araf

araf

araf

araf

araf
araf

iyi ya da kötünün (cennet ya da cehennemin) arasında olduğunuzu hissettiğiniz o ince çizgi.
iyiliğin sonunda, kötülüğün başındasınızdır.
seçimleriniz sizi tekrar doğuracaktır.

kelimelere yeniden hayat verme yeteneği olduğunu düşündüğüm elif şafak'ın kimlik bunalımları ve aidiyetsizlik üzerine ingilizce yazdığı sonradan türkçeye cevirilen kitabi.

ilk okudugumda bazi vurucu cumlelerin altini cizmekle dahi vakit kaybetmek istemedim. 2.okudugumda altini cizdim cumlelerin ve uzun uzun düşündüm. (tüm elif şafak kitaplarında yaptığım gibi) kitabı sonraki her elime alışımda sadece bir cümle okumaliyim ve beni alip götürmesine izin vermeliyim dedim ve farketmeden tekrar tekrar bitirdim. sonuç olarak 13 kez okumuş oldum araf'ı.
tabi bu soyledigim 2006-2010 yılları arasında. su an okusam ayni sekilde etkilenir miyim emin değilim.

(bkz:the saint of incipient insanities)

0 ( sıfır noktası) bir konuda ne yaparsanız yapın sonucun değişmeyeceği anlar olur. iyi ve kötünün olmadığı sonucun da aynı olacağı gibi. orası araftır.
rivayete göre çok fazla bekletmezler arafta.

en iyi benzetme karşılığı tampon bölgedir. ne o yana aittir ne de bu yana.