sen anlat karadeniz

yayına girmeden önceki tanıtımlarında kadına şiddeti eleştiren bir dizi olarak lanse edildiği için ilk 3 bölümünü izlemiş olduğum dizi.

daha ilk bölümde nasıl bir halt olacağının sinyallerini vermişti aslında. şöyle ki,
 spoiler!
kadın kendisine yıllardır işkence eden kocasından kaçmak için beklenmedik bir anda evlerine konuk olan karadenizli bir ailenin aracına saklanıyor, yanına oğlunu da alarak. bundan önce konuk ailenin genç oğlu kısa konukluk süresinde kadının şiddete uğradığına dair emareleri görüyor. yani kaçış başarıya ulaştığında genç adam kadının neden kaçtığınıda artık biliyor. dizinin bir sahnesinde şiddete uğrayan kadına yardım etmeye sonuna kadar hevesli olan o adam kadınla bir konuda ters düşüyor ve ilk tepkisi elini havaya kaldırmak oluyor. sürekli bir ben karadeniz çocuğum heyt höyt halleri üzerinde. yani 3 bölüm boyunca kadını kocasından kaçırdı korumak için ve her bölümde de bir nedenle ahkam kesip azarladı. ne hak ne adalet ne yasa ne hukuk hiç biri işlemiyor, yer yarılmış hepsi içine girmiş ( gerçekte de öyle değil mi? evet öyle ama öyle değilmiş gibi yapın bari, bir mesaj verin nasıl olması gerektiğine dair
ille bir adam mahvedecek herşeyi ve ille bir adam kahramanı olacak kadının. sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum ama herhalde aynı şekilde devam ediyordur aynı kısır döngü. )

flamingo köy

ınstagram fotoğraflarının aksine, çok da güzel olmayan bir yer. zavallı flamingoların küçücük alanda hapsoldukları bir yer. bize sadece içerisindeki çocuk parkı güzel geldi desem yeridir

evreka

istanbulda boğazı sadece köprüden geçerken görmek

istanbul'da oturanların kronik rahatsızlığı. bir de hafta sonu sahile veya boğaza gittiğinizde görüyorsunuz boğazı.
yoksa iç bölgelerde yaşıyor insan.

(bkz:almanlar yenilince biz de yenik sayıldık )

helikopter ebeveyn

psikoterapist haim ginott’un literatüre kazandırdığı annenin veya babanın çocuğun üzerinde dolaşan pervane misali bir helikoptere benzetmesinden ortaya çıkmış kavramdır.
çocuğun bütün hayatını etkileyecek şekilde anne baba bilmeden çocuğu korur ve istediği her şeyi yerine getirir.
çocuğun başına bir şey gelmesinden endişe eden anne baba her isteğini yerine getirir ve bu içgüdüsel olarak çocuğa yetersizlik ve güvensizlik olarak sirayet eder.
anne ve baba çocuğun tüm sorumluluğunu alır ve çocuğa sorumluluk alacak bir alan bırakmazlar. çocuk sorumluluk almadığı için hayatında ve okulda da sorumluluk almazlar. pısırık, içe kapanık veya tamamen dışarıdan talepkar bir hale dönüşebilirler. her ihtiyaçlarını karşısındaki kişinin karşılayacağını düşünür ve bunu her seferinde dozajı artırarak talep ederler.
kanımca 1980 sonrası ülkenin ekonomik refah seviyesindeki sanal gelişme çocuğunu ceketini satıp okutmak için mücadele verecek şekilde yetiştirilen ebeveyni ben çektim çocuğum çekmesin halinde ortaya çıkararak doyumsuz bir psikolojinin oturmasını sağladı.
çocuklar hayatın merkezinde oldukları için her şey çocukların isteğine ve dilemesine uygun halde yaşam sürerler.
genelde sen dili değil biz dilini kullanırlar ve aslında bilinç altında kendilerinin doğru yaptıklarını haklı çıkarma çabası içerisindedir. “mesela öğretmenimiz bakalım bugün ne ödev vermiş gibi” direkt kendilerini işin içine koyarlar. bu aslında çocuğa hiçbir boşluk bırakmaz ve direkt çocuğun tüm taleplerinin yerine getirilmesi şeklinde devam eder.
alan memnun satan memnundur. çoğunlukla az çocuklu, çocuğa değer veren veya zor bir yaşamdan çıkmış olan ailelerde olduğunu gözlemledim.

