manga

manga (japonca: 漫画) japonların kendi sanat tarzları ile oluşturdukları çizgi romanlardır. bazı kitlelerce çizgi roman demek hakaret sayılabilir. manga kelimesinin bilinen ilk kullanımı 1770'li yıllara dayanmaktadır. çok sayıda fanatik kitleleri bulunur. türkiye'de çok yaygın olmamakla birlikte bazı kitapçılarda derlenmiş ciltler halinde bulunabilirler.

gdpr

avrupa birliğinin kişisel verileri koruma kanunu. avrupa birliğine uyum sürecinde avrupa standartlarına uygun hale gelmesi istenen kriterler.
site ve diğer hizmetler üzerinden kullanıcılarınızın verilerini cookie ve/veya diğer yazılımcıklarla toplanmasına kısıtlama ve düzenleme getirir. bir bilgi toplanacaksa bunun için mutlaka izni olmalıdır.

aslında avrupa birliği de bunun böyle olmadığını bilir ve kişileri sadece rahatlatmak için bu ve bunun gibi kanunları çıkarır. data toplama işi sadece web siteleri üzeirnden olmaz çünkü. bugün cep telefonundan tutum setreetiğini dijital platforma kadar herşey sizin datanızı toplar bütünleştirir ve sizin adınıza bir kişilik oluşturur. yani bir taraftan tutsalar diğer taraftan açığı olan bir durum


gdpr ‘ın 3. maddesi bölgesel kapsam ile ilgilidir. madde'nin ikinci bendinde;

ab dışında kurulu olan bir şirketin herhangi bir ödemeye dayalı olmasa dahi, ab‘de yaşayan bir gerçek kişiye (data subject) ürün ve hizmet önermesi ya da ab içindeki bir gerçek kişinin davranışlarını izlemesi, o şirketin gdpr‘a tabii olduğuna dair yeterli göstergelerdir.

ilgili kanun maddesini yorumlamak gerekirse; örneğin, şirketinizin web sayfasında ab’de konuşulan dillerden biri ile hizmet ve ürün öneriyorsanız (genişletilmiş bölgesel kapsam-ıncreased territorial scope), bir iletişim sayfasından kişilerin bilgilerini toplayarak onlara avrupada kullanılan para birimleri ile fiyat listesi, teklif sunuyorsanız gdpr kapsamına girmektesiniz. ayrıca bir web sitesi üzerinden ya da farklı yöntemlerle örneğin, web cookies (çerezler) ile kişilerin bilgilerini tespit etme, profil çıkartma, alışkanlıklarını bulma, ıp adreslerini elde etme de bu kapsamda değerlendirilmektedir. diğer taraftan, ab üye ülkeleri ile ithalat, ihracat ve herhangi bir ticari faaliyet yürütüyorsanız gdpr ile uyumlu olmalısınız.


(bkz:kvkk)

filenin sultanları

ocak 11 yarı final maçında polonya’yı 3-2 mağlup ederek finale çıktığımız maçın 4.seti tekrar tekrar izlemelik.
böyle heyecanları yaşamayı ve sevinmeyi unutmustuk teşekkürler sultanlar.

sözlüğün sadece sözlük olmaması

eskiden radyomuz ve yılbaşı çekilişimiz var idi. ne güzeldi.şahsen özledim o günleri.
malum biz 6 aylık olduk mazaretemiz var. ama döneceğiz elbet şu alışverişler bitsin.

tunaqua

bizim patron olur kendisi. bazen de babamız gibi hissediyorum hatta. zaman zaman da bir aile dostumuz gibi, bazen çocukluk arkadaşım gibi. evladının doğduğu günleri bilirim ben bu arkadaşın... iyi ki var ki, sayesinde canım sözlüğümüz de var.

müge anlı

şu ara yarışma programı sunmasına rağmen arada hala cinayet çözüyormuş gibi tavır takınan kişi. dudaklar çizgi olur, bakışlar dikleşir, gözlerin beyazı kaybolur.

creme de la creme

yiyecek ve içecekler üretilirken en kesif, en tadı damağında bölümü hep üstte kalır. bir çeşit özüttür.
üç bölümde değerlendirmek gerekir. kaymak, gövde ve posa.
mesela şarabın tadını en güzel verdiği yer en fıçının en üstteki bölümüdür. damıtık diğer içeceklerde de öyle.
bir yiyecekte de karışım yapıldıktan sonra tadını ve özünü anlayabileceğiniz yer hep kaymak tabakasıdır yani en üst bölümü.

bundan mütevellit fransız ihtilali döneminde ( yanlış hatırlamıyorsam) halkın üst tabakasını anlatmak için creme de la creme yani kaymak tabakası tabiri kullanılmış ve bütün dillere yayılmış. bizde kullanılmasının genel sebebi halkın ekonomik olarak alt ve üst tabaka arasında uçurum olmasındandır.

dibe vurmak

insanın görebileceği en alt seviyeleri görmesi durumuna karşılık söylenen kelime öbeğidir.

sağlam dağılma garantilidir ancak fırsata çevirilebilir. dipteki insanın kaybedecek bir şeyi yoktur ve bu nedenle risk alabilir. küllerinden doğması muhtemeldir.

