yalnızlık

alışınca geri dönüşü olmayan durumdur. alışkanlıklar öyle ha deyince yokolmaz.
kim söylemiş bilmiyorum ama katılıyorum " eğer yalnızlığı seviyorsan asla yalnız değilsindir. "
bir çeşit korkusuzluk hali.
bütün değer yargıların teklik üzerine değiştiğinde geri dönüş olmuyor maalesef. kalabalıklar bile yalnız geliyor. kendini anlatacağı sadece kendi kalıyor insanın bu korkulacak bir durum da değil hani.
bir annenin, günde 15 dakika bile olsa ihtiyaç duyduğu, fakat ulaşmasının pek mümkün olmadığı, duygu durum ve fiziki durum halidir.
yalnızlık,sadece üzgün ve umutsuz olduğun anlarda senin peşini bırakmayan bir dost...
senin yalnızlığın seni kötü günlerde yalnız bırakmaz,sevdiklerin gibi değildir.
yalnızlık sadece seninle var olan bir parçadır.
yoksa sen mi yalnızlığın bir parçasısın?
gülüşünle gülümseyen insanların olmaması durumu!
anne olunduktan sonra lüks yaşam standardı sayılan, markete gidebilme gibi kısa evden çıkışların bile kategorisine girdiği özlenen eylem.
kendini bilmenin başlangıcı ve sonudur. her birey kendini bulup bilmeye başladığında mevcut anlayışlardan farklılaşmaya ve kendine doğru yönelmeye başlar. bu öncelikle etrafı diye düşündüğü kişilerin olayların bireyden uzaklaştığının göstergesidir. her yolculuk insanın kendinden kendine olan yolculuğudur. yanlızlaştığınızı düşünmeye başladığınızda bu iyi bir şeydir korkmaya gerek yok .
nahit hanım’a bir türlü kavuşamayan, 14 temmuz 1950’de vefat eden değerli şairimiz orhan veli kanık’ın güzel bir şiiri.

bilmezler yalnız yasamayanlar,
nasıl korku verir sessizlik insana;
insan nasıl konuşur kendisiyle;
nasıl koşar aynalara,
bir cana hasret,
bilmezler.
yalnizligim yollarima pusu kurmus beklemekte... yani diyor ki sair siirinde, her an yalnizlik beni vurabalir. varsin vursun ki, yalnizlikta kalalim biraz bu kalabaligin kesmekesliginde ic benligimize donup, kendimizi biraz olsun dinlememiz, bir ust seviyeye gecmemiz icin en onemli adimlardan biri degil mi? o zaman hadi gelin ustume korkmuyorum!