14 şubat sevgililer günü

mağazaların, kafeteryaların, restorantların kırmızı süslerle bezendiği, her yerden kalp ve kalpcik süslemelerin üzerimize atladığı, bir vakitler bir aziz, evlenmeleri yasak romalı askerleri evlendirdi diye, şimdi kendimizi parçalayarak, paralayarak kutladığımız özel gündür.
günler öncesinden reklam bombardımanı başlar, seda bilmemkim süzülür, dudaklarını büzer, "sevdiğinize pırlanta alın" filan taksitle.
bir başka reklam "fırın alın" diğeri "gümüş" alın, öbürü "evin eşyalarını yenileyin. sizi daha çok sevsin".
özel günler güzeldir, hediyeler de güzeldir ama ölçüsünde.
sevdiğinizi her gün sevin genç hanımlar, genç beyler. doğal olun, net olun, açık olun. saygılı olun birbirinize. inanın sevginiz daha güzelleşir, daha uzun ömürlü olur.
minik hediyelerle hediyeleşin. hiç bir şeye gücünüz yetmiyorsa bir çay ya da kahve için birlikte. en samimi sözler eşliğinde.
işte o an ve anlar, sevginin ve sevgilinin günü anlamını taşır. pakete konup, duygusuzca verilen bir pırlanta inanın bu anlar yanında çok değersiz kalacaktır.
kalıplaşmış günleri kutlamak yerine kendi özel günlerinizi ve anılarınızı kutlayarak değerli kılın.
her yerin kırmızı güller ve kalplerle süslü olduğu. kırmızı gül fiyatlarının 5 katına çıktığı gün. medyanın ve mağazaların yönlendirmesiyle kutlamak zorunda bırakılıyorsunuz ama bence kendi özel günlerinizi kutlayın. başkalarının dayatmalarını değil.
kendimi çok özel hissettim, yarın yine kezban haline dönüşeceğim günü.

erkeğin bal kabağım moduna ne kadar kolay girebildiğini gösteren gün.

önemli olan ertesi gün
hemen hemen herkesin "sadece ben kutluyorum, en özel benim kutlamam olmalı" diyerek, hizmet sektöründe çalışanların burnundan getirdiği gün.