@sunshine

Yazar

Durum: 175 - 36 - 5 - 0 - 14.02.2019 23:06

Puan: 456 -

10 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar Yazar.

İşletme mezunu. Özel sektör çalışanı, Sosyal yardım projeleri gönüllüsü. Bir kız annesi. Çocukları, hayvanları, okumayı çok seviyor, yazmayı deniyor.:)
  • /
  • 9

14 şubat sevgililer günü

mağazaların, kafeteryaların, restorantların kırmızı süslerle bezendiği, her yerden kalp ve kalpcik süslemelerin üzerimize atladığı, bir vakitler bir aziz, evlenmeleri yasak romalı askerleri evlendirdi diye, şimdi kendimizi parçalayarak, paralayarak kutladığımız özel gündür.
günler öncesinden reklam bombardımanı başlar, seda bilmemkim süzülür, dudaklarını büzer, "sevdiğinize pırlanta alın" filan taksitle.
bir başka reklam "fırın alın" diğeri "gümüş" alın, öbürü "evin eşyalarını yenileyin. sizi daha çok sevsin".
özel günler güzeldir, hediyeler de güzeldir ama ölçüsünde.
sevdiğinizi her gün sevin genç hanımlar, genç beyler. doğal olun, net olun, açık olun. saygılı olun birbirinize. inanın sevginiz daha güzelleşir, daha uzun ömürlü olur.
minik hediyelerle hediyeleşin. hiç bir şeye gücünüz yetmiyorsa bir çay ya da kahve için birlikte. en samimi sözler eşliğinde.
işte o an ve anlar, sevginin ve sevgilinin günü anlamını taşır. pakete konup, duygusuzca verilen bir pırlanta inanın bu anlar yanında çok değersiz kalacaktır.

çi börek

çiğ börek, şi börek diye de anılan tatarlara has bir börektir.
ince mayalı hamur içine konulan kıyma, patates ya da peynir (orjinali mutlaka kıymalı) kızgın yağa atılır, puf puf kabarır. sıcak sıcak servis edilir. yemeğe doyamazsınız.

nezaket

insana dair en güzel özelliklerden biridir.
günaydın demek, iyi akşamlar demek, kapı tutmak, özür dilemek, izin istemek, her hangi bir işyerindeki personele kibar davranmak, rica etmek gibi davranışları kapsayan hareketleri biz milletçe unuttuk. hatırlamıyoruz. nazik insanlara "son dinozor" lar gözüyle bakıyoruz. kabalık yükselen değer.
nezaket bir kadın adı olarak kaldı, güzel türkçemizde ve türkiye'mizde. çok acıklı ve çok acıtıcı.

sebze kuyruğu

2019 yılında görmenin kısmet olduğu, tarım ülkesi, kendi kendine yeten ülkemde, her karış toprağına ne eksen yetişen ülkemde, iki kilo kotalı sebze tanzim satış kuyruklarıdır.
halkımız pek memnundur. sakın ola, hakettiğimiz bu mudur? demeyiniz! fena saldırıyorlar.
ne de olsa ce-ha-pe kuyruk ve çöplerin sorumlusudur. en bi büyüğümüz öyle söylüyor. sebze kuruğunu sormak olmaz şimdi.

askeri helikopterin düşmesi

4 can alan, 4 eve ateşler düşüren, babasız, eşsiz, evlatsız evler bırakan elim hadisedir.
yetkililerin açıklamaları klasiktir. " kaza derinlemesine araştırılacaktır."
o hurdalarla o insanları uçuşa çıkarmadan düşüneceksiniz beyler, hanımlar. sonradan değil. iyi yetişmiş, eğitimli insanları kaybediyoruz.

