bahar

en huzurlu mevsimdir. şöyle soğuklardan bıktığında içini ısıtır, sıcaktan bunaldığında tekrar gelir serinletir. keşke hep bahar olsa dedirten mevsim.

kadınlık bedenden ibaret değil

kadın ve kadınlık üzerine konuşulan her şey cinsiyeti ve bedeni üzerine.

kadın beden olduğunu kabul ettiği sürece kadınlık dendiğinde cinselliği ve vücudu, bacakları, saçları üzerine dönen kısırlaşmış bir alanda konuşulup duracak.

bunu söylemekten utanıyorum ama kadınların neredeyse hepsi cinselliğini, vücudunu kadınlık olarak düşünüyor. eğitimini, bilgisini, kendine güvenini veya diğer genel geçer hiç bir şeyi kadınlık olarak görmüyor.

bir arkadaşım; kadından cinselliğini, anneliğini çıkar ne kalıyorsa kadın "o"dur demişti. ilk başta çok saçma ve gereksiz geldi sonra oturup düşününce; doğada kendini özel hisseden tek ırk insanoğlu.
kadın da insan oğlunun en çok özel hissetme ihtiyacı olan tarafı.
belki bizi farklı kılan veya insan yapan şey bu diyeceksiniz ama öyle değil işte.

gerçekten cinselliği, çiftleşme dürtüsünü çıkarınca insandan ne kalır. insan kalır .
freud'un savlarına göre insanın bütün her şeyi cinselliği üzerinedir ve her şeyi ona göre düşünüp karar verir.
cinsellik dene konu ise bir yerden sonra üreme ve hayatta kalmadan başka bir şey haline gelir ve öğretilen bir mevhum haine geldiğini anlıyorsunuz. öğretilmiş kadınlık veya öğretilmiş erkekliğin aslında bir erkeklik veya kadınlık olmadığını sadece birbirine göreceli olarak değerlendirmesi ve ithaftan başka bir şey yani kendini özel hissetmekten başka bir şey değil
özel hissetmek te özüne baktığınızda dar alanda kendine yer sağlamaya çalışmanın başka bir şekli.
kadın eğer bilgisi , dünya görüşü , eğitimi vs vs vs artık adına ne diyorsanız ön plandaysa ve topluma kendini kabul ettirdiyse; kadınlık olarak görülen cinselliği veya diğer ögeler geri planda kalır.

kadın artık kendindeki rahimiyet özelliklerini yani kendindeki kuvveleri ortaya çıkarmaya başlayıp önce yeni bir kadını ve kadın algısını doğurmalı ve bunu bütün ülke için yapmalı.

beşik kertmesi

ailelerin çocuklarını çok küçükken hatta daha doğduklarında birbirine yakıştırmaları ve ileride evlenmelerini sağlayacak kertme.
kertilmiş çocuktan hayır gelmiyor tecrübeyle sabit.
 spoiler!
beni de kertiler zor kurtuldum
*

günümüzde kertilenler evleniyor mu bilmiyoruma ama çocuklara da bir sorsaydınız kerten-keleler?

sanat

sanat ve savaş ters orantılı.

mavi saç

üç yıl önce denediğim fakat çilesine katlanamadığım saç rengi. sürekli boyamak ve bakım yapmak gerekiyor, yeşile doğru akması da cabası. bu rengi kendine yakıştıranların mor rengi de akıllarında bulundurmalarını tavsiye ederim.

sözlüğe telefondan girmek

bilgisayar ya da tabletten girmekten daha pratik olan dahil olma şeklidir.
mobil uygulama çalışmamız sonrasında daha kolay olacaktır.

sabancı vakfı kısa film platformu

sabancı ailesinin yönettiği vakıf tarafından kurulmuş kısa film ve benzeri aktiviteleri desteklediği platform.
bir kısa film yarışması düzenliyorlar ve güzele benziyor bir bakılmasında ve desteklenmesinde yarar var.
isteyenler katılabiliyor ve yeni çıkış yapmak isteyen sanatçılar için bulunmaz bi fırsat olabilir


hatta ismi bile güzel kısa film uzun etki...

