aksaray otizm eylemi

aksaray otizm eylemi

aksaray otizm eylemi

aksaray otizm eylemi

aksaray otizm eylemi
aksaray otizm eylemi

otizmli çocukları yuhalayarak onların ve çocuklarının ötekileşmesine izin vermemek için yüksek çaba sarf eden ailelerinin değerli psikolojilerini etkileyen utanç verici tablo.

ya o çocuk sizin çocuğunuz olsaydı? kınadığı şeyle sınanır insan.
değerler eğitimi veremediğiniz çocuğunuza zararı otizm değil böyle bir ailede büyümek verecek. çok yazık. bir anne olarak parçalandım, bir insan olarak utandım.

"hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz,
bir köpeğin başını hiç okşamamış,
hiç bayram şekeri dağıtmamış,
çocukla çocuk olmamış gibi kötüsünüz!"

(bkz: otizm değil ama cehalet bulaşıdır)
(bkz: eğitim haktır, ayrımcılık suçtur)

soruşturma derinleştikçe muhtarın seçim vaatlerinden birinin "seçilirsem, bunları okuldan göndereceğim" olduğu ortaya çıkmış, çirkin vahim, yürek yakan olaydır.

"" otizm; erken çocukluk çağlarında belirtilerin gözlendiği önemli bir nöro-gelişimsel bozukluktur. otizme dair belirtiler bazı çocuklarda gelişim basamaklarının erken dönemlerinde başlarken, bazı çocuklarda öncelikle normal seyreden gelişimde gerileme veya aksaklıklar olur. otizm şüphesi çocuğun konuşmasının gecikmesi veya etrafa ilgisiz, tepkisiz olması ile ortaya çıkar. aile, çocuğun akranları konuştuğu halde hiç kelime çıkarmamasından ya da daha önce “anne, baba” gibi tekli kelimeleri söyleyebilirken son aylarda bu kelimeleri unutması nedeniyle doktora başvurur.

otizmde görülen belirtiler arasında duyusal problemler belirgindir. duyusal problemler bireyin çevre ile uyumunu azaltmaktadır. bireyin hayata olan adaptasyonunu azaltmaktadır. örneğin; yüksek sese karşı duyarlılık, dokunma hassasiyeti, ışığa karşı duyarlılık, derinlik problemleri, denge ile ilgi problemler gibi problemler bireyin gelişmesiyle birlikte değişen sosyal düzendeki problemlerini arttırarak devam ettirmektedir."" (alıntıdır)
bu yavruların sadece çevreyle uyum problemleri varken, üstüne yuhalanarak incitilmeleri, kahredici bir olaydır. tüm sorumlular, vicdanlarda en ağır cezayı almıştır.

insan olarak baktığımda; dünyaya gelmiş olan herhangi bir canlının, o dünyaya gelene kadarki sürede toplumların geçirmiş olduğu değişimlerden etkilenmiyor olması gerektiğine inanıyorum. örneğin; kapitalist bir toplumun içerisinde doğmuş olmanız o kurulu sistemin bütün kurallarına harfiyen uymanız gerektiği anlamına gelmemeli. bir kölenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmak sizi bir köle olmak zorunda bırakmamalı.

devletler, bir insan topluluğunun hayatta kalmasına yardımcı olması maksadıyla o topluluk üzerinden aslında o toplumu oluşturan her bir bireyi korumak için yine o topluluk tarafından oluşturulan yapılardır. hiçbir devlet ya da hiçbir otorite, yaşayan ve içerisinde bulunduğu topluma zarar verme gayesi olmayan herhangi bir birey üzerinde yaptırım gücüne sahip olmamalıdır.

fakat devlet, kendisini oluşturan toplumun bir öğesi olan her bir bireyi; gerek aynı toplumun içerisindeki gerekse farklı toplumlardaki kişilerin ya da kuruluşların zararlı ve yaşama hakkını tehdit eden davranışlarından korumakla yükümlüdür.

bunu başaramayan devlet, sorumlu olduğu topluma karşı suç işlemiş sayılır. devletin topluma karşı işlediği suçların cezası toplum tarafından verilmek zorundadır. devleti oluşturan organların yine devletin kontrolünde oluyor olması, devletin dokunulamaz bir oluşum olduğu anlamına gelmez. devletin varlığının yegane sebebi, onu ortaya çıkaran toplumdur. hiçbir bilinçli canlı kendi oluşturduğu bir sistemin altında ezilmeye mahkum değildir.

otizmli olsun ya da olmasın, toplum içerisindeki herhangi bir bireyin topluma karşı işlediği herhangi bir suç olmaksızın, toplum tarafından cezalandırılması söz konusu olamaz. bu, yukarıda bahsettiğim üzere devletin var olmasının temel amacıdır.

basit bir düz mantıkla, ben ve arkadaşlarım bir araya gelerek mahallemizde hoşumuza gitmeyen insanları sopalarla dövebiliriz. ve hatta öldürebiliriz. bunun herhangi birini toplum içerisinde rencide edilmesi ya da ötekileştirilmesinden farkı yok benim gözümde.

uzattığımın farkındayım fakat herkeste boyun eğme eğilimi gözlemliyorum ve bundan nefret ediyorum. yetiştirilme tarzından mı, toplumsal duyarsızlaşmadan mı, kanıksamışlıktan mıdır bilmiyorum. sanırım kanıksamışlık bu. geçmişte ve günümüzde devletlere gerçekten ihtiyacımız olduğu toplumsal bilinciyle, onlara bir şey olacak diye çok korkuyoruz. aslında devleti ortadan kaldırmak değil, kendilerine devleti yönetme gücünü verdiğimiz insanları cezalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

çocuklarımızın da özgür düşünebilen, haklarını bilen birer bireyler olması için çabalamalıyız. kendi çocuğuna doğruyu, yanlışı öğretemeyen insalar devletin veya başka insanların yanlışlarını hiç düzeltemezler. kendi toplumumuzun en kötü hastalıkları olan, boyun eğme ve biat etmeyi ortadan kaldırmak gerekiyor.