mehmetçik

türk milleti için ölüm-kalım savaşı olan çanakkale savaşı’nda bigalı mehmet çavuş da cephededir.

itilaf devletleri deniz savaşları sırasında 4 mart 1915’de ilk olarak karaya asker çıkarmayı dener.

itilaf donanması, 4 mart 1915’de, 5 zırhlı ve 7 torpido desteğinde önce seddülbahir tabyasını, kaleyi ve köyü 45 dakika ateş altına aldıktan sonra, 3 büyük sandalla seddülbahir iskelesi’ne gelerek saat 15:30’da karaya tam teçhizatlı 75 civarında asker çıkartır.

ingilizler bu çıkarmayı seddülbahir tabyası türkler tarafından boşaltılmış olduğunu zannederek yapmışlardı.

aslında tahminlerinde haklılardı… seddülbahir tabyası türkler tarafından boşaltılmıştı fakat bu bölgeyi kara saldırılarına karşı savunmaktan sorumlu olan 9. tümen komutanı albay halil sami bey, 27. alay 3. tabur 10. bölük eratından mustafa oğlu bigalı mehmet çavuş komutasındaki yarım takım askeri (20 asker) seddülbahir kalesi’ne yerleştirmiştir.

deniz tarafına, karşıyı geniş bir açıdan görebilecek şekilde yerleşmiş olan bigalı mehmet çavuş komutasındaki 20 türk askerinin elinde sadece el bombası ve tüfekleri vardı…
çıkarma olmadan önce bigalı mehmet çavuş askerlerini toplamış ve şöyle bir konuşma yapmıştı…

“bana bakın, üzerinde durduğumuz, ayağımızı bastığımız yer ata yâdigarıdır, vatanımızdır. ha anamızın ırzı ha vatanın ırzı!

bu gelenler de unutmayın ırz düşmanları…

bu ırz düşmanları buraya geldiklerine pişman olmalı!…”

ingiliz askerleri çıkarmaya başlayınca, bigalı mehmet çavuş beklenen emri verir;

“ateş!..”

karaya çıkan ingiliz askerleriyle mehmet çavuş’un takımı arasında, 3 saat devam eden şiddetli bir çatışma yaşanır.

seddülbahir kalesi içerisinde bulunan mehmet çavuş’un askerleri sürekli yer değiştirip, ateş ederek sayılarını çok gösterdiler. bu nedenle teknelerde bekleyen ingiliz askerlerinin tamamı karaya çıkamadı.

bir ara mehmet çavuş’un tüfeğinin mekanizması işlemez olur. tüfeğini yere atarak istihkam küreğini eline alır, düşman üzerine kürekle saldırır… (bazı kaynaklarda taşla saldırır demektedir fakat genel görüş kürekle saldırdığı yönündedir)

üç saat sonunda ingilizler 23 ölü, 35 yaralı ve 4 kayıpla gemilerine geri dönerler.

deniz savaşları sırasında yaptıkları bu en büyük çıkarma hüsranla sonuçlanır.

25 nisan’a kadar başka çıkarma yapamazlar.

bu çarpışmada türk askerlerinden 6 şehit, 13 yaralı vardır.

bigalı mehmet çavuş’ta başından ve göğsünden yaralanır. avuçlarının içi de paramparçadır. maydos hastanesi’nde tedavi olur, hava değişimi için izin verilerek köyüne gönderilir. fakat izin süresini tamamlamadan “arkadaşlarım cephede savaşırken ben burada yatamam” diyerek tekrar cepheye döner.

4 mart günü seddülbahir’deki çatışmayı harapkale’den izleyen 19. tümen komutanı yarbay mustafa kemal, çanakkale müstahkem komutanlığına gönderdiği raporunda mehmet çavuş’un madalyayla veya başka biçimde ödüllendirilmesini ister.

mehmet çavuş gümüş harp madalyası ile ödüllendirilir. ayrıca kendisine atatürk tarafından köstekli gümüş saat ve gümüş tabaka (tütün koyma yeri ve kahramanlık beratını koymak için ayrı bir bölümü olan) hediye edilir.

mehmet çavuş’un kahramanlığı, kürekle düşmana saldırması ve askerleriyle beraber başarılı olması, her yerde büyük bir gurur ve kıvanç kaynağı olur. istanbul gazeteleri ondan bahsederler.

bigalı mehmet çavuş, çanakkale savaşı’nın kamuoyuna adı açıklanan ilk kahramanıdır.

türk askeri, bigalı mehmet çavuş ve kahramanlığından ilhâm alınarak, o günden sonra türk milleti tarafından “mehmetçik” diye anılacaktır.
(ataturkicimizde. com)
mehmet veya mehmed türklerin hz. muhammed için överek söyleyiş şeklidir.
mehmetcik ise muhammedin askeri anlamında kullanılır. son gelen -cik eki küçültme anlamı değil burada tamamen başka bir anlamda kullanılmıştır.

türk ordusunun ocağı bunun için peygamber ocağıdır. aynı kaptan aynı karavanadan ve aynı öden olduklarını anlatmaya yarar.

ne denebilir ki;
dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. her zaferin en büyük payı senindir." atatürk