çıplak banyo yapmak mekruhtur

nihat hatipoğlu beyanıdır.
genç arkadaşlar için açalım, mekruh iğrenç tiksindirici demek.
banyoyu çıplak yapmak ne demek hocam? özel kombin yapıyoruz girmeden önce. hangi pantalon hangi gömlekle yakışır? banyo fayanslarınla gereken uyumu yakalayabildik mi? bakıyoruz. o şekilde giyinip, giriyoruz. endişelenmeyin.

yazmaktan korkmak

ülke gündemini takip edip, dolup taşıp içimi dökmeye sözlüğe geliyorum.
heyecanla bir başlık açıp yazmaya başlıyorum. üzüntümü, tepkimi, kırgınlığımı.
sonra birden duruyorum. gazete haberleri geliyor aklıma.
"şu büyüğümüze eleştiriden 14 ay"
"bu tiyatro oyunundan 9 ay"
"falanca tweetten 20 ay"
yazamazsın diyorum. sağlığın bu tarz bir çileyi çekmeye uygun değil.
korkuyor muyum? evet!
bundan dolayı üzülüyor muyum? evet!
ama en başta sevgili tunaqua'nın başına iş açılacak, görüş günlerinde sigara falan getirecek. kızım çok kızacak, üzülecek, köpürecek. onun için güzel yaz diyorum kendime. cici, cici yaz. aferin bana.

silivri soğuktur şimdi

bir süredir düşünen, yazan, konuşan aydın ve aydınlık insanların soluğu aldıkları yer olarak ünlenen silivriyi ve oradan çıkmanın zorlu sürecini yıllardır izlediğimiz için yerinde bir ifadedir. ürkütür.

kartal'da çöken bina

üstteki üç katının kaçak olduğu, alt kattaki atölyenin yer kazanmak için taşıyıcı kolonları kestiği iddia edilen bina. denetimsizlik acı ve ölüm getirdi içinde yaşayan insanlara. acele yayın yasağı getirilmesi anlaşılamadı sadece. kimden, neyi saklıyorsunuz?
can kayıpları ve yaralılar iç burkuyor, üzüyor.

mecliste 550 çeşit yemek

meclis lokantasında üç beş paraya yenilebilen yemek çeşidi 550ye çıkarılmış,vekillerimiz seçmekte zorlanıyorlarmış. vekillerimiz seçim de zorlanıyor, millet geçim de. ne diyelim? afiyet olsun beyler. çok şey söylemek lazım da! ne de olsa "silivri soğuktur şimdi"

çocuk sevmeye korkmak

son zamanların yeni moda korkusudur.
çocuklara yapılan taciz, tecavüz benzeri olayların artması, sanıkların cezasız kalması, bazı olayların, bir takım kılıflara sokulmaya çalışılması ve kendini ulema zanneden tuhaf tiplerin çıkıp, "6 yaşındaki kızla evlenilir", vb. beyanlarda bulunmaları, anne babaların gergin bir biçimde dolaşmalarına neden olduğu için, kafeteryada yan masada oturan, dünyalar tatlısı bebeğe bile yan gözle bakamaz, göz kırpamaz, el sallayamaz hale geldik. çocuk sevemiyoruz sayenizde, çocuk! sevgisiz bir toplumuz zaten, sevgi göstermeyi bilmiyoruz, anlamıyoruz. artık yeryüzünün en masum varlıklarını bile sevemiyoruz sizin yüzünüzden.
bu ortamı hazırlayanlara neler sayıp, döksem acaba?

okulların açılması

minicik yavruların, kendileri kadar ağır çantalarını sırtlayıp, kaplumbağa yürüyüşüyle, alacakaranlıkta yollara düşmesinin ikinci dönemi başlamıştır.
bir türlü organize edemediler şu ders saatlerini, yavrular karanlıkta sokaktalar. yazıktır yahu.

silahlanmak

bir mafya abisi böyle buyurmuş :silahlanın, hiç değilse av tüfeği alın.
kime karşı silahlanıyoruz? niye silahlanıyoruz? etrafındaki güruh sormamıştır tabi.
asıl merak edilen cumhuriyet savcıları nerededir? bu soruyu neden sormazlar?
fazla mı meraklıyım acaba? soru sormaya da korkuyorum sözlükçüm. bu kadar yeter sanırım.
unutmadan, silahlara karşıyız.

kadir mısıroğlu

laiklik karşıtı, fesli, raporlu, sözde tarihçi.
yine bir beyanda bulunmuş (!)
"türkiye batarsa batsın ama şeriat gelsin"
türkiye ulu önderin dediği gibi "ilelebet payidar kalacaktır." ona hiç şüphemiz yok ama sizin gibi fesli kafalara bunu nasıl anlatmak lazım bilemedim şimdi.