http://www.kisafilmuzunetki.org

sardunya

ben bu kadar dayanıklı bir çiçek görmedim. komşunun pencere önünde bir saksıda yazın kavurucu güneşin altında, kışın dondurucu soğukta bekledi durdu. en sonunda komşu tatile giderken sizin bahçeye koyabilir miyiz dedi, ben yokken sulasanız. çiçek bakmaktan zerre anlamam, denemişliğim var ama beceremedim. neyse alıp koyduk bahçeye. bahçe de iş yerinin bahçesi, öyle pek çıkıp oturulmayan sokak kedilerine tahsis edilmiş ufak bir alan. tabi kediler boş durur mu, içine giriyorlar, kazıyorlar falan en son düşürüp kırdılar. kırılınca gördüm ki saksının toprağı kum gibi verimsiz sert bir toprak. kırılan dalları aldım, kökü falan da yok ama bahçenin küçük bir toprak alanına diktim. etrafına da kuru ağaç dallarından siperler yaptım kediler ulaşamasın diye. tutmasını beklemiyordum açıkçası. arada bakıyorum ne zaman kuruyacak diye. ama o nasıl bir bitki yahu, canlandı büyüdü çiçek açtı kırmızı kırmızı. bahçe duvarının yarısına geldi boyu. şimdi ben buna idolümsün demeyeyim de ne diyeyim?

izmir

maviyi yeşil ile benimsemiş, aslen karadeniz'li bir istanbul'lu olarak, dağlarındaki kuraklık nedeniyle ısınamadığım şehirdir.

eyt

evlilikte yaşa takılanlar olarak geyiği dönen yasa tasarısı.
(bkz:bekarlık vergisi)

filo

aynı tür yük taşıyan kara taşıtlarına ya da ticaret gemilerinin bütününe verilen addır.

ilişkinizde bu günahları işlemeyin

tedx konuşmasına denk gelip, beğenip takibe aldığım psikiyatr.
(bkz: gülcan özer)

ilişkiler ve evlilik üzerine güzel tespitleri var.

çok beğendiğim konuşmasını dinleyebilmeniz için buyrun lütfen;

enneagram

bir çeşit kişilik testi. belli kriterlere göre sizi 9 farklı kişiliğe ayırıyor. sonrada çapraz olarak değerlendiriyor.

reformcu (reformer),
yardımcı (helper),
başaran (achiever),
bireyci (individualist),
inceleyici (investigator),
sadık (loyalist),
ilgili (enthusiast),
zorlayıcı (challenger),
barışçı (peacemaker).

sigara içmek haramdır

" bu da mı oldu " dedirten diyanet işleri başkanı ali erbaş'ın açıklamasıdır.

şöyle demiş " sigara bazı alimlerce haram olarak nitelendirilmiştir ". haram ile helali bazı alimler belirliyorsa ali erbaş ve bu konuda aynı fikirde olanlar o alimleri allah olarak kabul ediyor olmalılar. zira bu güne kadar hiç şu alim bunu, o alim şunu hatta peygamberler şunları haram kılmıştır diye bir söz edilmemiştir kutsal kitapta. yanlızca allah tarafından helal veya haram kılındığına dair yazılanlar vardır.

buna sanırım şirk koşmak diyorlardı. " haram kılmak " ve " haram olarak nitelemek " ayrımından da yırtabilir tabi. bilemiyorum. islam hakkında derin bilgileri olanlar bakalım daha neler diyecek.

