@harbe giden sarı saçlı çocuk

Yazar

Durum: 8 - 0 - 0 - 0 - 27.03.2019 17:55

Puan: 48 -

9 yıl önce kayıt oldu. Yazar.

Henüz bio girmemiş.

erkeğin kafasının pipisi kadar çalışması

hakarete hakaretle karşılık vermek gerekirse, kadınların kafasının çalışmama sebebini açıkça ortaya koyan tespittir.

gelin görün ki bu tespitin doğru olmadığını düşünüyorum.

güvensizlik

bana göre bir insanın sahip olabileceği güzel özelliklerden biridir. güven insanların kendi tembelliklerini, kendi başarısızlıklarını, kendi hatalarını örtbas edebilmek için uydurduğu devşirme bir duygudur.

hayatta birine güvenmeye ihtiyaç duymak tamamen kendi kişisel gelişim problemlerimizden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.

insanın kendi kontrol altına alamadığı olayları başka insanlara ya da dış etmenlere güvenerek onların kontrol altına almasını beklemesi, kendi acizliği ile barışması ve acziyetini ortadan kaldırma çabasından vazgeçmesi anlamına gelir.

güven duygusunu hayatınızdan çıkardığınızda daha mutlu bir insan olmayacaksınız tabi ki ama emin olun daha mutsuz da olmayacaksınızdır. çünkü güven, aslında sizin hayatta karşılaşabileceğiniz genellikle kötü olasılıkları elimine etme yönteminizdir fakat elimine ettiğiniz bu olasılıklar güven duygusunun varlığından dolayı hiçbir zaman ortadan kalkmayacak ve kaldırılmayacaklar. eğer; güven duygusu ile bu olasılıkları görmezden gelmeyi reddederseniz, o olasılıklar için de hazırlıklı olur ve hatta gerçekleşmesinden çok önce onlara olası çözümler üretebilirsiniz. bu, sizi paranoyak değil daha sağlıklı biri yapar.

bu girdinin tamamı kendi düşüncem olup hiçbir bilimsel dayanağı ya da geçerliliği yoktur. sadece düşünsel yollarla ulaştığım ve yaşamımdaki deneyimlerimden edindiğim bir takım gerçeklere dayandırdığım fikirler.

özetle: bana göre güvenmek; sizin sandığınız kadar masum ve güzel bir duygu değil, tamamen sizin kendi dünyanızı aslında var olan tehlikeleri görmezden gelerek daha güvenli bir yer haline getirdiğinize inandıran bir ilüzyondur.

sözlükteki yazar etkinliğini arttırmak

mümkündür diye düşünüyorum.

ne bileyim admin, moderatör kimin yetkisi var ise, sözlük hesabı tekrar aktif olan eski yazarların kayıtlı e-posta adreslerine ilginç davet mailleri gönderilebilir.

başka bir sözlükte gördüğüm bu yöntem bir miktar işe yaramış gibiydi.

sözlüğün sadece sözlük olmaması

hakikatten sözlükten öte bir yerdi burası.

eski zamanlarındaki gibi aktif olmasını çok isterdim. tabi bunun için devamlı yazmak gerekiyor ne yazık ki çok boşluyorum ben de. hepinizden bu pervasız unutuşum için özür diliyorum. buradaki eski arkadaşların bile çoğunu unuttum. umarım hatırlamak kısmet olur.

sözlükte yazarların istediği özellikler

iki farklı yazarın girdilerine arka arkaya favori verebilmek.

bir girdinin altındaki favori butonuna tıkladıktan sonra diğeri için iki dakika beklemem gerekmese keşke.

fight club

anlaşıldığından çok daha fazlasını anlattığını düşündüğüm bir eser. romanını okumadım, ancak filmi kesinlikle bana göre underrated.

sevgili chuck palahniuk tarafından yazılan roman david fincher tarafından filmleştirilmiş.

kişisel bir psikolojik problemi "cool" bir imaj yaratarak aktarması, erkek(!) çocuklarının özeneceği karakterler sergilemesi ve benzeri özenilecek unsurların etkinliği, ekran karşısındaki toplum üzerinde bile kendini göstermiş ve film, hakettiği kadar olmasa da bir değer görmüş.

filmdeki bu etkileyici unsurların da aslında, yine filme konu olan toplum üzerindeki etkilerini, toplumsal psikoloji ve kitle hareketleri ile bağdaştırarak yorumlamak daha sağlıklı bir bakış açısı gibi.

yani: film çok cool; ağzı, burnu kan içinde hala gülüyo...
bitane deli adam var, efsane yakışıklı bi kişiliği var... diye değil de, biraz daha genel bir çerçeveden izlemek gerek.

kocaya isimle seslenmek edepsizliktir

tdk'nın tanımına göre edep kelimesinin birinci anlamı: "toplum töresine uygun davranma." demekmiş. yani çok da kafaya takılacak bir şey değil. edepsizlik güzel şey. sırf töre öyle emrediyor diye cinayet işlememek de edepsizlik bu tanıma göre.

