anadolu üniversitesi

eskişehir'i eskişehir yapan, kampüsüyle adeta baş döndüren, gelmiş geçmiş en aktif kulüp faaliyetlerinin düzenlendiği ve öğrenci dostu etkinliklere ev sahipliği yapan üniversite. öğrenci dostu diyorum çünkü okulun bünyesinde bulanan sinema ve tiyatroya giriş 4-5 tl civarıydı. bahar aylarında yüzüklerin efendisi gibi film serilerinin maratonu oluyormuş. henüz nasip olmadı o ayrı.
sosyal etkinlikler açısından çok gelişmesinin yanı sıra akademik olarak ''mehh'' dedirtiyor ne yazık ki. çoğu devlet üniversitesi gibi içten içe çürümekte. iki kelimeyi bir araya zor getiren, kafası karışık profesörlerden ders aldığım da oluyor, çatır çatır ders anlatan öğretim görevlilerinden de. bir de bunun üstüne ders seçimi zamanında tüm derslerin kontenjanları doluyor ve belki biri o dersi bırakır umuduyla kayıt yenileme haftası boyunca köşe kapmaca oynanıyor. neden mi? üst dönemdeki dangalakların sistemi diğerlerine göre daha erken açılıyor ve alttan seçmeli ders alıp kontenjanları dolduruyorlar. sıra 1.-2. sınıf öğrencilerine sıra gelince de mal gibi kalıyorlar doğal olarak. kalmasınlar da ne yapsınlar sevgili sözlük? yüksek yarıyıldakiler 40 kredi toplarken bu yavrucaklar(ben) 23 krediyi zor buluyor. sonra vay efendim okul uzadı! uzar tabii.

köfteci yusuf

2015'ten beri ugramadigimiz yerel restorant olayını fast food akımına çeviren mekan.
icine ne koysan onu hissettirmeyecek baharat karisimlari ile köfte en kolay hile yapılabilecek et ürünüdür. bu isik hiziyla çalışip herkesi kendine hayran bırakan meshur mekanda sucuğunun içinden kıkırdaklar çıkan biri olarak koftesinden de şüphelendiğimi söylemeliyim.

erkek neden aldat?rken ziyade insan neden anlat?r bence bu konuyu ele almak gerekiyor. psikolojik olarak; sosyal bir ö?renme olabilece?i ya da sevgiyi böyle adland?rabilece?i gibi ço?u zaman 'egoist' olmaktan ve 'a?a??l?k kompsleksi'ne ba?l? olarak ortaya ç?kt??? görülüyor. kad?n erkek fark etmeksizin.

elo

satrançta uluslararası kuvvet derecesi

sezaryen

halk arasında yanlış kullanımı sezeryan olan, doğurma yöntemidir.
(bkz:normal doğum)
(bkz: suda doğum)
(bkz:epizyotomi)

özel sınıf

devlet okullarının yeni moda uygulaması. fiziki şartları düzeltilmiş, zemini yapılmış, akıllı tahtası alınmış, sıraları ve lambaları yenilenmiş sınıflarmış efendim.
bu sınıflar için daha yüksek kayıt ücreti isteniyormuş (?)
özel okula gönderemeyen veliler, özel sınıflara verip mutlu olsunlar diye herhalde.
bizim zamanımızda kara kahta, beyaz tebeşir, tebeşir tozu yuta yuta okuduk.
bir eksiğimiz olmadı şükür.
önce eğitim sistemini düzeltin. çocuklar aydınlık bilgilerle donansın. koşullar o kadar da önemli değil hani.
durduk yerde devlet okullarında sınıf ayrımı yaratmaya hiç gerek yok. minicik kalpleri kırmaya, onların yüreklerinde eziklik bırakmaya hiç hakkımız yok. yapmayın lütfen.

hiper tansiyon

atardamarlar içindeki kan basıncının yüksek olmasıdır . bu yükseklik, önce damar sistemini yıpratmakla yola başlar ve sonrasında, damarları bozulan organların bizzat kendilerini de iflasa sürükleyerek yoluna devam eder. öncelikle göz, böbrekler, kalp ve beyin olmak üzere, zaman içinde tüm organlar etkilenir.

yeni bir ben lazım

her şey yenilenirken eskide kalan ben'i değiştirmek zamanı geldiğinde dudaklarınızdan dökülen kelimelerdir.

kabuğundan çıkmak için beni ben yapan her şeyi arkada bırakmak ve yeniden başlamaya karar verdim.
iki sorun vardı :
1- yeni ne demek?
2-yeni olacaksa eskiyle nasıl olacak?

