paris hilton

hilton otellerinin varisi, modacı, magazin ikonu. otel dünyasının yaramaz çocuğu. adı bir çok skandala karıştı ve sonunda ortadan kayboldu gitti.
bir web sitesi var elbet
https://parishilton.com/
kadını ne zaman görsem - yan komşum olduğundan sıklıkla görüyorum muşum - tv de falan, aklıma hep bir saçmalığın içine girmekten kıl payı kurtuluşum gelir. yıllar yıllar önce, baya bir gençken ben, kapıma kim tarafından yazıldığı belirsiz mektuplar bırakılıyordu haftada bir. bir kaç ay sürdü bu. mektupların içeriği çocukça bir tarzda yazılmış ilanı aşk, beğeni cümleleriydi çoğunlukla. biraz da ürkütücüydü tabi, korkmayı gerektirecek sözler yazılmamış olsa da sağlıksız birinden geldikleri anlaşılıyordu. mektuplar hep şu cümleyle bitiyordu " seni paris hilton'a benzetiyorum ama sen ondan daha güzelsin " aramızda hiç de benzerlik olmadığı ve kadının benden güzel olduğu kesin olmasına rağmen beni sinir eden bir benzetme olmuştu bu. neyse, o sıralar ben de bir çocuktan çok hoşlanıyorum. zaman, zaman karşılaşıyoruz merhabalaşıyoruz ama ondan hoşlandığımı belli edecek bir şey yapamıyorum. çünkü gözlerinde benimle ilgilendiğine dair bakışlar yakalasam da vücut dili tam aksini söyler gibiydi. aşırı gergin, aceleci hatta sinirlilik hali vardı. sanki varlığımdan rahatsız oluyor gibiydi. bir gün kafede yakın bir arkadaşımla oturuyoruz, elime de yeni bir mektup ulaşmış. arkadaşıma okuyorum ve hem kim olabileceği hakkında kritik yapıyor hem de dalga geçiyoruz yazılanlarla. o sırada hoşlandığım çocuk geliyor ve yan masaya oturuyor. muhtemelen de az çok kulak misafiri oluyor bize ve çocuğun renginin değiştiğini görüyorum şaşırarak. o kadar kızarıyor ki yüzü içimden " iyi misin " diye sormak geliyor ama sormuyorum. ertesi gün erken gelmiş bir mektup daha buluyorum. benzer içeriğe ek olarak şöyle yazıyor " lütfen sana yazdıklarımı kimseyle paylaşma, aramızda kalsın " ilahi bir şekilde saniyesinde taşlar yerine oturuyor. hemen arkadaşımı arayıp çağırıyorum " o olabilir mi? " diye kafa yoruyoruz. sonra sahte bir hesap açıp çocuğu facebooktan ekliyoruz, kabul ediyor. profilinde gezinmeye başladığımızda paris hilton fotoğraflarıyla dolu bir albümle karşılaşıyoruz. bir yanım " yazık oldu, yakışıklı çocuktu " diyor bir yanım da " ya bir şekilde ilk adımı atmış olsaydım " diye oh çekiyor. sonraki ilk karşılaşmamızda o merhaba dedikten sonra " o sensin değil mi ? " diye sordum. kim diye sormadan direkt " hayır ben değilim " dedi. bir daha yazmamasını söyledim sadece ve uzaklaştım. yazmadı bir daha ama bir süre facebook hesabında şiirler eşliğinde paris hilton fotoğrafları paylaşmaya devam etti. işte paris hilton'un bende ki yeri ve çağrışımı da budur.
sitesinde tüm videolarını paylaşmamış olan hatun.