tunaqua

leonardo da vinci

15 nisan 1452 yılında genç bir noter olan messer/ser piero da vinci'nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan caterina'nın evlilik dışı çocuğu olarak vinci kasabası yakınlarındaki anchiano'da dünyaya gelen ünlü mona lisa tablosunun da ressamı.

sms

cep telefonları şebekesindeki kısa mesaj servisi'nin kısaltması. (short message service)

ilk çıktığı yıllarda kurtarıcı iken şimdilerde başbelasına dönüşmüştür. hele seçim dönemlerinde günde 2-3 tane adayım diye mesaj geliyor. üstelik yaşadığınız şehirden de olmayabiliyor. örneğin ben istanbulda yaşıyorum. kayseri'nin develi ilçesinden bir avukat adayım diye bana mesaj gönderiyor. gerzekliğin daniskası.

kaybolan çocuklar

sabah mertcan'dı. akşam üzeri hamza 'nın haberi geldi.
mertcan öldü. buz gibi bir yerde yatıyor şu anda. ona hiç yakışmayan.
baba dayağından öldü mertcan. ödevini yapamadı veya yapmadı diye, altı yaşındaydı.
mor gözler, şiş bir kafa ile dolaşmış mertcan günlerce. bakan, gören olmamış çocuğu. olmuşta, olmamış. öğretmeni görmemiş mesela, okul idaresinden kimse görmemiş, mahalleli görmemiş, babaannesi görmüş, sesini çıkarmamış. kimse görüp, bakmadığı, durumdan vazife çıkarmadığı için, öldü mertcan.acı içinde. çok acı çekmiş. altı yaşında bir çocuğun taşımaması gerektiği kadar. tüm gün yutkunamadım mertcan. morarmış gözlerinle, defterin önünde çekilmiş bir fotoğrafın vardı. gözümün önünden hiç gitmedi. çok da ağladım yavrum. ama ne çare. sana ne faydası var ki! sadece arkanızdan ağlıyoruz, üzülüyoruz. uyuduğun sonsuzluk uykunda hiç acın olmayacak yavrum. huzurla uyu olur mu?
ve hamza, oyun parkına bırakıldı. "bakamıyorum" notuyla. üç yaşında. polislerin kucağında işlem yapılmak üzere götürülüyordu.
anne diye ağlar mısın? bu gece hamza.
gözyaşların kaç gece yastığını ıslatır?
neden çocuklarımıza kabus yaşatıyoruz? döverek, terkederek!
içim yanıyor!

sözlükte yazarların istediği özellikler

sözlükte yazılımında yazarların istediği ve önerdiği modüllerdir.
örneğin
billboard: yazarların ihtiyacı olduğu şeyleri ilan verebileceği alan.
radyo gibi

tunaqua

bizim patron olur kendisi. bazen de babamız gibi hissediyorum hatta. zaman zaman da bir aile dostumuz gibi, bazen çocukluk arkadaşım gibi. evladının doğduğu günleri bilirim ben bu arkadaşın... iyi ki var ki, sayesinde canım sözlüğümüz de var.

müvezzi

gazete dağıtıcısı. hani şu siyah beyaz filmlerde "yazıyor, yazıyor" diye bağıranlar.

çay

şöyle mis gibi bir yemeğin ardından içilebilecek en güzel şeydir kendisi. vanlıysanız başka türlüsü imkansız zaten. harareti alır, muhabbeti koyulaştırır, ısıtır...

jale inan

türkiyedeki arkeoloji ve sanat tarihi çalışmalarına çok önemli katkıda bulunmuş, öncü olmuş hanımefendi.