kanser

geç kalınmış bir teşhisle, akciğerde oluşan bir türü abimi aldı götürdü benden. teşhisle, vefatı arası 70 gün sürdü. hızla ilerledi. elden ayaktan düşürdü. yatamaz hale getirdi. eritti koskocaman insanı, bir avuç bıraktı.
hiç dilimiz varıp söyleyemedik. neyim var? dediğinde,
- akciğerde küçük bir sıkıntı, dedik.
-moralli kalsın, dedi doktor.
-son günleri evinde olsun dediler. eve getirdik.
-iyileşmedim, neden evdeyim?
-biraz ev iyi gelir, dediler. kötülersen hemen götüreceğiz. merak etme.
hiç sesini çıkarmadan sessizce bekledi. iyileşmeyi!
bir öğlen saati, uykusunda ayrıldı aramızdan.

4 şubat dünya kanser günü

kanser hastalığına dikkat çekmek amacıyla etkinlikler düzenlenen gün. ibb, köprüleri ve galata kulesini turuncu mavi ışıktan renklere boyayarak etkinliğe katılıyor.

150 parça eşya ile yaşamak

şintoist inanıştan kaynaklı, japonya'da doğmuş bir akımdır. ayni renkli kıyafetten maksimum 4 adet, 2 adet tabak, 1 masa, 1 yatak, şeklinde minimal eşyayla yaşama şeklidir.
alışverişin esiri olmadan, eşyalara hizmet etmeden, daha çok kendinle, iç dünyanla ve hobilerinle ilgilenme şansı tanıyormuş.
biz de kabul görür mü? zor! sadece 90-100 parça çatal bıçak takımları var çeyizlerde. olmazsa, olmaz! beğenmezler bizi.!

biyometrik fotoğraf

rahmetli annem görse, "benim çocuğum değil" , der. bir heyet kurulsa fotoğraftan yargılama yapsa, kesin "suçlu" kararı çıkar. kendi halinde minnoş insanları bile, terörist damgası yiyecek hale getirir. vay arkadaş ne korkunç fotoğraflar bunlar. nasıl bir şey bu?
tanım :ehliyet, pasaport, kimlik gibi resmi belgelerde zorunlu fotoğraf türü.

berat belgesi

inananlar için artık son derece kolay bir yöntemi var. ak partiye oy verdiniz mi tamam! bitti, gitti. ismet bey öyle diyor. hadi yine iyiyiz.

mutfakta yangın var

çocukluğumda gazeteler bu tarz başlıklar atardı. anlamakta zorlanırdım. nereleri yanıyor? diye düşünüyordum. o zaman yanan mutfakların yanında, şimdikiler enkaz yığını. meyve, sebze, kahvaltılık, et, süt ürünleri fahiş üstü fiyatlarla satılıyor. ailelerin düzgünce ve sağlıklı bir yemek sofrası kurması için ödemeleri gereken bedel yüzlerce lira.
genç bir hanım tv röportajında "yalnızca çocuklara kadar alıyorum" dedi. ne acı!
  • /
  • 9

kişiye özel sözlük

sözlüğün ilk dönemlerinde yazmaya devam eden yazarın , sözlüğün kendisi için açıldığının farkına varmasıdır.

sunshine

kendisine özel açılmış sözlük olan yazar.

(bkz:kişiye özel sözlük)

sunshine

who let the sunshine in to sözlük


sözlüğün sadece sözlük olmaması

kadın sözlüğünün tanımıdır. yazarlar burada betim yazarken kendilerini yazarlar.
yıllardır hiç eskimeyen dostluklar kurarlar, birbirlerini desteklerler.. sözlük sadece gelip bir şeyler yazılan bir yer değil anlayacağınız.

diğerlerini bilmem ama bu sözlük sadece bir sözlük değil.

pasta kaymağı yiyen kesim

tabii kendisi pasta kaymağı değil, süt karameli (dulche de leche) yediği için, iyi bilir kim yiyor kaymağı... (bkz:ejder meyveli smoothie)

