bebek

minyatür canlı.
bu kadar mı sevimli, bu kadar mı tatlı olur, bu kadar mı huzur verir insana nefes alışverişi.
olağanüstü bir insan kopyasıdır. ya da bir dostun deyimiyle, "insan kırıntısı"
zor ve zahmetli bir yolculuktur büyümesini izlemek. yaşattığı keyif ve huzur ise anlatılamaz.
adına şarkılar yazılan, sahili blogger, sosyete, kendini göstermek isteyen ünlü kişi ve kişiler kaynayan istanbul boğazının nadide semti.

sabah saat 8 gibi sahile gidin, nöbete başlayın ve sayın.önünüzden geçen kişileri. kilometre kare başına düşen blogger, ünlü sayısı veya sosyetik, ve ç.ü.k. sayısı istatistikleri türkiye standartları üzerinde bir bölge.
şu yaşıma geldim, oka dar yeğen büyüttüm, - nereden baksan bebeklerken hepsine bilfiil baktığım süre bir ayı geçiktir - dönüp geriye baktığımda " ne güzeldi " demek aklımın ucundan dahi geçmiyor. biberonla mama içirirken öhö dese " ayy bu boğuldu, vallahi boğuluyor", oturduğu yerde 20 cm mesafeden kafasının üstüne düşse " aha bıngıldağı patladı " diye diye ruhunu teslim ediyor insan. dişi çıkmadığı halde ille bir şeyler kemireceğim diye tutturduğunda elini pençe haline getirip tepesinde avcı gibi beklemek zorunda kalıyorsun. uyutmaya çalışırken " uyusa da bir kaç saat huzura ersem " dersin, beşiğine koyduktan sonra beş dakikada bir gidip nefes alıyor mu diye kulağını dayarsın yüzüne. uzaktan bakınca evet çok sevimli ama yakından ilgilenmek dehşet verici.