bence mantıklı.
edepsizliği kötü bir şey olarak algılamak hata olabilir.

metallica

james hetfield ve lars ulrich'in kurduğu efsane amerikan metal müzik grubu.

benim için yeri çok ayrıdır. öyle ki, seneler sonra bu sözlüğe yazdığım ilk betimimi bu başlığa yazmasam üzülürdüm.

grubun kurucusu ve aynı zamanda solisti olan james abiyi, babam olsa anca bu kadar severdim diye düşünüyorum.

adettendir diye buraya en meşhur şarkılarını bırakmak isterdim, ancak en meşhur şarkı diye bir olay yok. e, hiç bırakmamak da olmaz. unforgiven 2 bırakayım, zaten başlık çabuk dolar diye düşünüyorum.

cilt bakımı

belli bir yaşın üzerinde ve belli zamanlarda nem dengesini düzenleyebilmek ve temiz kalmasını sağlamak için şart olan işlemlerdir.
annelerimizin zamanında su-sabun yetermiş, bizlere soda veya temizleyici tonik önerirken, günümüzde çeşitlilik o kadar arttı ki seçim yapmak güç. markalar ürün yelpazesini genişlettikçe, kadınların işi daha da zorlaşıyor. fiyat fayda dengesini bulup, o üründen şaşmamak lazım galiba.

kuru fasulye

türk mutfağının en sevilenlerinden.
üstelik artık zengin yemeği. bugün kilosu 37.tl'ye kuru fasulye gördüm. "yok artık" diye sesli sesli itiraz ettiğimi duydu kulaklarım. deli demesinler diye hızla uzaklaştım.
zamanında 7,5tl olunca şarkı yazanlar bugünleri görselerdi, opereti esirgemezlerdi sanırım.

3. havalimanı

dünyanın 2. büyük hava limanı. gel gör ki dünyanın öbür ucunda. gitmek için toplu taşıma olarak uçak kullansan yeridir.
büyük mü büyük? işe yarar mı yarar amam sanki bizi düşünerek değil de yabancı yolcu için yapılmış gibi duruyor.
neyse ne bir uçan taksi çevireyim şuradan yoksa geç kalacağız.

beğenilmeyen hediye

heyecanla bir süredir koşturup, mağaza mağaza dolaşıp, özene bezene seçtiğiniz hediyeyi, açılırken izlediğinizde, açanın yüzünde oluşan buruk gülümseme eşliğinde zoraki teşekkür cümlesinin, onayladığı beğenilmemedir.
-beğendin mi?
-a evet teşekkür ederim.
-değiştirme kartı var. istersen?
-teşekkür ederim. güzelmiş.
olmadı! sesin tınısı, gülümseme hepsi zorlama.
herkesi mutlu etmek çok zor sözlükçüm.

patlıcanın marketlerden kovulması

bu patlıcan var ya dostlar, hiç rahat durmamış, yanına patatesi, soğanı, biberi özellikle sivri olanı almış "ztö" yü kurmuş.
içten, içe ülkemiz ekonomisini çökertmeye karar vermişler. ama bizim büyüklerimiz, hiç kül yutar mı? asla!
hemen ifşa oldu örgüt. zerzavat terör örgütü başkanı patlıcan marketlerden kovuldu. örgüt çöktü.
öyle mazot, gübre, ilaç çok pahalı, işcilik ücretleri, yerli tohum gibi detayları anlatmayın. o patlıcan yok mu o patlıcan! bütün kabahat onundu.

sözlüğün sadece sözlük olmaması

sözlüğün aile şirketi gibi bir şey olması.
yahu kaç yıl emek ver, dostluklar kur, sahiplen, kariyer yap*, sonra hepsini yitir, yıllarca bekle, sonra geri döndüğünde hiç ara vermemiş gibi kucakla, sev, dün görüşmüş gibi dostluklara devam et, betimler gir, canlandır, emek ver! şu hayatta kime, neye bunkadar emek verdiysek zaten ya ailemiz oldu, ya yarimiz... sözlük tabi ki sadece sözlük değil... üstelik insanın kendini geliştirmesinin en naif yollarından, ifade özgürlüğünün en sıcak platformlarından da biri. seviyorum sözlük. evet seni! seni yaradanı* ve emek verenlerini yani tüm yazanlarını* ve okuyanlarını, çok!

silahlanmak

bir mafya abisi böyle buyurmuş :silahlanın, hiç değilse av tüfeği alın.
kime karşı silahlanıyoruz? niye silahlanıyoruz? etrafındaki güruh sormamıştır tabi.
asıl merak edilen cumhuriyet savcıları nerededir? bu soruyu neden sormazlar?
fazla mı meraklıyım acaba? soru sormaya da korkuyorum sözlükçüm. bu kadar yeter sanırım.
unutmadan, silahlara karşıyız.

