Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
daha fazla bilgi
günün özel ve güzel haberidir. tüm sosyal medya, sanatçının ödülü elinde, gururlu fotoğrafı ile dolu. ne kadar hasret kalmışız güzel haberlere.
çok uzun yıllar sahne sanatlarına verdiği emeğin karşılığını, yaşarken almış usta sanatçıdır.
bilginer, ankara devlet konservatuvarı tiyatro mezunudur. ileri tiyatro eğitimini, ingiltere'ye giderek londra müzik ve drama sanatları akademisi`nde (lamda) almıştır.
kapalı burun, topuklu, şık kadın ayakkabısıdır.
istanbul kaldırımlarında giymek cesaret işidir.
daha çok özel gün ayakkabısıdır. günlük giyebilen varsa, helal olsundur.
"merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz." kalıp cümlesini kullanmazsanız eremeyeceğiniz mertebe. bir de asla kullanmadıkları şeyleri tavsiye etmeme şartı vardır. yoksa bazılarının dertleri para olmasa pambık gibi insan olacaklar da...
youtube ve diğer mecralarda, ev çekimi (!) şarkılar söyleyip yayınlayan devlet opera ve balesinde çalışan soprano.
bu nasıl ev çekimi dedirtir hayret içinde bırakır.
kızım çok yaramazlık yaptığında eşimin
"bak bu kız bizi ilerde kesin huzurevine kapatır" deyip gülerek derin düşüncelere daldığı yerdir.
çok sene evvel, rutin aralıklar ile ziyarete giderdim yaşlı bakım evlerine. her dönüş yolunda koca bir yumru boğazımda kalırdı.
ailesi olmayan zaten yalnız olan yaşlılarımız için belki en iyi alternatif ama senelerce verdiği emekler karşılığında istenilmeyen, yük görülen büyüklerimizin üzüntüsü çok ağır.
bu konuda kendimi hiç modern hissetmiyorum. zamanı gelince, hem kendi ailem hem de eşimin ailesi başımın üstünde.
anneliğine, kadınlığına, eşliğine fazlasıyla yorum, eleştiri yapılan bir kişinin kendi yazmadığı kitabıdır. kitabı daha satışa çıkmadan indirime girmiştir. yakında bedava dağıtılacağını düşündüğüm kitaptır.
yıllar önce bir kafede gelen müşterilere servis açıyorum, genç bir kadın masaya oturur oturmaz çantasından eyeliner çıkartıp iki gözünede bir kaç saniyede sürmeyi çekti, muntazam bir şekilde. aynaya falan bakmadı. dipliner olsa o kadar şaşırmazdım belki. şaşkınlıkla " nasıl yaptınız ya " diye sormuştum. o da " bilmem alışkanlık " demişti. bence baya yetenekti bu. çünkü eyeliner makyajın en zor kısmıdır. bir gözde bir milim kaydırsan iki farklı göz makyajı elde edilir.
bu arada eyeliner sürerken kaşık olayı gerçekten işe yarıyor.
okumamış ve çalışmayan kızlar için 23 ten sonra, okuyan ve çalışan kızlar için ise 27 den sonra akraba çevreleri tarafından sıkça dile getirilen tehdit unsurudur.
doğumum yaklaştığında doktorumun tavsiyesiyle her aklıma geldiğinde yaptığım egzersiz türü. hatta doğum sonrasında (zor bir doğum geçirmem sebebiyle) idrar kaçırma sıkıntısı yaşamış biri olarak kegel egzersizleriyle bu sıkıntıyı da atlattım.
tanrıya karşı söylev-marquis de sade
kitabı okuduktan sonra isminin tanrıya karşı hiciv olarak değiştirilmesi gerektiğini düşündüğüm eser. söylev daha minnoş kalmış kitabın içeriğine göre.
hiçbir şey bilmedikleri halde her konuda fikir ve iddia sahibi olan ve her alanda uzmanmış gibi konuşan ama aslına beyni boş insan vasfidir.
ben bilmem demekten utanır, kendilerinden daha bilgili insanları aşağılar ve her konuda ahkam keserler. bir psikolog değil, bir astrolog değil, bir bürokrat değil, bir din adamı değil, bir sporcu değil adı üstünde o bir 'herbokolog' dur.
(aynı zamanda twitter da gördüğüm ve o gün bugündür çok güldüğüm kullanıcı adıdır.)
istiklal caddesi, galatasaray lisesi civarında otururken saldırıya uğramış iki arkadaş. itü mezunu genç kardeşimiz ölmüş, arkadaşı yaralıymış.
gençlerden para isteyen saldırganlar, red cevabı alınca kırık şişe ve bıçakla saldırmışlar.
istiklal caddesi bir zamanlar insanların, en güzel kıyafetlerini giyip, parfüm kokuları saçarak dolaştıkları, pastane, sinema benzeri mekanlara gittikleri elit bir yermiş.
şimdi uyuşturucu bağımlısı, tinerci, hapçı her türlü arsız, uğursuz o caddeyi mekan tutuyor.
en acısı yine ve yine masumları buluyorlar can yakmak için.
o gencin, ailesinin, sevdiklerinin kimbilir ne hayalleri vardı? doğur, büyüt, okut! anneciği, babacığı ne fedakarlık yaptılar, ne emek verdiler o evlat için.
bir uğursuz kopardı hayattan yavruyu.
nerede önlem? nerede işe alınan binlerce bekçi? caddenin namı belli, polis ekipleri nerede? neden bizim evlatlarımızın canı bu kadar ucuz?
bir ruh sağlığı bozukluğudur.
kişi sürekli karşısındakilerden alkış isteme, beğenilme ve onaylanma isteğindedir. ancak beklediği şeyleri karşı tarafa kesinliklikle yapmama eğilimindedir.
gözlemlediğim kadarı ile selfie nesli olarak bilinen sosyal medya gençlerinde giderek artmaktadır. kadınlarda erkeklere oranla daha sık karşılaşılmaktadır.
öyle ki böyle bir soruna sahip arkadaşınızı görürsünüz ve bugün ne kadar güzel olduğunu söylersiniz. gülümser ve teşekkür eder. konuşma orada noktalanır. gv