1.sini yeni her şeye açık olmakla çözdüm!
2.sini eski bütün alışkanlıklarım ne diyorsa tersini yaptım.
yıkıcı bir deneyim. cesaretin var mı aşka? varsa fight club'a gel dostum.

hatalı betim örnekleri

başlık: güzel kızları taciz etmek
1. "oha, yuh falan" dedirten başlık.
2. bu tür başlıklar açmak çok ayıp dedirten başlık.
yukarıdaki tüm betimler hatalıdır.

(bkz: başlık başa giyilir)

zirve önerisi

2020'ye merhaba zirvesi olabilir mesela.

olimpiyat bayrağı

olimpiyat bayrağındaki 5 halka yeryüzündeki 5 kıtayı temsil eder.

• mavi renkli halka avrupa kıtasını,

• sarı renkli halka asya kıtasını,

• siyah renkli halka afrika kıtasını,

• kırmızı renkli halka amerika kıtasını,

• yeşil renkli halka avustralya kıtasını temsil eder.

5 kıtayı temsil eden olimpiyat halkaları ilk kez 1920 olimpiyatları'nda kullanılmıştır.
(alıntıdır)

diş ağrısı denen zamansız dert

murphy kanunlarından biri sanırım diş ağrısının zamanlaması; tatile gidilecek günün gecesi, arefe günü, şehir dışında yabancısı olduğun bir yerde, doktora ulaşımının zor olduğu bir yerde tutması. eğer yazlık bir yerdeysen günlük 150 hastayla uğraşan doktorun muayene sırasında bulursun kendini, sonunda ağrı kesicinle başbaşa geçirilen saatler kalıyor anı olarak geride..

serviste unutulan çocuklar

genelde ana okulu veya kreş çocuklarının başına gelen talihsiz, sonuçları can acıtıcı olaylardır.
yazın bir yavrunun canına malolan bu vurdumduymazlık, yeniden tekrarlandı. bu kez yavrucak 5 saat serviste kalmış. üşümüş, acıkmış, altına yapmış. korkusu da bonus.
cezaları çok ağır olmalı bu sorumsuzların. minicik yavrular emanet ediliyor size, servet miktarında ücretler talep ediyorsunuz o yavrulara gözünüz gibi bakacaksınız. paket taşımıyorsunuz, can taşıyorsunuz. biraz özen! biraz dikkat!

depremde yapılacak şeyler

büyük depreme dondurma sattığım dönemde yakalanmıştım. izmir'deydim ve sabah kalktığımda televizyondaki görüntüler çok fenaydı.

bilgi paylaşmak kadar deneyim paylaşmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum.
yeni gelen bir yazıyı paylaşıyorum.

prof.dr. cem devge yazısıdır.

merhabalar;
kocaeli depremi ile ilgili deneyimlerimi, fay hattından 10 km ötede yaşamış bir aile olarak, sizlerle paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. amacım sizleri korkutmak değil; insanın şiddetli bir deprem sırasında ve sonrasında karşılaşabileceği olayları önceden bilmesi, belki daha önce hiç karşılaşmadığı böyle bir olgunun kendisinde yaratacağı korkuyu azaltabilir; gereken önlemleri önceden almasına yardımcı olabilir...

biliyorsunuz, haberleşme istasyonları ve elektrik aktarım ünitelerinde büyük depremin 20 yıl sonrasında bile gereken düzenlemeler yapılmadığından, deprem sonrası birkaç dakika içinde haberleşme kesilecek; elektrikler ise ilk güçlü sallantı sonrası kesilecek, karanlıkta sallanmaya devam edeceğiz; evden çıkabilirsek etrafta toz bulutu olacak. ay ışığını bile göremeyeceğiz. şimdiye kadar bildiğiniz sallanma şeklinde şeyler beklemeyin; kibrit kutusunun içindekiler gibi biz ve eşyalar birbirimize çarparak etrafa saçılacağız. daha önce yaşadığımız sallantılardan farklı olarak, bulunduğunuz zeminden güçlü darbeler geldiğini hissedeceksiniz; ayağınız yerden kesilecek ve havaya fırlayacağız; sonra düşüp, zeminde diz-dirsek pozisyonunda kalacağız. gece uykuda yakalanırsak, yataktan yere düşerek uyanacağız. ı̇çinde bulunduğunuz binayı dışarıdan göremeyeceğiniz için ne kadar eğildiğini tasavvur bile edemezsiniz; ancak, bulunduğunuz zeminde ayakta duramazsınız. 4. ya da 5. katlarda bile bu salınım hareketleri birkaç metreyi bulabiliyor. birbirine çok yakın konumda bulunan binalar rastlantısal olarak birbirlerinden farklı yönlerde eğilip büküldüklerinde birbirlerine çarpıyorlar.