yazmaktan korkmak

ülke gündemini takip edip, dolup taşıp içimi dökmeye sözlüğe geliyorum.
heyecanla bir başlık açıp yazmaya başlıyorum. üzüntümü, tepkimi, kırgınlığımı.
sonra birden duruyorum. gazete haberleri geliyor aklıma.
"şu büyüğümüze eleştiriden 14 ay"
"bu tiyatro oyunundan 9 ay"
"falanca tweetten 20 ay"
yazamazsın diyorum. sağlığın bu tarz bir çileyi çekmeye uygun değil.
korkuyor muyum? evet!
bundan dolayı üzülüyor muyum? evet!
ama en başta sevgili tunaqua'nın başına iş açılacak, görüş günlerinde sigara falan getirecek. kızım çok kızacak, üzülecek, köpürecek. onun için güzel yaz diyorum kendime. cici, cici yaz. aferin bana.

taksim meydanı'nda eğlenen sığınmacılar

güzelce eğlenen gençlerdir. maşallah, hepsi katır gibi tepiniyor (!) mağdur değil miydi bunlar, zor durumda filan. yazın sahillerde, kışın caddelerde güzel eğleniyorlar. yazık! sığınmışlardı, di mi?

sözlükte yazarların istediği özellikler

Toplam betim sayısı: 8

sözlükteki yazar etkinliğini arttırmak

mümkündür diye düşünüyorum.

ne bileyim admin, moderatör kimin yetkisi var ise, sözlük hesabı tekrar aktif olan eski yazarların kayıtlı e-posta adreslerine ilginç davet mailleri gönderilebilir.

başka bir sözlükte gördüğüm bu yöntem bir miktar işe yaramış gibiydi.

sözlükte yazarların istediği özellikler

iki farklı yazarın girdilerine arka arkaya favori verebilmek.

bir girdinin altındaki favori butonuna tıkladıktan sonra diğeri için iki dakika beklemem gerekmese keşke.

sözlüğün sadece sözlük olmaması

hakikatten sözlükten öte bir yerdi burası.

eski zamanlarındaki gibi aktif olmasını çok isterdim. tabi bunun için devamlı yazmak gerekiyor ne yazık ki çok boşluyorum ben de. hepinizden bu pervasız unutuşum için özür diliyorum. buradaki eski arkadaşların bile çoğunu unuttum. umarım hatırlamak kısmet olur.

sözlükte yazarların istediği özellikler

iki farklı yazarın girdilerine arka arkaya favori verebilmek.

bir girdinin altındaki favori butonuna tıkladıktan sonra diğeri için iki dakika beklemem gerekmese keşke.

kocaya isimle seslenmek edepsizliktir

tdk'nın tanımına göre edep kelimesinin birinci anlamı: "toplum töresine uygun davranma." demekmiş. yani çok da kafaya takılacak bir şey değil. edepsizlik güzel şey. sırf töre öyle emrediyor diye cinayet işlememek de edepsizlik bu tanıma göre.

bence mantıklı.
edepsizliği kötü bir şey olarak algılamak hata olabilir.

metallica

james hetfield ve lars ulrich'in kurduğu efsane amerikan metal müzik grubu.

benim için yeri çok ayrıdır. öyle ki, seneler sonra bu sözlüğe yazdığım ilk betimimi bu başlığa yazmasam üzülürdüm.

grubun kurucusu ve aynı zamanda solisti olan james abiyi, babam olsa anca bu kadar severdim diye düşünüyorum.

adettendir diye buraya en meşhur şarkılarını bırakmak isterdim, ancak en meşhur şarkı diye bir olay yok. e, hiç bırakmamak da olmaz. unforgiven 2 bırakayım, zaten başlık çabuk dolar diye düşünüyorum.

fight club

anlaşıldığından çok daha fazlasını anlattığını düşündüğüm bir eser. romanını okumadım, ancak filmi kesinlikle bana göre underrated.

sevgili chuck palahniuk tarafından yazılan roman david fincher tarafından filmleştirilmiş.

kişisel bir psikolojik problemi "cool" bir imaj yaratarak aktarması, erkek(!) çocuklarının özeneceği karakterler sergilemesi ve benzeri özenilecek unsurların etkinliği, ekran karşısındaki toplum üzerinde bile kendini göstermiş ve film, hakettiği kadar olmasa da bir değer görmüş.

filmdeki bu etkileyici unsurların da aslında, yine filme konu olan toplum üzerindeki etkilerini, toplumsal psikoloji ve kitle hareketleri ile bağdaştırarak yorumlamak daha sağlıklı bir bakış açısı gibi.

yani: film çok cool; ağzı, burnu kan içinde hala gülüyo...
bitane deli adam var, efsane yakışıklı bi kişiliği var... diye değil de, biraz daha genel bir çerçeveden izlemek gerek.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.