@quş ağacı

Yazar

Durum: 14 - 14 - 7 - 2 - 12.12.2018 04:29

Puan: 40 -

3 hafta önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar Yazar.

Henüz bio girmemiş.

büyüklerden öğüter

favorim rahmetli anneannemin öğüdüdür. " öksüren insanlardan uzak dur "

muhtemelen onun gençliğinde veremden insanlar sıkça hayatını kaybettiği için beni bu konuda hep uyarırdı. bir kalabalıkta yanında oturduğum biri üst üste öksürmüşse hemen çaktırmadan el işareti yapar, yanına gittiğimde de kulağıma " onun yanından kalk o veremli " derdi.

bebek

şu yaşıma geldim, oka dar yeğen büyüttüm, - nereden baksan bebeklerken hepsine bilfiil baktığım süre bir ayı geçiktir - dönüp geriye baktığımda " ne güzeldi " demek aklımın ucundan dahi geçmiyor. biberonla mama içirirken öhö dese " ayy bu boğuldu, vallahi boğuluyor", oturduğu yerde 20 cm mesafeden kafasının üstüne düşse " aha bıngıldağı patladı " diye diye ruhunu teslim ediyor insan. dişi çıkmadığı halde ille bir şeyler kemireceğim diye tutturduğunda elini pençe haline getirip tepesinde avcı gibi beklemek zorunda kalıyorsun. uyutmaya çalışırken " uyusa da bir kaç saat huzura ersem " dersin, beşiğine koyduktan sonra beş dakikada bir gidip nefes alıyor mu diye kulağını dayarsın yüzüne. uzaktan bakınca evet çok sevimli ama yakından ilgilenmek dehşet verici.

çam ağacı

kedilerimden korumak amacıyla son dakika kurduğum ve sonrasında onlar defalarca devirip, yamultup üzerindeki tüm süslemeleri bir güzel kopartıp haşatını çıkarıncaya kadar kaldıramadığım, yeni bir yılın başlangıcına, eve, ortama hoşluk ve eğlence katan ağaç.

yılbaşı hediyesi

biz çocukken böyle şeyler önemsenmezdi, öğretilemezdi. kimse kimsenin doğum gününü bile bilmez özel günler pek kutlanmazdı. hediye falan hayal yani o zamanlar. herkes büyüyüp çoğu çoluk çocuğa karışınca ben bir gelenek haline getirmek istedim özel gün kutlamalarını. doğum günlerinde, yeni yılda bir araya gelinip herkesin hediyeleşmesi için teşvik ettim. böylece çocuklar birbirne bağlı olacak ve anılar biriktirebilecekti. öyle de oldu, çok da güzel oldu. ama aile kalabalıklaştıkça şu hediyeleşme olayı başlı başına bir iş haline geldi. yeni yıl hediyeleri için geçen ay başladım sipariş vermeye. yarıdan fazlasını ayarladım ama hala 6 eksiğim var.

machine learning

insan ömrü çok kısa, her şeyi makineler yapsa ve insan tüm zamanını öğrenip gelişmeye ayırsa ne iyi olurdu. diğer yandan bizi bir günden diğerine taşıyan mücadelemizi sekteye uğratabilir bu. dopdolu mu yaşarız boşluğa mı düşeriz bilemedim.

yalnızlık

kim söylemiş bilmiyorum ama katılıyorum " eğer yalnızlığı seviyorsan asla yalnız değilsindir. "

eyt

facebook üzerinden eş dost tarafından ısrarla davet edildiğim topluluk. lütfen bir durun, daha 36 yaşımda ve henüz 2500 gün civarındayım. ayrıca " bizi kurterecek mi bu makarna " emekli maaşın içinden aylık somun ekmek parasını çıkarıp kalan parayı gerisin geri devlete verdikten sonra neye yaradı ? "sen ver ben ay sonunda sana geri vereceğim"

