@sunshine

Yazar

Durum: 202 - 7 - 0 - 0 - 06.04.2019 02:04

Puan: 544 -

10 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar Yazar.

İşletme mezunu.Emekli, Sosyal yardım projeleri gönüllüsü. Bir kız annesi. Çocukları, hayvanları, okumayı çok seviyor, yazmayı deniyor.:)
  • /
  • 11

cilt bakımı

belli bir yaşın üzerinde ve belli zamanlarda nem dengesini düzenleyebilmek ve temiz kalmasını sağlamak için şart olan işlemlerdir.
annelerimizin zamanında su-sabun yetermiş, bizlere soda veya temizleyici tonik önerirken, günümüzde çeşitlilik o kadar arttı ki seçim yapmak güç. markalar ürün yelpazesini genişlettikçe, kadınların işi daha da zorlaşıyor. fiyat fayda dengesini bulup, o üründen şaşmamak lazım galiba.

bahar

en güzel mevsimlerden biri nisan ayının merhaba demesiyle bizimledir.
yanında yorgunluğunu, bir parça bezginlik, cilt sorunları, saç dökülmeleri, alerji sorunları getirse de bahar güzeldir.
doğa canlanıyor, daha ne istenir!

ekrem imamoğlu

beğenirsiniz, beğenmezsiniz fakat ilk defa bir siyasetçi, ağzını köpürtmeden, bağırmadan, öfkelenmeden, üslubunu bozmadan, efendice, kibarca, siyaset yapılacağını göstermiştir.

31 mart 2019 seçim sonuçları

bazı illerde oyların yeniden ve yeniden sayılmasıyla sonuçlanamayan seçimlerdir.
geçerli oyları saydılar, geçersiz oyları sayıyorlar onları da beğenmezlerse, kapıları çalıp "kime oy verdiniz" diye sorgu suale başlayacaklar az kaldı.
bekliyoruz sözlükçüm.

kuru fasulye

türk mutfağının en sevilenlerinden.
üstelik artık zengin yemeği. bugün kilosu 37.tl'ye kuru fasulye gördüm. "yok artık" diye sesli sesli itiraz ettiğimi duydu kulaklarım. deli demesinler diye hızla uzaklaştım.
zamanında 7,5tl olunca şarkı yazanlar bugünleri görselerdi, opereti esirgemezlerdi sanırım.

geleneksel tıp

binlerce doktor uygulama sertifikalarını almışlar. artık "kupa çekme" "sülük" tedavileri konusunda da eksiğimiz kalmamış şükür.
tabipler odası "bu tedaviler afrika'da bile kalmadı" dese de, bizde var efendim.
sıradaki örneklerini çok merak ediyorum. okuyup, üflemeye başlarlar mı acaba bizi?
mümkündür. geleneksel tıp efendim. siz de hiç bir şey beğenmiyorsunuz.

ev

kimi için modern tarz inşa edilmiş bir site içinde havuzlu akıllı bir daire, kimi için bir yalı, kimi için bir dubleks,kimi için mütevazi bir daire. kimi için dört duvar bir çatı, kimi için sadece bir dam belki.
başımızı sokabileceğimiz, akşam olup koşa koşa yolunu tuttuğumuz, ağladığımız, güldüğümüz, sığındığımız, korunduğumuz yer. kimine yuva, kimine çilehane.
ama hep barınak.

ralph

evlilik haberini verdi, evlendi, şimdi baba oluyor genç yazarımız.
eşini ve kendisini kutluyor, bebeklerinin sağlıklı bir şekilde dünyaya "merhaba" demesinin haberini ayrıca bekliyoruz.

metastaz

barış pehlivan ve barış terkoğlu'nun birlikte yazdıkları, fetö-tarikatlar-siyaset-yargı-iş dünyası-emniyet ekseninde, içinden çıkılmaz ilişkileri anlatan, sıklıkla mahkeme tutanaklarına dayandırılan kitap.
ve evet! ismi çok doğru seçilmiş. metastaz, kanser hücresinin bulunduğu hastalıklı alanı terk ederek farklı alanlara sıçramasını ifade ediyor, basitçe tanımlarsam.
fetö ve tarikatlar ülkede resmen metastaz yapmış durumda. sıçramadıkları, bulaşmadıkları, karışmadıkları yer kalmamış gibi. ilişkiler o kadar örüntülü ki. ürkütücü!