anneyle girilen komik diyaloglar

geçmiş yıllardan bir bayram günü.
anneye bayram ziyaretine gidilmiştir. gelinler, damatlar, torunlar, ev epeyce kalabalık. bayram yemeği yenir. annem mutfaktaki egemenliğini kimseye bırakmıyor. masa toplanırken, salona seslendi:
-çocuklar, hepiniz çay içiyorsunuz değil mi?
enişte bey, yemeğin verdiği enerjiyle olanca sesiyle haykırdı.
-yessssssss!!!
annemin kulakları ağır işitiyor ama bu bağırmayı duydu, bir hışım salona geldi.
-kim bana "kesssss" dediii???
herkes bir tarafa kaçışırken, eniştemin beyaza kesen rengini gördüm.

annem, ışıklar içinde yat. özlüyorum, çok özlüyorum seni.

lokum

ingiliz bir gezgin sayesinde yurt dışına ilk açılan ilk tatlımız olduğu rivayet edilir.

çay

kış gecelerinin vazgeçilmez içeceği.

ülkeyi terk etmek

rekor rakamlara ulaşan eylem olduğunu öğrendim oda tv haberinden.
şaşırmadım. çevremde ne kadar 20li yaşlarda çocuğu olan tanıdık varsa, hepsi bir araştırma halinde, "çocuğu yurt dışına çıkaralım, bu ülkede yaşanmaz artık" düşüncesiyle.
çok üzücü. çok yaralıyıcı, ama kimseye bir şey denmiyor. ne diyebilirim ki! ben de çocuğum için endişeliyim. ama bu ülke bizim. bu ülke bizlere, büyük fedakarlıklarla armağan edildi. 14-15 yaşındaki bıyıkları terlememiş gençler, bebelerini sırtlarına vurup kağnı güden bacılar, patlak çarıklarla gözünü kırpmadan cepheye giden kınalı kuzular, gidip dönmeyi hiç düşünmeyenlerin armağanı bu ülke.
terk etmemeli. bu ülke bizim. ulu önderin dediği gibi "ilelebet payidar kalacak"
burada bu topraklarda yaşamaya devam edeceğiz. her şeye ve herkese rağmen.

çi börek

en iyisi eskişehir de yenen börek. en iyi ayranla giden börek.

bebek

adına şarkılar yazılan, sahili blogger, sosyete, kendini göstermek isteyen ünlü kişi ve kişiler kaynayan istanbul boğazının nadide semti.

sabah saat 8 gibi sahile gidin, nöbete başlayın ve sayın.önünüzden geçen kişileri. kilometre kare başına düşen blogger, ünlü sayısı veya sosyetik, ve ç.ü.k. sayısı istatistikleri türkiye standartları üzerinde bir bölge.

iskele babası

iskele veya limanlarda gemilerin sabitlendiği metal veya halka.

bölüm sonu canavarı

dijital oyunlarda bölümleri geçmeden önünüze çıkan ve aşılması en zorlu level.

çocuk sevmeye korkmak

son zamanların yeni moda korkusudur.
çocuklara yapılan taciz, tecavüz benzeri olayların artması, sanıkların cezasız kalması, bazı olayların, bir takım kılıflara sokulmaya çalışılması ve kendini ulema zanneden tuhaf tiplerin çıkıp, "6 yaşındaki kızla evlenilir", vb. beyanlarda bulunmaları, anne babaların gergin bir biçimde dolaşmalarına neden olduğu için, kafeteryada yan masada oturan, dünyalar tatlısı bebeğe bile yan gözle bakamaz, göz kırpamaz, el sallayamaz hale geldik. çocuk sevemiyoruz sayenizde, çocuk! sevgisiz bir toplumuz zaten, sevgi göstermeyi bilmiyoruz, anlamıyoruz. artık yeryüzünün en masum varlıklarını bile sevemiyoruz sizin yüzünüzden.
bu ortamı hazırlayanlara neler sayıp, döksem acaba?

harbe giden sarı saçlı çocuk

hoşgelişler ola eski dost. :)

beğenilmeyen hediye

en sevilen hediyedir. bir taktik olarak beğenilmemesine karşılık geri alınabilecek hediye seçmek önemli. beğenmediysen ben de başkasına veririm deyip kendin kullanırsın.