çanta

erkeğin yanında taşıdığı kadın benzetmesi. burada acı olan şey kadının çanta gibi olmayı kabul etmesidir.

salep

satışa çıkana kadar çok zahmetli işlemlerden geçtiği için fiyatı oldukça pahalı olan, mor çiçekli orkide.
orjinal tadını henüz bilmiyorum, ama aromasını sevdim.

muharrem ince

atanmış adaydır. adaylıktan ötesi de yoktur kendisi için.

istanbul depremi

kurumlar arası pazarlığa girişilmiş, 5.7-5.8-6.0 arası yaşanan depremdir.
ardından yüzlerce artçısı gelmiştir. duyan, duymayan, endişelenen, ürken, korkan, gerilen herkese geçmiş olsun.
ülkemizin deprem kuşağında olduğu gerçeğini unuttuğumuz ve bu konuda son derece bilinçsiz bir toplum olduğumuz için payımıza hep panik, korku, endişe düşüyor
çok haklıyız. ne yapacağımızı bilmiyoruz, nereye gideceğimizi bilmiyoruz, iletişim neredeyse sıfır oluyor, trafik keşmekeş, yetkili ve etkililer ortada yok! binalarımızın durumu meçhul! dolayısıyla depreme hiç bir zaman hazır değiliz. hepimize büyük geçmiş olsun.

yüzme dersi

3 yaş itibari ile çocuğuma başlattığım, sportsal faaliyet. ne kadar erken o kadar iyi! suyun yatıştırıcı etkisi zaten bilinmekle birlikte, çocuğun tüm kaslarını çalıştırması da cabası! tabi tüm bunlar olurken, o küçücük yaşta öğrendiği yüzme de cabası. (bkz: https://www.instagram.com/p/b7f3c-7hny-/?igshid=o3kjdd1p2i44)

istanbul üniversitesi

istanbul üniversitesi; 30 mayıs 1453’te, medaris-i semaniye ve fatih darüşşifası ismiyle fatih sultan mehmet tarafından açılmıştır.

uzunca bir süre burada islami tarzda bilim ve sanat eğitimi verilmiş; dönemin önemli insanları yetiştirilmiştir. ta ki gerilemeye kadar.

osmanlı devleti’nin duraklama ve gerileme dönemine girmesiyle beraber birçok alanda ıslahat hareketleri başlamış; eğitim sektörü de bundan nasiplenmiştir.

eğitimin en önemli kuruluşlarından olan iü’nün ismi de 1846 yılında darülfünun şeklinde değiştirilmiş ve batılı tarzda eğitim vermeye başlamıştır.

darülfünun döneminden itibaren okulda fen bilimlerine ve teknik bölümlere ağırlık verilse de osmanlı tarihinde tahmin edileceği gibi bu girişimler devleti ayakta tutmaya yetmemiştir. 1846’dan cumhuriyetin kuruluşuna kadarki bu dönemde istanbul üniversitesi’nin aldığı isimler şu şekildedir:

-darülfünun-i osmani (1869)

-darülfünun-i sultani (1873)

-darülfünun-i şahane (1900)

-istanbul darülfünunu (1924)

1924 versiyonu olan istanbul darülfünunu; bizzat tbmm tarafından tanınmış ve ilerleyen yıllarda gelen inkılaplara göre eğitim tarzını sürekli yenilemiştir.

buradan çok önemli bir dipnot daha verecek olursak istanbul üniversitesi; türkiye cumhuriyeti’nin ilk üniversitesidir.

istanbul darülfünunu ismiyle geçen 9 yıllık geçiş döneminden sonra okulun ismi 1933’te istanbul üniversitesi olarak değiştirilmiş ve bugünkü halini almıştır.

günümüzde 5.300 cıvarı akademik personel eşliğinde 90.000’den fazla öğrenciye eğitim vermekte olan okula bağlı 20 fakülte, 9 yüksekokul, 16 enstitü ve 35 araştırma merkezi bulunmaktadır.

1924 döneminde ilk darülfünun rektörü prof.dr. ismail hakkı bey olurken, 1933 döneminin ilk rektörü ise ord.prof.dr. neşet ömer irdelp olmuştur.
(alıntıdır)