yerel seçimler yaklaşırken, mitingler

tv haberlerinden izlediğimiz kadarıyla, seçime katılacak partiler , iller ve ilçeler bazında çalışmalarını hızlandırmış görünüyor. günde bir kaç toplantı (miting) düzenleyenler bile var.
hangi hizmetleri vaad ediyorlar derseniz, bilemiyoruz efendim.
daha çok "karalama kampanyası" şeklinde bağrışıp duruyorlar.
biz de ekran karşısında gerim gerim geriliyoruz. 31 martı bulsak da ferahlasak diyeceğim ama! acaba?

yeni zelanda' da camiye saldırı

ibadet eden masum insanlara karşı gerçekleştirilmiş saldırıdır.
her zaman yürekten inandığım, desteklediğim bir sav var. "terörün dili, dini, ırkı olmaz. terör, terördür. lanet bir olaydır"
senin teröristin daha şirin, benim ki daha sempatik gibi, olmaz bu işler.
masumlar söz konusu.
insanoğlu, dil din ırk ayrımını bırakıp, insan olma, vicdanlı insan olma yolunda birleşmelidir. tüm düm dünya için, insanlık için, daha geç olmadan.

istiklal marşının kabulu

12 mart 1921 tarihinde ilk meclis tarafından kabul edilmiştir. mehmet akif ersoy tarafından yazılmış, ekrem zeki öngör tarafından bestelenmiştir.
cumhuriyetin ve ülkenin içinde bulunduğu duruma uygun olarak "korkma" diye başlar.
korkmuyoruz. ulu önderin ileri görüşüne, sağlam temellere dayandırdığı cumhuriyete sonuna kadar inanıyoruz. "türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır"

8 mart dünya emekçi kadınlar günü

diğer ülkelerle farkımızı, kutlamalarda da ortaya koyarak, taksim meydanında toplanan kadınları polisimiz biber gazı ve plastik mermi armağan ederek ödüllendirmiştir.
türk kadını armağana doymaz zaten ömür boyunca :
aileden, eğitim hakkının kısıtlanması,
erkek çocuktan sonra gelme,
kocadan babadan dayak,
patrondan, çok çalışma az ücret,
toplumdan, mahalle baskısı,
daha da fazlası, öldürülür. hiç acınmaz.
kadın emekçiler gününüz kutlu olsun.

koca dehşeti

hayatımızın parçası olan haber başlığıdır.
alışmamamız gerekirken, alıştırıldığımız "vah vah, tüh tüh" le, okuyup geçtiğimiz haberlerdir. yuvalar bozulur, evlatlar öksüz, yetim kalır, hayaller yarım kalır oysa ki. hepsi ayrı bir hikaye. hepsi ayrı bir dramdır. en zor olan çocukların durumudur. sahiplenecek akraba yoksa, devletin korumasına verilen evlatcıklar, yaşam denen çarkın içinde ufalanır gider.
geçtiğimiz günlerdeki haberlerden minicik aklımda kalan :anne 23 yaşında, baba 34 yaşında, çocuk 10 yaşında. baba, anneyi 10 yerinden bıçaklıyor, çocuğun gözleri önünde.
kadın hastanede, baba kaçmış.
küçük bir hesapla, anne 13 yaşında henüz kendisi çocukken anne olmuş, kim bilir neler yaşadı? sonuç? evladının gözü önünde bıçaklandı. evladının geleceği ne olur? o katil adayı peşlerini bırakır mı? bundan sonra o çocuk anneyle, evladına hayat var mı? offf be hayat çok acımasızsın. yoksa? sen masumsun da! bizler mi acımasız olduk!

jiletli futbolcu

geçen hafta oynanan maçlardan birine, bir futbolcu eline jilet gizleyerek çıkmış, önüne geleni yaralamış.
hangi takım, kimliği falan çok önemli değilde, nasıl bir hırs, nasıl bir düşmanlıkla çıktın o sahaya evladım.
birinin olmadık bir damarını falan kessen olmadık sonuçlara yol açsan, hiç mi vicdanın sızlamayacak
spor, barış ve kardeşliktir. spor centilmenliktir. spor insanlıktır.
sen nasıl bir futbolcusun demeyeceğim? sen nasıl bir insansın?

hırsızlık

ülkemizde pek yaygın bir eylemdir.
en büyüğümüzden, en küçüğümüze fırsat bulunca çalıveriyoruz, duramıyoruz efendim.
apartman yöneticimiz şirin bir kapı paspası aldı. apartman girişine. üzerinde gülen yüzler vardı. dışarıdan geldiğimde, pek hoşuma gidiyordu,gülen yüzler tarafından karşılanmak.
çaldılar efendim. evet yanlış okumadınız, kapı paspasını çaldılar. çok düşündüm, neden diye? bir kaç liralık bir şey neden çalınır? bulamadım cevabını.
çalıyoruz efendim duramıyoruz. balık baştan kokuyor. aşağılara inince, paspasa kadar düşüyor ama yine çalıyor.