sarsıntı yarım dakika ile bir buçuk dakika kadar sürecektir. kocaeli’de bunu 1 dakikaya kadar kesintisiz bir süre yaşadık. bu süre insana saatler gibi geliyor. deprem bitene kadar önceden belirlediğiniz ve bir kenarını dayanıklı ev eşyalarının oluşturacağı yaşam üçgenlerinde, zeminde kıvrılarak sabırla bekleyin. asla amaçsız bir şekilde sağa sola koşturmayın; zaten ayakta duramayacaksınız. halıfleks gibi kaymayan zeminlerde bile yerde kaydığınızı farkedeceksiniz; biryerlere tutunarak camlara ve binanın dışına doğru kaymamaya gayret etmek önemli. kesinlikle balkonda, bina çıkıntılarında ve merdivenlerde durmayın; öncelikle bunlar yıkılıyor...

deprem geçtikten sonra binayı tahliye ederken, karanlık olduğundan attığınız adımlara dikkat edin; merdivenler yerlerinde olmayabiliyor. tüm eşyalar yer değiştirdiğinden evin iç anatomisi artık bildiğiniz gibi değil; daireyi boşaltırken nereye bastığınızı karanlıkta hissetmeye çalışın. ben, daireyi boşaltırken yıkılan gardrobun arka levhasına basarak ayağımı yaralamıştım. banyo ve mutfaklardaki duvar fayansları ile yerdeki seramikler kırılıp parçaları etrafa kurşun gibi fırlayabiliyor; özellikle birbirine yakın dizilmiş seramik cephelerde bu durum sıklıkla oluşuyor. bazen dairenin iç ve dış kapıları, çerçeveleri eğildiğinden açılmıyor. panik yapmadan sarsıntının bitmesini bekleyip, soğukkanlılıkla birkaç kez daha deneyin...

yaşlılar ve çocuklar çıkamıyorlar; onlara özellikle yardım edin. pencerelerden uzak durun; çerçeveler eğilip büküldüğünden, camlar patlayabiliyorlar. duvara monte boy aynaları da aynı şekilde...

sallantı boyunca yeraltından gelen daha önce hiç duymadığınız kadar ürkütücü bir ses duyacaksınız. birkaç saniye sonra bu sese, yine hiç duymadığınız kırılan beton sesleri, ve eğer eviniz beton bloklar şeklinde konstrükte edilmiş ise, beton panellerin birbirinden ayrılma ve tekrar birleşme sesleri eşlik edecek...

evde, diz üstünde cam eşyalar bırakmayın. televizyonlar mümkün olduğu kadar alçakta olsun; aksi halde uçarak bizlere çarpabiliyor. uzun kablolu avizeler tavanlara çarparak kırılıyor; özellikle yatak odalarında varsa, bunları, tavana sabit ışık kaynakları ile değiştirin. sallanma sırasında oda kapılarından uzak durun; tahmin bile edemeyeceğiniz şekilde, sallantı boyunca hızla açılıp kapanıyorlar. karanlıkta onları göremiyorsunuz; vücudumuza çarptığı yerlerde rahatlıkla kırıklar oluşturabiliyorlar. başınızı özellikle koruyun. gardropları mutlaka sabitleyin; evleri, depremi sağlam olarak atlatanlarda gördüğümüz ölüm olguları, giysi dolaplarının insanların üzerine düşmesiyle oluşan omurga zedelenmeleri ile ortaya çıkmıştı. mutfak dolaplarının kapaklarını kolay açılamayacak hale getirin...

yanınızda, yattığınız yerde ya da çantanızda tiz ses çalan bir kampçı düdüğü ya da survival düdük bulundurun; hayatınızı kurtarabilir...

