karıştırıyordu. adını, ne iş yaptığını, sevdiği kadını ve köprüye niye çıktığını unuttu. her gün daha fazla ses duymaya başladı, artık yemek olduğunu bile unutmuştu... onun kalp atışları artık huzur veriyordu... tatlı bir melodi gibi dinlemek ve onu dinleyerek uykuya dalmaktı, çoğu zaman yaptığı. kalp sesi hayattasın demekti. yaşıyorsun, yaşıyorum demekti. içimde olduğun sürece bana aitsin der gibi idi. bu uğultulu karanlık onu içine kabul etti... yediği yiyeceklerden hızla kilo alıyordu. bazen olduğu yerde dönmesi bile güç oluyordu.
zamanla etrafını bir zar kapladı, elini kolunu bağladı "demek böyle oluyordu: koza gibi uzun süre yiyeceğini saklıyor, acıkınca yiyordu." tuhaf bir minnet besliyordu bu canlıya. bazı günler balık sürüleri geçiyordu yanlarından, bazı günler hiç kımıldamadan öylece duruyordu, içinde bulunduğu canlı. aşırı hareket ettiğinde onu hissettiğini fark etti. döndüğü zaman duruyor, mide duvarına tekme atınca ona dokunmaya çalışıyordu... tıpkı mors alfabesi gibi... derisi suyun içinde durmaktan buruşmuş, pul, pul dökülmeye başlamıştı. saçları kaşları ışık görmediği için dökülmüştü çoktan. buruşuk tüysüz bir et parçasıydı artık. kafası orantısız şekilde büyümüş yattığı yerde bile dengesini kuramaz olmuştu konuşamıyordu, ilk zamanlar birkaç kez denedi ama kelimeleri çoktan unuttuğunu fark edince vazgeçti. şimdi tek amacı hayatta kalmaktı. bir gün tuhaf bir şey oldu: gözlerini açamayacak kadar aydınlık bir ışık doldurdu bulunduğu karanlığı. ahtapota benzeyen uzantı çekip aldı, onu yapıştığı et parçasından. bırakın beni durun yapmayın demek istedi ama tek yapabildiği avazı çıktığı kadar çığlık atmaktı... ait olduğu karanlık onu saran ısıtan yerden kopartılmak canını acıttı. çaresiz hissediyordu, savunmasızdı. o uzantılar onu bir suyun altına tuttu sonra pembe yumuşak bir bez parçasına sardı. az ileride ona aşk ile bakan çok güzel bir kadının kucağına verdi.

cabin crew double cross check

pilotun sizi birazdan havalara uçuracağım demesinin anons halidir.

kurşunlu

sonbahar ve ilkbaharda kafa dinlemek için muhteşem bir yerdir. özellikle ilkbaharda kuş seslerini gece yarısı bile duymanız mümkündür.

güneye giden istanbullulara tavsiyem gemlik çıkışında kurşunlu sapağına girmeniz tahtalıköy çarşısında mola vermenizdir. bir çok yol kenarı mola durağından çok çok daha güzel vakit geçireceğinizden eminim.

9 ekim 2019 barış pınarı harekatı

türkiye'nin eski tabirle 7 düvele karşı yaptığı operasyon. artık kimin tavuğuna kışt dediysek hepsi tek ağızdan koro gibi başladı.

vajinusmus

sanıldığı gibi isteksizlik değil.
cinsel ilişkide kadının istemsizce kasılarak cinsel ilişkiyi neredeyse imkansız hale geliyor olmasını isteksizlik olarak niteliyorlar halbuki bu durumda kadın istese de yapamaz. bizim memlekette kafası pipisi kadar çalışanlar olduğu sürece kadın hep cinsel olarak vahşi, istekli, arabada beş, evde on beş olmalı.

anlamadıkları şey ise cinsel bir birliktelik gerçekleşe bile kadın ilişkiden hiçbir şekilde keyif almaz, aksine acı hisseder. farketmezler ama bu düpedüz tecavüzdür.

yolculuk hikayeleri

en çok otostop çekerken yada couchsurfing kullanırken deneyimlenen ve anlatılan şeylerdir. hepsinin de kendi içinde apayrı güzellikleri vardır. yolda olmaktan ve anlatacak hikayeleriniz olmasından sakın korkmayın. yol açık yola çıkın.

buralar eskiden dutluktu

balmumcu, gayrettepe, zincirlikuyu dolayları için kullanılan tabir. gerçekten 10 sene öncesine kadar apartmanlar arasında kalmış tek tük gecekondulu bahçelerde bu dut ağaçlarını görebilirdiniz. en sonuncusunu darphane metro istasyonu kazı sahasında görmüştüm, onu da meyvesini yedikten sonra kesip kazıya geçtiler.

ninja turtles

ninja kaplumbağalar.
1984 yılında bir çizgi roman olarak ortaya çıktılar. daha sonraları çizgi dizi olarak hayatımıza girdiler.
fantastik serinin yaratıcıları mirage comics, kevin eastman ve peter laird'dır.
konusu, mutasyona uğramış 4 kaplumbağanın yine mutasyona uğramış fare ustaları splinter tarafından eğitilmesi ve kötülüklere karşı mücadele etmesidir.
isimlerini rönesans devrimi'nin dört öncüsünden alırlar.

mavi bantlı olan : leonardo leonardo da vinci
turuncu bantlı olan : michelangelo michelangelo buonarroti
kırmızı bantlı olan : raphael raphael sanzio
mor bantlı olan : donatello donatello' yu temsil eder.

köfteci yusuf

ilk çıktığında bursa’da köfte piyasasını sarsan, halkı köfte ile buluşturan efsane köfteci. yusuf aktaş’ı bir ara mafya ayağından (köfte mafyası) vurdu şeklinde söylentiler de çıkmıştır.

bir bursalı olarak gurur duyduğum bir markadır.

klozet kapağını indirmeyen erkek

işerken sıçratmayayım diyerek klozet kapağın kaldıracak kadar düşünceli, ama işi bittikten sonra indirmeyecek kadar kalas erkektir. şeytanın, al şunun kafasını sok klozetin içine, üstüne de klozet kapağını kapat dediği zamanlar hiç de az değildir. eyyyyy bunu yapan erkek evlatları topunuza uyuzum!