paris hilton

kadını ne zaman görsem - yan komşum olduğundan sıklıkla görüyorum muşum - tv de falan, aklıma hep bir saçmalığın içine girmekten kıl payı kurtuluşum gelir. yıllar yıllar önce, baya bir gençken ben, kapıma kim tarafından yazıldığı belirsiz mektuplar bırakılıyordu haftada bir. bir kaç ay sürdü bu. mektupların içeriği çocukça bir tarzda yazılmış ilanı aşk, beğeni cümleleriydi çoğunlukla. biraz da ürkütücüydü tabi, korkmayı gerektirecek sözler yazılmamış olsa da sağlıksız birinden geldikleri anlaşılıyordu. mektuplar hep şu cümleyle bitiyordu " seni paris hilton'a benzetiyorum ama sen ondan daha güzelsin " aramızda hiç de benzerlik olmadığı ve kadının benden güzel olduğu kesin olmasına rağmen beni sinir eden bir benzetme olmuştu bu. neyse, o sıralar ben de bir çocuktan çok hoşlanıyorum. zaman, zaman karşılaşıyoruz merhabalaşıyoruz ama ondan hoşlandığımı belli edecek bir şey yapamıyorum. çünkü gözlerinde benimle ilgilendiğine dair bakışlar yakalasam da vücut dili tam aksini söyler gibiydi. aşırı gergin, aceleci hatta sinirlilik hali vardı. sanki varlığımdan rahatsız oluyor gibiydi. bir gün kafede yakın bir arkadaşımla oturuyoruz, elime de yeni bir mektup ulaşmış. arkadaşıma okuyorum ve hem kim olabileceği hakkında kritik yapıyor hem de dalga geçiyoruz yazılanlarla. o sırada hoşlandığım çocuk geliyor ve yan masaya oturuyor. muhtemelen de az çok kulak misafiri oluyor bize ve çocuğun renginin değiştiğini görüyorum şaşırarak. o kadar kızarıyor ki yüzü içimden " iyi misin " diye sormak geliyor ama sormuyorum. ertesi gün erken gelmiş bir mektup daha buluyorum. benzer içeriğe ek olarak şöyle yazıyor " lütfen sana yazdıklarımı kimseyle paylaşma, aramızda kalsın " ilahi bir şekilde saniyesinde taşlar yerine oturuyor. hemen arkadaşımı arayıp çağırıyorum " o olabilir mi? " diye kafa yoruyoruz. sonra sahte bir hesap açıp çocuğu facebooktan ekliyoruz, kabul ediyor. profilinde gezinmeye başladığımızda paris hilton fotoğraflarıyla dolu bir albümle karşılaşıyoruz. bir yanım " yazık oldu, yakışıklı çocuktu " diyor bir yanım da " ya bir şekilde ilk adımı atmış olsaydım " diye oh çekiyor. sonraki ilk karşılaşmamızda o merhaba dedikten sonra " o sensin değil mi ? " diye sordum. kim diye sormadan direkt " hayır ben değilim " dedi. bir daha yazmamasını söyledim sadece ve uzaklaştım. yazmadı bir daha ama bir süre facebook hesabında şiirler eşliğinde paris hilton fotoğrafları paylaşmaya devam etti. işte paris hilton'un bende ki yeri ve çağrışımı da budur.

sütlü türk kahvesi

4 yaşındaki yeğenime yaptığım ama bir türlü beğendiremediğim kahve. her seferinde işaret parmağını burnunun ucundan bana doğrultup " ıı hayıl ! seninki kaberengi bu diil " deyip normal türk kahvesi yaptırmaya çalışır.

kadınlar için söylenen sözler

“insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

mustafa kemal atatürk

kadın cinayetleri

genellersek eğer, tetiğe kadınların bastığını söyleyebiliriz bir anlamda.

öylesine kayıplar, öylesine yoklar ki, öylesine yetersiz ama öylesine ısrarcılar ki dünyaya en az üç beş tane getirmekte, kendileri gibi kadınların büyüttüğü adamlarla evlenip aynı leş erkekleri büyütmekte o kadar marifetliler ki.

çocuk gelin

müslümanlığın güzide bir getirisi. peygameri çocuk yaşta kızlarla evlilik yapmış bir dinin mensuplarına " hayır o çocuk, ondan gelin olmaz, 18 yaş altı herkes çocuktur, yetişkin muamelesi göremez, evlenemez, çocuk yapamaz" diyemezsin. hadi dedin, adam seni mi dinler, devletin kanunu mu sayar ? onun danışacağı kendi kutsal kaynakları var.

az önce bir tv programında denk geldim, 14 yaşında bir kız çocuğu kendinden 11 yaş büyük birine kaçmış. baba kızını almaya gidiyor ve kızını kaçıran kişinin ailesi tarafından vurulup öldürülüyor. kızın 30 yaşında 3 çocuk sahibi bir de üstüne 3 aylık gebe olan annesi kızına sesleniyor " sen daha çocuksun geri dön " diye. arkada öldürülen babanın fotoğrafı, baba anneden en az 10 yaş büyük belli ki. kadın kızını kaçırana isyan edip kocasının ardından göz yaşı döküyor, iyi ama belli ki sen de kaçmışsın vakti zamanında, tıpkı kızının şartlarında. aynı yaşta bir adama, aynı yaşta iken.

katiller, azmettiriciler, kurbanlar, sapık olduğunun farkında bile olmayan sapıklar hepsi bir araya toplanmış dillerinden allah kitap nidalarını düşürmeden bir bokun içinde debelenip duruyorlar.

velhasıl kim ne derse desin islam temel alındıkça eylemlerde, kız çocukları istismar edilmeye devam edilecek.