deprem bitip bina dışına çıktıktan sonra en yakın açık alana doğru gidin; dışarıda evlere yakın konumda bulunmayın. dışarı çıktığınızda, insanların laboratuvar denekleri gibi amaçsız hareket ettiklerini görürsünüz. dışarıda toplanan kişiler arasında korkudan kusan ya da apatik halde dolaşanlar göreceksiniz. önce kendinize, sonra onlara moral vermeye çalışın; toparlanmalarına yardımcı olun. depremden haftalar sonra bile arabalarınızda uyumanız gerekebilir; onları depremden zarar görmeyecekleri alanlara koymaya çalışın. bagajınızın bir köşesinde acil durum çantanız bulunsun. çantada bulunması gereken içerik ile ilgili olarak, deprem sonrası doğada tatile çıkacakmış gibi, medyada bir sürü ıvır zıvır şeyler yazıyor. çakı, mendil, diş fırçası, kağıt, kalem, meyva suyu, kuruyemiş vb.; bunlar bir işe yaramıyor. kent içinde aç kalmıyorsunuz. çantada olması gerekenler: tiz ses çalan survival düdük, komando bıçağı, kanamayı durdurmak için bacak ya da kollara uygulanan lastik turnikeler, elastik yara sargıları, pasaport ve su. kış aylarında isek, ek olarak polar içlik, eldiven, yün başlık, su geçirmez kaban; hepsi bu. önceden tedarik edenler için küçük kutup çadırı ve birkaç uyku tulumu sonraki günlerde işe yarayabiliyor. tedarik edemeyenler için resmi kurumların temin ettiklerini kullanacağız. bir süre sonra çadırlar sayıca yetişmeyecek ve kızılay’ın su geçiren çadırlarını dağıtmaya başlayacaklar. bu sırada özellikle ı̇skandinav ülkelerinden yollanan kutup çadırları, eğer dağıtım düzgün yürütülebilirse, elimizde olacak. kocaeli depreminde norveç’den yollanan bin kadar çadır yok olmuştu. depremden sonraki ilk hafta çevrenizde herhangi bir resmi yetkili olacağını beklemeyin. afad ve akut ekipleri sayıca yetersiz kalacaklar. bununla birlikte, depremin 2. veya 3. günü arka sokağınızda yurtdışından gelen bir ekibin acil yardım istasyonu kurduğunu görürseniz şaşırmayın. kocaeli’de yaralıları topladığımız üniversite hastanesi bahçesinde ilk karşılaştığım yardım ekibi, benden, içinde aynı anda birden fazla ameliyat yapılabilen mobil hastaneyi nereye kurabileceklerini soran norveç ekibiydi. 2. gün geldiler; 3. gün hastane çalışmaya başladı; 4. gün norveç dışişleri bakanı kontrole geldi. bu dönemlerde çıkar çatışmasına girdiğimiz ülkeleri bile yanınızda göreceksiniz; kocaeli depreminin ikinci günü “dayan mehmet’im!”, “dayan komşu!” türkçe başlığıyla çıkan yunan gazetelerini hatırlayın. bizimkilerden karşılaştığım ilk resmi görevliyi ise 5. gün görmüştüm; yaralıları almaya gelen askeri bir helikopterin pilotuydu. geniş hastane bahçesine dörtlü gruplar halinde askeri helikopterler iniyor, kötü durumda olanları yüklüyor, kalkıyorlar, yeni bir dörtlü grup geliyordu. ı̇zlediğiniz vietnam savaşı sahnelerinden daha kötüsünü düşünebilirsiniz. ıstanbul’daki hastane bahçelerini düşündükçe, bu tür helikopterlerin nereye ineceklerini bilemiyorum...

artık sayıları iyice azalan toplanma alanlarına gitmemiz çoğu zaman mümkün olmayacak; çünkü dar sokaklar yok olacak, ana caddelerin üzerinde enkazlar göreceğiz. kocaeli depreminde aynı şeyleri yaşadık. toplanma alanlarına gidecek, belki biraz birbirimizi yatıştıracağız; sonra çoğunluk tekrar geri dönüp bıraktıklarına ulaşmaya çalışacaklar. toplanma alanları çadır kurmaya yetişmeyecek; şehir dışındaki arazilere yayılacağız. ı̇lk haftalarda tuvalet bulmakta zorluk çekeceğiz; benzin istasyonlarındaki tuvaletler yoğunluktan tıkanacak; ihtiyaçlarımızı şehirden uzaktaki açık arazilerde karşılamaya çalışacağız. ı̇lk günden itibaren vefat edenleri, cenazelerin bozulmasını önlemek için kayıtları bile tutulmadan hızla toprağa vereceğiz. böylece, resmi olarak açıklanan ölüm sayılarından kabaca iki katı kaybımız olacağını tahmin edersiniz. deprem sonrası ilk 3 gün özellikle önemli; bu dönemde hastanelere çok yaralı geliyor; yardım etmek istiyorsanız hastane bahçesinde sorumlu doktorların söyleyeceği işleri yapabilirsiniz. bir süre sonra o doktorların seslerini işitmekte zorluk çekeceksiniz; çünkü 24 saat insanlarla konuşmaktan ve yapılacakları söylemekten sesleri kısılacak. bu dönemden sonra genellikle ağır yaralılar geldiğinden sizlerin yapabileceği birşey kalmıyor...

