tereyağdan kıl çeker gibi

eskiden atalarımız bütün önemli konuları yemek yaparken düşünürlermiş. öyle ki devlet işleri bile yemek masalarında karara bağlanır kanunlaşırmış. günlerden bir gün bir konuda konuşulurken ( sofraya da saki yeni sıcak ekmek ve terayağ getirmiş) konuda çok kolay anlalşımış ve nasıl olacağı karara bağlanmış. padişah tam bunlar konuşulurken sıcak ekmeği eline almış ve tereyağa bıçağını götürmüş . birde ne görsün tereyağın üzerinde kıl var. masada oturanları almış bir telaş. ne yapacaklarını düşünürken vezir hemen önüne atılmış ve kendi bıçağı ile tereyağ üzerindeki kılı almış. sonra gevrek gevrek gülerek "bizim işte aynı tereyağdan kıl çeker gibi oldu" demiş.
sonra bu konuşmalar sonradan kanunlaştığı için meclisi hümayunda konuşulur olmuş ve dilimize yer etmiş ve o günden bu yana bir işin çok kolay sonuçlandığını anlatır olmuş.

(bkz:bu ülkede yaşamayı seviyorum).