(bkz: hayat devam ediyor)
(bkz: dibi görmek)

türk mutfağı

yurtdışına çıkıp döndükten sonra kıymetini tokat misali anladığınız, çeşitliliği ve lezzetleri ile kalbimizde taht kurmuş olan mutfağımızdır.

dün diyete başladığım umarım çok fazla belli olmuyordur.

başım ağrıyor

anlaşılmayan ne var anlamıyorum. bir insanın başı da ağrır bir tarafı da. istemiyorsam istemiyorum bana niye bahane bulmam için veya yalan söylemem için baskı yapıyorsun ki.

neden beni yalan söylemeye mecbur bırakıyorsun. senin çükün istiyor diye ben niye yalan söylüyorum.
istemiyorum. kapiş???

çalışanına esir gibi davranan patron

para verince o kişiyi satın aldığını düşünen kişi.
çalışan da çalıştıran da görevlerini yapsa ortaya çıkan iş te hakkıyla olacak ama biraz da bu durum kişilikle alakalı, bu zihniyette olan biri paralel olarak nasıl bir karaktere sahiptir kim bilir...

pazar günü

sendromu olan bir günün öncesinde olması, değerli kılar. tatildir. güzeldir. ertesinde iş, okul, koşturmaca vardır. akşam üzeri olduğunda tatsızlaşır. pazartesi hazırlığı başlar. tatil bitmiştir.

tire tak tak kebabı

tire'nin en ünlü yiyeceğidir. ama gel gör ki bu güzel yemek böyle mi sunulur. bir marka böyle mahvedilir.

tarifi videoda


bir de bonus türküsünü de yayınlayalım.

sil baştan

her şey üstünüze geldiği anlar olmuştur, her şeyin çıkmaza girdiği her şeyi bırakıp gitmek istediğiniz zamanlar gibi.
işte o an eğer içinizden sil baştan başlamak gerek diyebiliyorsanız kefeni yırtarsınız.
hayat hep insanın istediği gibi olmuyor. olmayacakta...

atiye dizisi

heralde daha izleme fırsatı bulmadan hakkında en fazla spoi duyduğum netflix dizisi. adından güzel söz ettirdi fırsat bulabilirsem neden olmasın.

beklenen zirve

doğum var doğum :) bu değil bir daha ki söz kızımla geleceğim. :)

fazla yemek yemek

vücuda gereğinden fazla yiyecekle gereksiz olarak yorulmasıdır. çok yemek yenildiği zaman midenin daha çok enzime ihtiyacı olur. enzimleri yapmak vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerektirir. normal bir insan için 250 gr yani iki avuç kadar yemek yeterlidir. bunu hazım ettirmek için kalp hiç zorlanmadan rahat çalışır. 2 kat yemek yenirse, kalbin yemeği hazım ettirmesi ve fazlalıkları çıkarttırması için 4 kat daha fazla çalışması gerekir. bu da kalp için çok ağırdır. mesela bir araba düzgün bir yolda hiç zorlanmadan harcadığı benzinin 2 katını taşlı, bozuk, dik yolda harcar. mesafe aynı ama harcadığı benzin farklıdır. böyle zorlanarak devamlı çalıştığında motor harap olduğu gibi insanın kalbi de devamlı ve çok çalışmaktan harap olur ve çabuk eskir. genç insanlarda organlar kuvvetli olduğu için yenilen yemekleri hazım edebilir ve fazlalıklarını çıkarabilir. fakat organların üzerine fazla yük bindiği için çok çalışmaktan çabuk eskir, kuvvetini kaybeder, zamanla fazlalıklarını çıkaramaz olur, depo yapar, vücudu yağ ve kireç toplamaya başlar.
bazı insanlar çok yemelerine rağmen hep zayıf kalır ve bu durumlarının iyi olabileceğini düşünür. hâlbuki hal öyle değildir. çok yiyip zayıf kalanlar çok yiyip şişmanlayanlardan daha kötü durumdadırlar. çünkü şişmanlar karışık ve yanlış yedikleri yemekten oluşan zehirlerin bir kısmını, vücudun topladığı yağlarda depolayarak, bu zehirlerin organları tahrif etmesini kısmen önleyebilmektedirler. ancak çok yiyerek zayıf kalanlarda zehirli maddeler sürekli vücut içinde dolaşır. böylece damarlarda, eklemlerde, organlarda ve kaslarda depolama yapar. bu insanlar genelde sinirlidirler, sık hastalanırlar ve uyku bozukluğu yaşarlar.

konkordato

borcum var ama bir süre bana elleşmeyin demenin hukuktaki karşılığı.

at meydanı

bizans zamanında hipodrom meydanı, osmanlı zamanının at meydanı.
istanbul, sultanahmet camii önündeki geniş alan. şehzadelerin sünnet düğünleri, sarayla ilgili kutlamalar bu meydanda yapılırmış.
cirit ve at koşuları da eksik olmazmış. şimdi yerli ve yabancı turistlerin gözde gezi alanı.

sesimi duyan var mı?

17 ağustos 1999 depreminin akıllara kazınan en acı cümlesidir.
enkaz altında bir canlı bulma umuduyla çalışan ekiplerin, sık sık kalabalıkları susturup, bina enkazlarına seslenme cümlesidir.
her hangi bir ses, bir işaret alındığında, kazı alanında sevinç yumağı oluşmuştur.
"sesimi duyan var mı?"