deprem sonrası geçen günler içinde etrafımıza yardım edebileceğimiz bir durum göremiyorsak ve evimiz güvende ise, kenti bir süreliğine terketmek iyi bir seçenek olabilir. hem ailenizi psikolojik ortamdan uzaklaştırmış olursunuz, hem de görevlilere yer açarsınız. eğer şehirde kalacak olursanız lütfen ailesiz kalmış çocukları güvendiğiniz resmi yetkililere ulaştırana kadar koruyup kollayın; kocaeli’de hayatta kalan çok sayıda çocuk, burada bahsedemeyeceğim nedenlerle yitirildi...

yine benim gözlemlerim: depremi 1-2 dakika önceden haber veren birkaç şey var...

köpekleri olan aileler onların davranışlarını izlemeli. köpekler ya hep birden havlıyorlar; ya da herbiri bir tarafa çekiliyorlar; etrafta köpek göremiyorsunuz. yeraltından deprem öncesi gelen alçak frekanslı sesleri işitebiliyorlar.

yaz aylarında, ateş böceklerinin gece şarkı söylediği bir yerdeyseniz, deprem başlamadan yarım dakika önce hepsi aniden susuyor; deprem bitikten 2-3 dakika sonra tekrar şarkılarına başlıyorlar...

son olarak, birbirimizle haberleşmek için aşağıda vereceğim internet olmadan çalışan uygulamalardan seçim yapıp, telefonlarımıza yükleyebiliriz:
1. firechat
2. bridgefly
3. flows
4. signal offline messenger
5. meshtalk

sağlıkla kalın...

prof. dr. cem devge

anorexia nervosa

cennet

hakkında yapılan bütün tasvirlerin çöp kadar değeri olmayan olgu.

tanrının ve ölümden sonraki yaşamın zamandan bağımsız olması gerekir. zaman ve mekan; içinde bulunduğumuz evrenin, üzerine inşa edildiği kuralların sonucudur. henüz zamanın ve mekanın tam olarak ne anlama geldiği noktasında bile soru işaretleri varken tanrının ölümden sonra bizlere vaadettiği cenneti, zaman ve 3 boyutlu mekan algımız dahilinde tasvir etmeye çalışıyoruz çaresizce. dolayısıyla; cennet ve cehennem gibi, bizim evrenimize ait kurallara bağımlı olma zorunluluğu bulunmayan kavramları kendi mental bütçemizin bize kazandırdığı, bazı konularda ciddi anlamda kısıtlı imkanlarla değerlendirip betimlemeye çalışmamız biraz kendi kendimizi eğlendirmek oluyor gibi.
tanrının cehennemi tasvir ederken "ateş" kelimesini kullanmasını, insan imgeleminin ötesindeki bir şeyi zihnimizde canlandırabilmemiz ve "ateş'i" isteyip istememeye karar verme noktasında bize kolaylık olmasına bağlıyorum. yoksa tanrının ateş'ten kastının oksijenin ekzotermik reaksiyonları sonucu ortaya çıkan alev olduğunu düşünmüyorum.

sonuç olarak; benim anladığıma ve yorumuma göre cennet ışık ve cehennem ateştir. fakat ışık ve ateş kelime anlamları dışında, "arzulanan ve sakınılan" manalarına gelir.

ırmaklarından şarap akan yeşil bir bahçe değildir. arzulanan her şey cennettir ve sakınılan her şey cehennem.

gelin buketi

son yıllarda biri bekar arkadaşlarına atmak, diğeri düğün günü anısına saklanmak üzere iki adet yaptırılan buket.

şom

keşke

hiç keşkeler olmasın hayatınızda..

kış günü yaz gelmesi

şaka şaka havalar soğudu. :)