oysa çocukları yalnız başına bırakmak ve kendi yollarını bulmalarını sağlamak en kalıcı ve akılcı yöntem bence. bu şekilde çocuk kendine yeten ve karşısındaki ile empati kurabilen bir yapıda olacağı için hayat boyu mutlu ve tam yaşama fırsatı yakalayabilirler.

ciz.io

eğer girişimciyseniz mutlaka bilmeniz gereken sitelerden biridir. iş modeli kanvası, yalın kanvas gibi iş modelinizi maliyetine ve zaman planına kadar dökmenizi sağlayan bir site.
iş modelinizi anlatabilmek demek yatırım alabilmeniz için ilk adımı attınız demektir.

yararlı bir site.
https://ciz.io/

organik pamuklu kumaş

bebek sahibi olunduktan sonra özellikle tercih edilen zararsız ve hava geçiren kumaş türüdür.

tüm iyi şeylerde olduğu gibi fiyatı pahalıdır.

korkmuyorum çünkü kadınlar var

gecenin en karanlık ve umutsuz anında akla getirilip umut beslemeye sebep olan slogandır. korkmuyoruz çünkü kadınlar var bizi bilen anlayan kirpiğimizin yere düşmesine izin vermeyen kadınlara selam olsun.

hiç mi yok

2017 yılında işyerindeki stajyer arkadaşa sorduğum soru. diyalog şöyledir:
ben: "aşağı git bak salih abi orada mı."
stajyer: geldikten sonra "aşağıda yok."
ben: "hiç mi yok"
stajyer: "yarısı yok"

bohemian rhapsody

filmden çıktıktan sonra tekrar tekrar izlemek istediğimiz, saatlerce freddie mercury videoları ve queen grubunun eski konser kayıtlarına sardığımız, rami malek'in mükemmel oyunculuk performansına şapka çıkardığımız film. mutlaka izlenmeli.

elalem ne der

anons

kaktüs

evin hem çiçeği, hem aksesuarı ve bi o kadar da zahmetsiz olan bir bitki türü. orkideleri büyütemedik ama kaktüs konusunda iyiyizdir.

leyla

unutkanlıkları göze çarpan insanlara "aşık mısın?" manasında söylenen söz.
-leyla mısın arkadaş?

ayrıca bir ezginin günlüğü sever olarak playlistimin garanti şarkılarından birinin adı.
haydi buyrun dinlemeye;

lokum

yunanistan'ın kendine mal ettiği kanayan yaralarımızdan biridir.

yurtdışında bir markette yoğurdun üzerinde "greek yogurt" yazısını gördüğünüzde hissettiklerinizin aynısını hissedersiniz lokumu da görünce...

yüzyıllarca beraber yaşamış iki milletin arasında benzeşmeler olabileceğini kabul etsem de kabul edilemez olanlara da göz konulması, can sıkıcı.

velhasıl kelam kültüre sahip çıkılmalı ancak, evvela öğrenilmeli.

depresyon

-olay beyinde değilmiş abi, ikinci beyin olan bağırsaktaymış.
-daha biraz önce sıçtık. gene sıçtık desene...

ne düşürsen o.
tanım: insanın kendini, kendi düşünceleri ile yorgan altına atması, tıbbın ise onu çeşitli ilaçlar ile yorgan altından çıkarmaya çalışması olarak adlandırılabilecek vaka.

pegasus

boş yapmak

nereden üretildiği belli olmayan anlamsız bir tümce. işten kaçmak, iş yapmamak anlamına gelir. işten kaçmak, iş yapmamak zaten başka şekillerle anlatılabiliyordu.

şehir efsanesi

yaşanan bir olayın zaman içinde kulaktan kulağa oyunundaki gibi değişerek hikayeleşmesi durumuna denir.

(bkz:kız kulesi efsanesi)

sevgililer günü hediyesi

evlendikten sonra "ihtiyaç alma" olarak sürdürülebilir hale gelen ve bence daha mantıklı olan hediye.