Toplam betim sayısı: 175

ev işleri

bitmeyen işler grubundadır. büyüklerin deyimiyle "arsız" dır. çamaşır, bulaşık, ütü, cam silme, süpürge, toz alma, mermer, fayans ovma, dolap içi silme ve yerleştirme, market alışverişi, banyo - mutfak hijyeni, yemek. bunlar ana başlıkları, detaya indiniz mi? ne işler açar başınıza ev işleri denen canavar! yardımcınız geliyorsa mutlu olun, yok kendim hallederim diyenlerdenseniz zor çok zor. geceyarısı mutfak dolabı silerken bulabilirsiniz kendinizi.

neşet ertaş

türk halk müziği üstadlarından. ismi için, şöyle bir açılım yapılır : neşet ertaş diye yazılır, neşe, dert, aşk diye okunur. bozkırın tezenesidir.

sakalsız erkek

bazı çevrelerce ısrarla sakal bırakmaya davet edilen erkeklerdir. yoksa "hallenenler" olabilirmiş. ne demekse?
memlekette tertemiz yüzlü insanlara hasret kaldık. bir de bu sözde fetvacıların çağrıları çıktı başımıza. hayır olsun bakalım.

karadut

eskimeyen dost, özel ve güzel kadın. hoşgelmiş! iyi ki gelmiş! gözlerim arıyordu.

kocaya isimle seslenmek edepsizliktir

sabır sabır sabır! yine bir yerlerden, bir ulema fırlamış ve başlıktaki gibi buyurmuştur efendim.
annesi, babası bu insana bir isim vermiş, ben de o isimle tanımışım, ismiyle sesleniyorum. neresi edepsizlik anlayamıyorum.
hey, hop, hişt, bir bakar mısın?
böyle mi seslenelim?
yoksa sosyal medya ağzıyla :kociş, aşkileta, aşkilotom (yazarken içim kalktı) diyelim mi?
haberi okudum, üstad ne diyeceğimiz konusunda aydınlatmamış. konunun devamı karanlık. efendi beye bağlarız gibi geliyor bana.
nede olsa kadınlar ikinci sınıf vatandaştı değil mi?

sözlüğün geri dönüşü

özlenen dönüştür. güzel dostluklar, sıcacık arkadaşlıklar, dostane sohbetlerin yuvasıdır. hoşgelmiştir, iyi ki gelmiştir.

anne olmak

doğanın bahşettiği en olağanüstü duygu ve olaydır. minicik bir canlıyla inanılmaz güzel bir bağla sımsıkı bağlı olarak yaşamınız devam eder. duygulu, keyifli, endişeli, gururlu, neşeli, yorucu, uzun bir yolculuktur. günümüzde, bebeklerin dünyaya gelişi, öncesi, sonrası, (bkz: diş buğdayı), ilk adım kutlaması, doğum günleri, yeni bir iş sahası yaratmıştır.

atatürk

türkiye cumhuriyeti kurucusu ve ulu önderidir. askeri dehası ile bir vatan, devrimleri ile de modern bir ülkenin kurulmasına önderlik etmiş, liderdir. özellikle kadınlara verdiği haklar bakımından tüm dünyaya örnek yenilikler ve iyileştirmeler yapmıştır. belli bir tarihten itibaren, bazı kadınların, gönüllü olarak bu haklardan vazgeçmek istemesi anlaşılır gibi değildir. sorun kılık kıyafetin değil bacı! sorun inancın ve ibadetin de değil! insan yerine konmayacaksın, bunu anlamak çok mu zor? bu kötülüğü kendine, kız çocuğuna, kardeşine yapma desem dinlemezsin! ama yapma!

sakalsız erkek

bazı çevrelerce ısrarla sakal bırakmaya davet edilen erkeklerdir. yoksa "hallenenler" olabilirmiş. ne demekse?
memlekette tertemiz yüzlü insanlara hasret kaldık. bir de bu sözde fetvacıların çağrıları çıktı başımıza. hayır olsun bakalım.

taksim meydanı'nda eğlenen sığınmacılar

güzelce eğlenen gençlerdir. maşallah, hepsi katır gibi tepiniyor (!) mağdur değil miydi bunlar, zor durumda filan. yazın sahillerde, kışın caddelerde güzel eğleniyorlar. yazık! sığınmışlardı, di mi?
Henüz takip eden biri yok.