allah mahşerde size hesap sormaz

şanlıurfa milletvekili mehmet kasım gülpınar'ın seçim konuşmasından alıntıdır.
allahla pazarlığa oturmuş gelmiş olmalı bu bey.
sonraki adım, cennette ırmak manzaralı konutlar, huri sayısının arttırılması, promosyon olarak seçmenlere tanzim satış kuyruğu olmaksızın ikramlar olabilir.
yazıktır, günahtır. din hiç bu kadar ayaklar altına alınıp çiğnenmemişti.
allah ile, din ile aldatmak budur. ama kime anlatıyoruz?

güvensizlik

büyük şehirlerdeki insan ilişkilerinde kendini fazlasıyla gösteren durumdur.
yazılı ve görsel medyayı takip eden insanların gündemden hiç düşmeyen taciz, tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, cinayet, yaralama gibi "iç açıcı" haberleri takibinden sonra haksız olmadıkları güven sorunudur.
bugün oldukça yaşlı bir teyzeyle merdivenli bir alanda karşılaştık. bir yandan bastonuna dayanıyor, bir yandan üç beş parça alışveriş yapmış onlar elinde ve merdiven trabzanını tutmaya çalışıyor. bu şartlar altında da çok zor iniyor. yanına yaklaşıp :
-size yardım edebilir miyim?
elindeki paketleri daha sıkı kavrayarak,
-istemem, sağolun.
-peki siz bilirsiniz.
benden korktu, ürktü. belki de paketlerini alıp kaçmamdan korktu. o kadar üzüldüm ki haline. yardım edemediğim gibi, üstüne üstlük korkutmuştum teyzeyi.
bizleri ne zaman bu hale getirdiler? birbirimizden uzak durmak için her şeyi yapıyoruz. bölündük, parçalandık, ayrıştık, uzaklaştık.
düzelir miyiz? zor! çok zor olacak!

patlıcanın marketlerden kovulması

bu patlıcan var ya dostlar, hiç rahat durmamış, yanına patatesi, soğanı, biberi özellikle sivri olanı almış "ztö" yü kurmuş.
içten, içe ülkemiz ekonomisini çökertmeye karar vermişler. ama bizim büyüklerimiz, hiç kül yutar mı? asla!
hemen ifşa oldu örgüt. zerzavat terör örgütü başkanı patlıcan marketlerden kovuldu. örgüt çöktü.
öyle mazot, gübre, ilaç çok pahalı, işcilik ücretleri, yerli tohum gibi detayları anlatmayın. o patlıcan yok mu o patlıcan! bütün kabahat onundu.

organize işler sazan sarmalı

gülebilmek umuduyla izlediğim, birkaç yerinde sadece tebessüm ettiğim, yılmaz erdoğan, kıvanç tatlıtuğ, ezgi mola'nın başrollerini paylaştığı sinema filmi.
boşuna zaman kaybı oldu benim için.
  • /
  • 11

baba olmak

gün itibari ile aldığım haber.. önce şaşkınlıkla daha sonra eşimle iki damla gözyaşı.. hala heyecanlıyım ikimizde hala inanamıyoruz. :)

sözlükteki yazar etkinliğini arttırmak

mümkündür diye düşünüyorum.

ne bileyim admin, moderatör kimin yetkisi var ise, sözlük hesabı tekrar aktif olan eski yazarların kayıtlı e-posta adreslerine ilginç davet mailleri gönderilebilir.

başka bir sözlükte gördüğüm bu yöntem bir miktar işe yaramış gibiydi.

kişiye özel sözlük

sözlüğün ilk dönemlerinde yazmaya devam eden yazarın , sözlüğün kendisi için açıldığının farkına varmasıdır.

sunshine

kendisine özel açılmış sözlük olan yazar.

