hırsızlık

ülkemizde pek yaygın bir eylemdir.
en büyüğümüzden, en küçüğümüze fırsat bulunca çalıveriyoruz, duramıyoruz efendim.
apartman yöneticimiz şirin bir kapı paspası aldı. apartman girişine. üzerinde gülen yüzler vardı. dışarıdan geldiğimde, pek hoşuma gidiyordu,gülen yüzler tarafından karşılanmak.
çaldılar efendim. evet yanlış okumadınız, kapı paspasını çaldılar. çok düşündüm, neden diye? bir kaç liralık bir şey neden çalınır? bulamadım cevabını.
çalıyoruz efendim duramıyoruz. balık baştan kokuyor. aşağılara inince, paspasa kadar düşüyor ama yine çalıyor.
bir toplumun en tepesinde duranlar aralıksız büyük vurgunlar yaptıkça, ( bunlar yanlızca siyasetçiler değil, doğuştan imtiyaz sahipleri, bir şekilde köşeyi dönmüş olanlar, insanları sanayii bölgelerinedeki fabrikalarına kapatmış iş verenler, 5 kuruş etmez bir çöp parçasını reklam bombardımanlarıyla dünyanın en gerekli şeyiymiş gibi gösterenler vs. ) hem kendine ait olmayan bir şeyi sahiplenmeyi normalleştirdikleri için hem de geriye kalanlara hiç bir şey bırakmadıkları için diğer yandan da bir insan olarak itibar sahibi olmanın yolunun her türlü metaya sahip olmandan geçtiği mesajını verdikleri için toplumun içinde de karınca sürüsü gibi küçük hırsızlar çoğalır. böyle bir toplumda kapına paspas koyamazsın, çöp kovası koyamazsın, sokak hayvanları su içsin diye boş bir yoğurt kutusu bile koyamazsın.
şimdilerde moda yeraltına döşenmiş internet kablolarını çalmak; çünkü bakır pahalıymış! yurdum insanı için yerin altı, üstü farketmiyor, hırsızlıkta seviyemiz arşa değmiş vaziyette..