köfteci yusuf

13 şube ile en çok bursa ilinde faaliyet gösteren, bir anlamda yol lokantasıdır. şehirler arası yol güzergahlarına yakın konumdadır şubeleri. bursa yalova yolundaki şubesi aynı anda 1400 kişiye hizmet verebilecek kapasitededir. içeri girdiğinizde " oha bu kalabalıkta kaç saat bekleriz acaba yemeği " dersiniz ama dakikalar içinde yemeğiniz servis edilir. arı gibi koşuşturan onlarca personel ve çatal bıçak sesleri arasında yemeği ne ara yutup bitirdiğinizi bile anlamazsınız. ramazanda yalova yolu şubesinin önünde on metrelerce kuyruk olup sıra bekler insanlar. bu anlamda gayet mantıklı bir tercih, misal ramazanda tüm sülaleyi yemeğe almak gibi mecburiyetlerin varsa, her hafta gurup gurup uğraşmaktansa tek seferde hepsini köfteci yusuf'a götür. zamandan, enerjiden, paradan tasarruf sağlaman garanti böylece. sonuç olarak bir gurme değilseniz yemeklerini lezzetli de bulursunuz. bir de 20 km mesafeye tek kişilik tatlı siparişinizi bile getiriyorlar, en sevdiğim yanı bu.

ev işleri

sabah saatlerinde girişip " başlamışken şunu da sileyim, bunu da yıkayayım, buraları da en baştan yeni alınmış gibi yapayım" diyenler için gece yarısı biten çılgınlık.
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori betim yok.

Toplam betim sayısı: 14

çam ağacı

kedilerimden korumak amacıyla son dakika kurduğum ve sonrasında onlar defalarca devirip, yamultup üzerindeki tüm süslemeleri bir güzel kopartıp haşatını çıkarıncaya kadar kaldıramadığım, yeni bir yılın başlangıcına, eve, ortama hoşluk ve eğlence katan ağaç.

kadınlar için söylenen sözler

“insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

mustafa kemal atatürk

ev işleri

sabah saatlerinde girişip " başlamışken şunu da sileyim, bunu da yıkayayım, buraları da en baştan yeni alınmış gibi yapayım" diyenler için gece yarısı biten çılgınlık.

çocuk gelin

müslümanlığın güzide bir getirisi. peygameri çocuk yaşta kızlarla evlilik yapmış bir dinin mensuplarına " hayır o çocuk, ondan gelin olmaz, 18 yaş altı herkes çocuktur, yetişkin muamelesi göremez, evlenemez, çocuk yapamaz" diyemezsin. hadi dedin, adam seni mi dinler, devletin kanunu mu sayar ? onun danışacağı kendi kutsal kaynakları var.

az önce bir tv programında denk geldim, 14 yaşında bir kız çocuğu kendinden 11 yaş büyük birine kaçmış. baba kızını almaya gidiyor ve kızını kaçıran kişinin ailesi tarafından vurulup öldürülüyor. kızın 30 yaşında 3 çocuk sahibi bir de üstüne 3 aylık gebe olan annesi kızına sesleniyor " sen daha çocuksun geri dön " diye. arkada öldürülen babanın fotoğrafı, baba anneden en az 10 yaş büyük belli ki. kadın kızını kaçırana isyan edip kocasının ardından göz yaşı döküyor, iyi ama belli ki sen de kaçmışsın vakti zamanında, tıpkı kızının şartlarında. aynı yaşta bir adama, aynı yaşta iken.

katiller, azmettiriciler, kurbanlar, sapık olduğunun farkında bile olmayan sapıklar hepsi bir araya toplanmış dillerinden allah kitap nidalarını düşürmeden bir bokun içinde debelenip duruyorlar.

velhasıl kim ne derse desin islam temel alındıkça eylemlerde, kız çocukları istismar edilmeye devam edilecek.

yılbaşı hediyesi

biz çocukken böyle şeyler önemsenmezdi, öğretilemezdi. kimse kimsenin doğum gününü bile bilmez özel günler pek kutlanmazdı. hediye falan hayal yani o zamanlar. herkes büyüyüp çoğu çoluk çocuğa karışınca ben bir gelenek haline getirmek istedim özel gün kutlamalarını. doğum günlerinde, yeni yılda bir araya gelinip herkesin hediyeleşmesi için teşvik ettim. böylece çocuklar birbirne bağlı olacak ve anılar biriktirebilecekti. öyle de oldu, çok da güzel oldu. ama aile kalabalıklaştıkça şu hediyeleşme olayı başlı başına bir iş haline geldi. yeni yıl hediyeleri için geçen ay başladım sipariş vermeye. yarıdan fazlasını ayarladım ama hala 6 eksiğim var.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.