(bkz:kişiye özel sözlük)

sunshine

who let the sunshine in to sözlük


sözlüğün sadece sözlük olmaması

kadın sözlüğünün tanımıdır. yazarlar burada betim yazarken kendilerini yazarlar.
yıllardır hiç eskimeyen dostluklar kurarlar, birbirlerini desteklerler.. sözlük sadece gelip bir şeyler yazılan bir yer değil anlayacağınız.

diğerlerini bilmem ama bu sözlük sadece bir sözlük değil.

pasta kaymağı yiyen kesim

tabii kendisi pasta kaymağı değil, süt karameli (dulche de leche) yediği için, iyi bilir kim yiyor kaymağı... (bkz:ejder meyveli smoothie)

Toplam betim sayısı: 202

ev işleri

bitmeyen işler grubundadır. büyüklerin deyimiyle "arsız" dır. çamaşır, bulaşık, ütü, cam silme, süpürge, toz alma, mermer, fayans ovma, dolap içi silme ve yerleştirme, market alışverişi, banyo - mutfak hijyeni, yemek. bunlar ana başlıkları, detaya indiniz mi? ne işler açar başınıza ev işleri denen canavar! yardımcınız geliyorsa mutlu olun, yok kendim hallederim diyenlerdenseniz zor çok zor. geceyarısı mutfak dolabı silerken bulabilirsiniz kendinizi.

neşet ertaş

türk halk müziği üstadlarından. ismi için, şöyle bir açılım yapılır : neşet ertaş diye yazılır, neşe, dert, aşk diye okunur. bozkırın tezenesidir.

sakalsız erkek

bazı çevrelerce ısrarla sakal bırakmaya davet edilen erkeklerdir. yoksa "hallenenler" olabilirmiş. ne demekse?
memlekette tertemiz yüzlü insanlara hasret kaldık. bir de bu sözde fetvacıların çağrıları çıktı başımıza. hayır olsun bakalım.

karadut

eskimeyen dost, özel ve güzel kadın. hoşgelmiş! iyi ki gelmiş! gözlerim arıyordu.

kocaya isimle seslenmek edepsizliktir

sabır sabır sabır! yine bir yerlerden, bir ulema fırlamış ve başlıktaki gibi buyurmuştur efendim.
annesi, babası bu insana bir isim vermiş, ben de o isimle tanımışım, ismiyle sesleniyorum. neresi edepsizlik anlayamıyorum.
hey, hop, hişt, bir bakar mısın?
böyle mi seslenelim?
yoksa sosyal medya ağzıyla :kociş, aşkileta, aşkilotom (yazarken içim kalktı) diyelim mi?
haberi okudum, üstad ne diyeceğimiz konusunda aydınlatmamış. konunun devamı karanlık. efendi beye bağlarız gibi geliyor bana.
nede olsa kadınlar ikinci sınıf vatandaştı değil mi?

sözlüğün geri dönüşü

özlenen dönüştür. güzel dostluklar, sıcacık arkadaşlıklar, dostane sohbetlerin yuvasıdır. hoşgelmiştir, iyi ki gelmiştir.

anne olmak

doğanın bahşettiği en olağanüstü duygu ve olaydır. minicik bir canlıyla inanılmaz güzel bir bağla sımsıkı bağlı olarak yaşamınız devam eder. duygulu, keyifli, endişeli, gururlu, neşeli, yorucu, uzun bir yolculuktur. günümüzde, bebeklerin dünyaya gelişi, öncesi, sonrası, (bkz: diş buğdayı), ilk adım kutlaması, doğum günleri, yeni bir iş sahası yaratmıştır.

atatürk

türkiye cumhuriyeti kurucusu ve ulu önderidir. askeri dehası ile bir vatan, devrimleri ile de modern bir ülkenin kurulmasına önderlik etmiş, liderdir. özellikle kadınlara verdiği haklar bakımından tüm dünyaya örnek yenilikler ve iyileştirmeler yapmıştır. belli bir tarihten itibaren, bazı kadınların, gönüllü olarak bu haklardan vazgeçmek istemesi anlaşılır gibi değildir. sorun kılık kıyafetin değil bacı! sorun inancın ve ibadetin de değil! insan yerine konmayacaksın, bunu anlamak çok mu zor? bu kötülüğü kendine, kız çocuğuna, kardeşine yapma desem dinlemezsin! ama yapma!

sakalsız erkek

bazı çevrelerce ısrarla sakal bırakmaya davet edilen erkeklerdir. yoksa "hallenenler" olabilirmiş. ne demekse?
memlekette tertemiz yüzlü insanlara hasret kaldık. bir de bu sözde fetvacıların çağrıları çıktı başımıza. hayır olsun bakalım.

taksim meydanı'nda eğlenen sığınmacılar

güzelce eğlenen gençlerdir. maşallah, hepsi katır gibi tepiniyor (!) mağdur değil miydi bunlar, zor durumda filan. yazın sahillerde, kışın caddelerde güzel eğleniyorlar. yazık! sığınmışlardı, di mi?
Henüz takip eden biri yok.