öğrenilmiş kadınlık

toplum tarafından dikte edilmiş kadınlıktır.
kadın belli bir tecrübeye ve eğitime sahip olmadan bunun farkına ne yazık ki varamaz.
çünkü daha doğduğunda bir yığın misyona dahil olmuştur.
kız olarak doğup kiremit çınlatmış, abla olmuş kardeş bakmış, misafir gelmiş dersini bırakıp evin hanım ve yardımcı kızı olmuş, uzak diye kazandığı okula gidememiş, elalem ne der zorbalığının bir numaralı muhatabı olmuş, çalışan olmuş ikinci sınıf, anne olmaya korkmuş hatta işime ne olur kaygısından, evlenmiş hem evine hem işine koşturmuş, anne olmuş ve. farkına varmasına izin verilmeden yüklenmis düzen.
bir gün ne oluyor böyle dediğinde ise ötekilestirilmis.

kadınlık çok zor bir zanaat. sanatçısını uçurumun kenarında dolandıran bir aldatılmışlık.
kadının en belalı kısıtıdır. öğrenilmiş kadınlığın yaptığını hiç kimse hiçbir varlık yapamaz. kadın başına gelenlerin bundan dolayı geldiğini de bilmeden fasit daire içinde döner durur.

yaptığı her şey aslında kendi sınırlarını ve sorunlarını örer. mahalle baskısı ne derler veya kızlar böyle yapar, kadın şöyle yapar gibi tabu haline getirdiği davranış kalıplarında ezilir.

sonrada kendi çocuklarını özgür iradeli, kendini bilen, karşısındakine ama önce kendine saygı duyan bireyler olarak yetiştirdiklerini düşünürler ama onlarda kendilerinin kötü bir kopyasıdır.

toplumsal yaşantının özü saygıdır. bireysel veya mahalledeki baskılara itaatin saygı olarak algılanması değil.
sabah uyanınca ilk iş olarak çay suyu koymak en belirgin özelliklerindendir.
öğrenilmiş kadınlığın iki yüzü var.
kadın ve erkek. erkeğin öğrendiği kadınlık ta işin içine girince sorun bal börek kıvamında oluyor. kadından beklenilen kadınlık ve kadının kendini tanımladığı kadın kişilik.

deneme